BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kediye kedi diyebilmek

Kediye kedi diyebilmek

İster siyasi pragmatizmle, İster demokratik idealizmle söylenmiş olsun. Bu ülkenin Başbakanı, bu ülkede yaşanmış ve on yıllarca yok sayılmış, gizlenmiş, üstü örtülmüş bir katliamdan dolayı devlet adına özür diliyorsa,



İster siyasi pragmatizmle, İster demokratik idealizmle söylenmiş olsun. Bu ülkenin Başbakanı, bu ülkede yaşanmış ve on yıllarca yok sayılmış, gizlenmiş, üstü örtülmüş bir katliamdan dolayı devlet adına özür diliyorsa, Bu muazzam bir adımdır. Rahmetli Mustafa Müftüoğlu’nun ‘Yalan Söyleyen Tarih Utansın’ adlı 12 ciltlik bir kitabı vardır. Tam da o kitabın ismi gibidir bu ülkenin yakın tarihi... Takrir-i Sükun, İstiklal Mahkemeleri, Menemen, Şapka devrimi, harf devrimi, İzmir suikastı... Mahmut Esat Bozkurt, Hasan Ali Yücel, Şükrü Saracoğlu... Yazılacak çok gerçek, yüzleşilecek çok zulüm, düzeltilecek çok yanlış var. ‘Şimdi zamanı değil’ denilemeyecek kadar gecikmiş bir yakın tarih okumasına ihtiyacımız var. Korkmadan, tereddüt etmeden, çekinmeden... Yer isimleri Bakmayın ‘zihinleri ideolojik dogmalardan pelteleşmiş’ ulusalcıların 1930’ları ‘mutluluğun resmi gibi’ anlatmalarına... Acının, yokluğun, sürgünün, baskının tecessüm ettiği dönemdir o yıllar... Anadolu’daki köy, kasaba, hatta şehir isimleri mesela... Sevan Nişanyan’ın araştırmasına göre 15 bin yerleşim yerinin (toplamın % 40’ı) ismi ‘Türkleştirilmiş’. Gidin Doğu Karadeniz’e, Doğu Anadolu’ya... Neredeyse hiçbir köyün ismi, girişindeki tabelayla aynı değildir. Bin yıllık ezanı Türkçe okutan bir zihniyetten bahsediyorum. Bu ülkenin, bu halkın maruz kaldığı kadar ‘tenkil ve tasfiyeye’ uğrayan kaç ülke, kaç halk olmuştur dünyada? Medeniyet detaylarda gizli Gelişmiş ülkeler krizle boğuşuyor ya; O ülkelerin nasıl kötü durumda olduğunu anlatıp Türkiye ile övünmek de yeni trend oldu haliyle... Övünelim tabii... Ekonomik performansımız ve gelecek tasavvurumuz takdiri hak ediyor. Lakin, gelişmiş ülke olmak için gidilecek çok, ama gerçekten çok yolumuz olduğunu da ara sıra hatırlamak lazım. Bir istatistik paylaşayım sizinle... Almanya’da çöplerin yüzde 67’si geri kazanılıyor, yani doğayı kirletmiyor, tüketmiyor. Türkiye’de ise bu oran ne kadar? Yüzde 5’in altında... Üstelik müreffeh bir toplum olarak Almanya’nın kişi başı çöp miktarı Türkiye’nin birkaç katı... Medeniyet bireyin bilinciyle başlıyor, unutmamak lazım.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT