BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşi bırakıp onu dinleyin

İşi bırakıp onu dinleyin

Çocuğunuz, okulun ilk dönemi geride kalana kadar okula başlarken yaşadığı heyecanı yaşayacaktır. Heyecanı sıcak tutmak adına ona gününün nasıl geçtiğini sorun. İşinizi bırakıp anlattıklarını dinleyin.



> Ahmet Rasim Akdağ İğneden korkanlar için doktorlar “Hiçbir şey olmayacak, sinek ısırığı gibi gelecek” derler bilirsiniz. İğneyi yaptıktan sonra da “Bak, hiçbir şey olmadı değil mi?” derler, yüzlerine sevecen bir tavır takınarak. Şimdi aynı jest ve mimikle “Bakın, hiçbir şey olmadı değil mi?” diyorum ben de okullar açılırken çocukları için endişelenen anne ve babalara. AMAN DİKKAT Geçtiğimiz haftalarda sayfamızda okula yeni başlayan çocuklar için velilere tavsiyelerde bulunmuştuk. Şimdiyse bir aydan fazla bir süreyi geride bıraktık. Gördüğünüz gibi bir şey olmadı. Belki ilk günlerde çocuklarınız sizlerden ayrılmak istememişlerdir ama göreceksiniz, yakın zamanda öğretmenlerinin yanında sizi görmeyecekler bile. İşte burada siz velilere yeni vazifeler yükleniyor. Çocuğunuz, öğretmenini rol model olarak alacak ve sizin ondan yapmasını istediğiniz bazı şeyleri, onun için ne kadar faydalı olursa olsun, yapmak istemeyecektir. Böyle zamanlarda en kolay yol, öğretmeniyle konuşup yapmasını istediğiniz şeyi öğretmenine söylettirmektir. Öğretmenine her zaman ulaşamama ihtimaliniz olduğu için de bu gibi durumlarda çok dikkatli olmanız gerekir. UZMANLARA DANIŞIN Ayrıca çocuğunuz, öğretmeninin verdiği ev ödevlerini, projeleri veya kendisinden yapmasını istediği şeyleri yaparken mükemmeliyetçi olabilir. Bu gibi durumlarda onunla aranızdaki iletişimde problemler yaşayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda yine öğretmeninden veya bu konudaki uzman kişilerden destek almanız gerekecektir. Zamanla, okula alıştıkça ve büyüdükçe bu durum geçecektir. Çocuğunuz, okulun ilk dönemi geride kalana kadar okula başlarken yaşadığı heyecanı yaşayacaktır. Bu, onun okulu sevmesini, her gün zevkle okula gitmesini de sağlayacaktır. Yaşadığı heyecanı daha da sıcak tutmak adına her gün çocuğunuza gününün nasıl geçtiğini sormanız faydalı olacaktır. Zaten kendisi her gün heyecanla, o gün yaşadıklarını size anlatacaktır. Sizin için çok önemli olduğunu düşündüğünüz bir şeyle uğraşıyor olsanız dahi, yaptığınız işi bırakıp çocuğunuzun gününün nasıl geçtiğini muhakkak dinlemelisiniz. Günümüzde bilgisayar oyunları, internet, televizyon gibi çocuklarımızın psikolojilerini olumsuz yönde etkileyebilecek etkenlerin varlığını da göz önünde bulundurursak yukarıda saydıklarımızın önemi daha da belirginleşmektedir. Bu konuda uzmanlardan destek almanız faydalı olacaktır. Şunu da unutmayın ki çocuğunuzu en iyi tanıyacak uzman, kendi öğretmenleridir. PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: YILDIRIM Güneş’ten daha sıcak! 1. 300.000 volt: Bir yıldırım, tam 96 kilometre yol gidebilir ve saatte yaklaşık 22 bin km yaparak yerküreye 300.000 volt elektrik indirir. 2. “Üç milyonda bir” mi acaba?: Kafanıza bir yıldırım düşme ihtimali yaklaşık 3 milyonda 1’dir. “Ha o zaman iyi!” demeyin; çünkü Amerika’da Oklahama’da yaşayan bir adamı, hayatı boyunca tam 6 kez yıldırım çarptı ve ölmedi. Bununla da Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Çin’de ise bu yıl mayıs ayında bir adamı sadece 10 dakika içinde 2 kere yıldırım çarptı. Bu adamlara, “Senden elektrik alamadım!” diyen arkadaşı olmaz herhâlde. 3. Güneş’in 5 katı: Yıldırım düşerken etrafındaki havanın sıcaklığı yaklaşık 30.000 santigrat derecedir. Yani bu sıcaklık, güneşin ısısının 5 katıdır. Paylaşım merkezi Türk’ün Guinness ile imtihanı Geçen hafta ilginç Guinness rekorlarından bahsetmiştik. Son beş yılda üç defa spor dalında kitaba ismini yazdıran biz Türklerin de çok ilginç rekorları var. > Bu yıl TT Arena’da stadyumda yapılan 131.71 desibellik tezahüratla Galatasaray desibel rekoru kırdı (Ne yazık ki kitaba rekorla beraber, o maçta Fenerbahçe’ye yenilmesi de girdi.) > Ondan iki yıl önce 2009’da ise Fenerbahçe dünyanın en büyük forması rekorunu kırdı: 71.35 metre yükseklik, 79.15 metre uzunluk ve 5650 metrekare alana sahip. > Fenerbahçe 2007’de de yüz yılda, dokuz branşta 1134 kupa ve madalya ile kitaba ismini yazdırmıştı. > Kitapta Türk rekorları az değil, fakat spor dalındaki rekorlardan bahsetmişken Hakan Şükür’ün Dünya Kupası’nda 9 saniyede attığı golle kitaba girdiğini söylemeden olmaz. Halterdeki rekorlarımızı zaten biliyorsunuz. > Kitaba fiziki özelliklerimizle de ismimizi birkaç kez yazdırmışız. Burun farkıyla, 8.8 cm’lik burunla Mehmet Özyürek dünyanın en uzun burnuna sahip. En uzun boy, en uzun el ve ayaklar da bizim. Sultan Kösen, 2.51 cm boyuyla dünyanın en uzun adamı, üstelik 36.5 cm ayaklarıyla en uzun ayaklı kişi. 27.5 cm’lik elleriyle de dünyanın en büyük elleri Sultan Kösen’e ait. > Sanatta da girmişiz kitaba: 2005 yılında, yönetmen ve senarist Safa Önal, yazdığı ve filmi çekilen tam 375 film senaryosuyla rekor kırdı. > Dahası var ama en ilginç rekorla bitiriyorum: 2004’te İlker Yılmaz, burnundan aldığı sütü 2 metre 79 cm uzağa fışkırtarak rekor kırdı ve kitaba adını yazdırdı. LÜGATİ’T UYDURUKÇA Bin yıllık Türk-İslam tarihinde aşağıdaki uydurukça kelimelerin hiçbiri yoktu. Uydurukça Türkçe Avuntu Teselli İmge Hayâl Şölen Ziyafet Tanı Teşhis Zorunlu olarak Mecburen BİLİYOR MUSUNUZ? Kışın nüfusu 200’ü bulan Antarktika’daki McMurdo İstasyonu’nda artık bir ATM olduğunu biliyor muydunuz? Kalemin yazdıkları “Başarının sayısız babası vardır, yenilgiyse hep yetim kalır.” Alexander Kaufman tweetçi Utku Öztürk twitter.com/twtci istiklalAkarsu Özür için 100 $’lık hediye göndereceğini açıklayan Blackberry’e milyonlarca müşterisinden yanıt: Bi 700-800$ daha gönder de iPhone alalım. dusunenmadam Paket mi alıyoruz Philip Morris hissesi mi belli değil. mutlukadın Attığınız mesaj ne olursa olsun gelen cevap bu gülücükse; “:)” o muhabbet bitmiştir. Gidin çay için, kahve için. SFatihBayraktar Facebook profiline ‘’Ölmek isTyoRm yhA’’ yazan kız, gök gürültüsünü duyunca yorganın altına saklanan da sensin dimi, khıYaMam sna! beyinsiz_adam Bugün sucu geldi, bir damacanayı 7 lira yapmış. Ne iş dedim. Güncelleme dedi. Rahatladım. Zam olsaydı çok fena kızacaktım. fayntenks Dünyanın en kurnaz tipleri “ben bilgisayardan anlamıyorum” kisvesi altında işlerini başkasına yaptıranlardır. pinkfreud Makyajını silmeden yatan kadın ya bunu unutacak kadar çok mutludur, ya da hiç umursamayacak kadar mutsuz. Şaşmaz. Tootsieroll Garaj furyasının ardından müstakil bir evi olmayan Türk milletinden kimse dünyayı sallayacak bir buluş beklemesin lütfen. etkili-yorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com Ganimet Hepimizin önüne zaman zaman değişik fırsatlar çıkmıştır. Bunları da sadece maddî olarak düşünmeyelim. Sosyal hayatımızda öyle insan ve hadiselerle karşılaşıyoruz ki bazen “Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?” sualini kendi kendimize sorup hayretler içinde kalıyoruz. Elimize geçen fırsatları ganimet bilip “Hayırlı işlerde acele etmek lâzım” prensibiyle hareket etmeliyiz. Yoksa son pişmanlık, hayat boyu bize “Tüh be!” dedirtecektir. İşte size, kıymetli büyüğüm Hamdi Özakay ağabeyimden manidar bir hatıra: “Soğuk bir kış akşamı... İşten çıktım, eve gitmek için otobüs durağına hızla ilerledim. Soğuk ve ince yağmur bütün bedenimi esir aldı. Hâlbuki sımsıkı giyinmiştim. Duraktaki körüklü otobüse kendimi zor attım. Müsaade isteye isteye körüğe kadar gittim. Ayaktakilere rağmen çift kişilik koltuklardan birinde boş yer olduğunu oraya oturup yanımdaki kişiye bakınca anladım. Yanımdaki çocuğun eli yüzü temiz; fakat pantolonu, diz kapağından yukarıya doğru dikişlerinden sökülmüş, bunu da edebinden, elleriyle gizliyordu. Ayakkabısı sökük, çorabı yok, montu da son derece eski ve yırtıktı. Birbirimizi biraz süzdükten sonra göz göze gelince gözlerini benden kaçırdı. Yüzündeki saflık bana öğrencilerimi hatırlattı. Ona ismini ve okuyup okumadığını sordum. İsminin Hüseyin olduğunu ve dışarılarda yatıp kalktığını öğrendim. Ben sordukça o anlattı, anlattıkça rahatladı; sıcağın ve yorgunluğun etkisiyle Mecidiyeköy’e doğru uyudu. Ben de hemen hesaba başladım. Cebimde 6-7 lira var. Daha ayın ortaları ve krizden dolayı maaşlarımızı düzenli alamıyoruz. Cebimdeki paranın hepsini vermek istedim. Ama evim karşıdaydı, yolda paraya ihtiyaç duyabilirdim. Ben bu hesapları yaparken otobüs son durağa gelmiş, yolcular inmeye başlamıştı. Onu uyandırmaya kıyamadım ve paramın 4 lirasını onun cebine koydum. Şoför, Hüseyin’i tanıyor olmalıydı ki inerken onun uyuduğunu söylediğimde: ‘Bırak uyusun!’ dedi. Karşıya gidecek otobüslerin kalktığı duraklara giderken birden geri dönüp Hüseyin’e kalan 2 lirayı vermek, çorap almak ve onu bir çorbacıya götürmek istedim. Döndüğümde bütün aramalarıma rağmen Hüseyin’i bulamadım. Buz gibi soğukta içimdeki pişmanlık ateşi bütün bedenimi yaktı. İmtihanı kaybetmiş, ihtiyacı olana verememiştim. O gün bugün ne zaman hava soğusa Hüseyin’i hatırlar, pişmanlığım artar, için için ağlarım.” Evet sevgili dostlar, Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Hüseyinleri güldürmek için fırsat kapımızda. Bu sene açlık ve kıtlık meselesinde, gündemimizde Somali vardı. Somali bir ilk değil, son da olmayacak. Daha önce Etiyopya, Uganda, Kenya’ya ağlamıştık, bu sene Somali’ye... Zannediyoruz ki hep başkasına ağlayacağız. Allah korusun, bugün onlara yarın bize... Çok zengin olmayı beklemeye gerek yok, yoksa daha çok bekleriz. Eğer verecek insan bulmakta zorlanıyorum diyorsanız işte size bir fırsat daha: İhlas Vakfı: 0.212.451.4900 Haydi dostlar, fırsatı kaçırmayalım!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT