BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nepal’de yanmak bile ateş pahası!

Nepal’de yanmak bile ateş pahası!

Başkent Katmandu’daki Hindu tapınaklarında bir ölüyü yakmanın bedeli 1500 dolar.
Nepal’de ölüler nehirlerin kenarında yakılıyor. Ölü yakmayı âdeta bir sektör haline getiren Nepalli Hindular, özellikle kırsal kesimlerde ölen kişinin yaşayan karısını da kocasının cesedine bağlayıp yakıyor, güya kadına cennetin kapılarını aralıyorlar!..



GEZİ YAZISI OSMAN SAĞIRLI’NIN NEPAL iZLENiMLERi YAKTIM SENİ ANNE! Hindu inancına göre ölen anne ya da baba, oğlu tarafından yakılıyor. Ölen kişinin oğlu yoksa cennete giremeyeceğine inanılıyor! MEDENİYET FARKI İnekleri kutsal olduğu için kesmeyen kendi kendine ölmesini bekleyen Nepalli Hindular, aynı saygıyı yaratılmışların en kutsalı insana ne yazık ki göstermiyor. OĞULLAR ATEŞLİYOR Hindulara göre oğlu tarafından yakılamayan anne ve babanın cennete gidemediği; onun için erkek çocuğu olmayan kadının ailenin yüz karası olduğuna inanılıyor. Yıl 2068(*)... Hindistan sınırındaki Biratnagar’da son günüm. Katmandu uçağına yetişmek için havalimanına doğru yol alıyoruz. Araç bir sağa bir sola gidiyor. Gece otel önünde rüzgar gülü gibi fırıl fırıl dönen Nepalli, bütün methiyelerine rağmen bana mariana satmayı başaramamış ancak şoförümüz Moijer ile ciddi bir alışveriş yapmış anlaşılan. Gözlerinin altında oluşan torbalardan çoğu defa yolu görmekte zorlandığından kafasını yere 45 derecelik açıyla tutmaya özen gösteren Moijer’ün esrarengiz görüntüsünün sırrı da ortaya çıkıyor. İçi mariana (esrar) dolu sigaradan üst üste yakıyor, Everest’in tepesinden daha yoğun bir bulut tabakası aracın içini kaplıyor. ZENCİ İNEKLER! Karşıdan gelen bir çift siyah öküzün çektiği araba üzerindeki rengarenk insanları fotoğraflayabilme telaşındayım. Dünya insanlar arasındaki renk ayrımını ortadan kaldırmak için mücadele ederken burada tam tersi hayvanlar arasında bile renk bir kutsiyet, ayrımcılık işareti. Zira Hindular, beyaz ineklerin kutsal olduğuna inanıyor. Dolayısıyla beyaz olanları akşama kadar inek gibi yatarken diğer renktekiler olmadık işlerde koşturmaktan bir deri bir kemik kalmış. Haa bir ipucu hani olur da buralara bir gün yolunuz düşerse eğer bir yerde beyaz ineğin çalıştırıldığını görürseniz o bölge Müslümanlara aittir. O beldede rahatlıkla yiyip içebilirsiniz! SANKİ ÖKÜZ BÖĞÜRÜYOR! Köprünün üzerinden geçerken o çok az konuşan şoför Moijer kırık İngilizcesiyle “Sir, sir dead burn”, “Cremation sir” sözleri ile sağa çekip duruyor. Nehir kenarına sıra sıra dizilmiş kimi yanan kimi yanmayı bekleyen ölülere doğru ilerliyorum. Yaklaştıkça kesif bir et kokusu burnumu sızlatıyor. Mavi naylona sarılmış, üzeri turuncu bir bezle örtülmüş ölü ağaçtan yapılmış sedyeyle birlikte dizlerine kadar suyun içine yatırılmış bekletiliyor. Kalabalık, sağdan soldan getirdikleri odunları üst üste istifleme telaşında. Kenarda olup bitenleri izleyen kadınların arasından ölen adamın karısına işaret ediyorlar. Suyun kenarına kadar gelip sedyeyi omuzluyor. Dört kişi odunların etrafında saat yönünde ölüye üç tur attırıp vücudu suya paralel, ayakları suyun aktığı yöne gelecek şekilde odunların üzerine yatırıyorlar. Elinde kemikten yapılmış kıvrımlı boruya üfüren adam öküz sesi çıkardığında yeni bir seremoni daha başlıyor. Kadınlar çekiliyor, eli satırlı bir adam ölünün üzerindeki elbiseleri tek tek kesiyor. KALPSİZ ADAMLAR GİDİYOR Hindu inanışına göre kalbi çıkarılan, sonra da göğsü mavi bir elektrik kablosuyla dikilen 40 yaşlarındaki adamın üzerine tekrar odun yığılıyor. O ana kadar sessizliğini koruyan kadın “Dobooo! Dobooooo!” diye bağırırken fondaki öküz sesiyle birlikte Hindu rahip, cebinden çıkardığı susam yağını ölünün başına sürüyor. Ölünün etrafında toplanan kalabalıktan bir adam benzin bidonunu odunların üzerinde gezdiriyor, kadınlar ise pirinç taneleri ve çiçekleri odunların üzerine serpiştiriyor. Yine Hindular insan yaşarken en çok ağzından günah işlediğine inandığından, ölünün kardeşi elindeki çakmakla bir meşaleyi yakıyor, ölüyü önce ağzından sonra da ayaklarından ateşe veriyor. Ortalık bir anda simsiyah dumana bürünüyor. Ortamdaki et kokusu ise dayanılmayacak bir hal alıyor. OĞLUN VARSA YANDIN Hemen yan taraftaki ateşlerden birinin başında geç bir adam elindeki değenekle odunları sağa sola iteleyip annesinin ölüsünün başındaki alevleri dağıtıyor. Başı açığa çıktığında da elindeki sopayla hızlıca vurup kafatasını dağıtıyor. Sözüm ona annesinin ruhunu azat ediyor. Ona göre annesi yeni bir bedenle hem de iyi bir insan olarak geriye dönecek. Hindulara göre ölen baba ve anneyi en büyük oğlunun yakması gerekiyor. Oğlu tarafından yakılamayan anne ve babanın cennete gidemediği, onun için erkek çocuğu olmayan kadının ailenin yüz karası olduğuna inanılıyor. İnekleri kutsal olduğu için kesmeyen kendi kendine öldükten sonra çürümesini bekleyen bu insanlar, aynı saygıyı yaratılmışların en kutsalı insana ne yazık ki göstermiyor. Reenkarnasyon inancına göre ölüleri yakıyor, eskiyen elbiseleri değiştiriyorlar. Ne tuhaf? Sırayla diğer ölülerin de yakma işlemi gerçekleşiyor. Küçücük bir kız çocuğunun bida bidaaaa (baba babaaa) hıçkırıkları dumanla birlikte gökyüzüne yükseldiği anda o ortamı terk ediyorum. BİN 500 DOLARA ADAM YAKILIR Ertesi gün Katmandu’nun en büyük Hindu tapınağı “Pashupatinath”dayım. Hindu olmayanların bu tapınağa girmesine izin verilmiyor. Tapınağı ikiye ayıran “Bagmati Nehri”nin diğer yakasından tapınak izlenebiliyor. Yüzlerce turist yaklaşık her gün yüzlerce ölünün yakıldığı bu tapınakta 5 dolar karşılığında yakılma törenlerini ağzı açık izliyor. Bagmati Hindulara göre kutsal bir nehir. Aylık ortalama 50 ila 200 dolar arasında değişen gelirle aşayan Nepalli Hindular bu tapınakta yakılmak için bin 500 dolar, yani bir servet, ödüyor. Berrak bir şekilde aktığı Nepallilerin yedi ceddi tarafından görülmeyen Bagmati’nin iki yakasını bir araya getiren köprünün üst tarafında asiller, alt tarafta sıradan halk yakılıyor. Kast sisteminin acımasız yüzü ölülerin bile yakasını bırakmıyor. Yakılan ölülerin külleri nehire atılıyor. Nehrin içinde ise hummalı bir çalışma. Yarı bellerine kadar suyun içine giren gençler iki elleri suyun içinde avuç avuç çıkardıkları çamurların arasında ölülerin altın dişlerini bulma telaşında. ACELE ETMEYİN SIRA GELİR Bu arada başkalarını ateşe atarak hayatlarını kazanan ve tapınaklarda ekmek elden su gölden hayatlarını sürdüren Hindu rahipler ise Nepal’de bu uygulamanın dışında tutuluyor. Nepallilere göre bu rahipler zaten cennetlik ve yakılmaya ihtiyaçları yok. Bu nedenle yakılmıyor, öldüklerinde gömülüyorlar. Hazır söz yakılmadan açılmışken hatırlarsınız bizim karanlıkta kalan bazı aydınlarımız da zaman zaman yakılmak istediklerini söylüyor. Haber verin eğer halen yakılmak istiyorlarsa Himalayalar’da odun çok. Yanmak için ölmeyi beklemeye de gerek yok. Nepal’de canlı yakma hizmeti de veriliyor. Sahi yakılmak için bu kadar acele etmeye ne gerek var? Öteki dünyada bol bol zaman olacak. Ezcümle siz siz olun dininizin kıymetini bilin! Sabah akşam Müslüman olduğunuza şükredin! .... (*) Hindu takvimine göre. ÖLENİN KARISINI, CANLI CANLI ATEŞE VERİYORLAR! Nepal’de attığım her adımda uydurulan bir efsane ile karşılaşıyorum. İşte bir tanesi de ölü yakma yerlerinden. Efendim, binlerce sene önce Sati adlı bir Mihrace karısı, kocasının ölümüne o kadar çok üzülmüş ki adamın cesedi yakılırken çıkmış ateşin üstüne bağdaş kurmuş ve diri diri yanmış. Ondan sonra da bu âdet dinî bir vecibe halini almış. Her kadın ölen kocasının cesedine bağlanıp birlikte yakılmaya başlanmış. Kadınları buna ikna etmek için de “kocası ile beraber yakılan kadının 35 milyon sene cennette yaşayacak. Eğer koca, uzak bir yerde ölüp yakılmış ise tek başına yakılan kadının cennette kalma süresi 65 milyon yıla çıkacak” yalanı uydurulmuş. Sonradan bu uygulama iptal edilmiş ancak kırsalda her yıl yaklaşık bin kadın bu uygulamanın kurbanı oluyormuş! Yakılacak ölü, nehir kıyısına getirilip ailesine odun etrafında üç tur attırılıyor. Eli satırlı adam, ölünün üzerindeki elbiseleri tek tek kesip çıkarıyor... Altı ve üstü odunlarla doldurulan ölü, ağzından ateşe veriliyor. DUMANLAR ARASINDA Bagmati’nin iki yakasını bir araya getiren köprünün üst tarafında asiller, alt tarafında ise sıradan halk yakılıyor. Su kıyısından yanık et kokuları ve dumanlar hiç eksik olmuyor... İŞTEN ARTMAZ ‘DİŞ’TEN ARTAR Su kenarında cansız bedenler küle dönerken, nehir içinde de hummalı çalışmalar göze batıyor. Yarı bellerine kadar suyun içine giren gençler çamurların arasında ölülerin altın dişlerini arıyor. İZLEMESİ 5 DOLAR “Bagmati Nehri”nin kıyısındaki Pashupatinath tapınağında her gün yüzlerce ölü yakılıyor. Nehrin karşı kıyısını dolduran turistler 5 dolar karşılığında yakılma törenlerini ağzı açık izliyor. BEYAZ İNEK BESİYE SİYAH İNEK ÇİFTE Hindular, beyaz ineklerin kutsal olduğuna inanıyor, onları sürekli besliyorlar. Diğer renktekiler ise olmadık işlerde koşuluyor. Kilolarına bakıp aralarındaki farkı anlayabiliyorsunuz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT