BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yarın Aşûre gecesidir

Yarın Aşûre gecesidir

Muharrem ayının 1. gecesi, Müslümânların hicrî yılbaşı gecesidir. Muharremin 1. günü de Müslümânların yeni yılının 1. günüdür. Muharrem ayının onuncu gecesi Aşûre gecesidir...



Muharrem ayı, İslâmî (hicrî-kamerî) senenin birinci ayı ve Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 aydan biridir. Kıymet verilen diğer üç ay ise, Zilka’de, Zilhicce ve Receb aylarıdır. (Tevbe sûresi, 36. âyet) Muharrem ayının 1. gecesi, Müslümânların hicrî yılbaşı gecesidir. Muharrem ayının 1. günü de Müslümânların yeni yılının, yâni hicrî yılın 1. günüdür. Muharrem ayının onuncu gecesi [9 Muharrem’i 10 Muharrem’e ya’nî 4 Aralık Pazar’ı 5 Aralık Pazartesi’ye bağlayan gece], Aşûre gecesidir. 5 Aralık Pazartesi de Aşûre günüdür. Bu ayın en kıymetli gecesi Aşûre gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duâları Aşûre günü kabûl buyurmuştur. Dünkü makâlemizde onlardan bir kısmını yazmıştık. MUHARREM AYININ FAZÎLETİ Peygamber Efendimiz, 622 yılında Mekke’den Medîne’ye hicret edip 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin “Kub┠köyüne geldi. Bu târih, Müslümânların “Hicrî-Şemsî” yılbaşıları oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü [milâdî 16 Temmuz 622 Cuma] de, “Hicrî-Kamerî” yılbaşı oldu. Muharrem ayının ilk on gecesi ve günü, çok mübârek olan gece ve günlerimizdendir; 1 Muharrem (Hicrî Yılbaşı) gecesi ve 10 Muharrem (Aşûre) gecesidir. Dînimizdeki, mübârek günler ve geceler hep hicrî aylara göredir... Aşûre günü yapılacak işleri bildiren birçok hadîs-i şerîf vardır: Gusletmelidir. Hadîs-i şerîfte, “Aşûre günü gusleden, günâhlardan temizlenir. İki defa gusledenin gözü ağrımaz” buyuruldu. [Bu sevâplar, namaz kılan ve harâmlardan kaçan mü’min içindir. Bunlara riâyet etmeyen kimse, Aşûre günü, bir değil, defalarca gusletse, günâhları affolmaz.] Aşûre günü oruç tutmak sünnettir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Aşûre günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.” Çok selâm vermelidir. Hadîs-i şerîfte, “Aşûre günü, on Müslümâna selâm veren, bütün Müslümânlara selâm vermiş gibi ecre kavuşur” buyuruldu. Çoluk-çocuğunu ve yetîmleri sevindirmelidir. Hadîs-i şerîflerde: “Aşûre günü, âile efrâdının nafakasını geniş tutanın, bütün sene nafakası geniş olur” ve “Aşûre günü bir yetîmin başını okşayan kimseyi, Allahü teâlâ, yetîmin saçının her kılı için Cennette bir derece yükseltir” buyuruldu. İlim meclisinde bulunmalıdır! Hadîs-i şerîfte, “Aşûre günü, ilim meclisinde veya Allah’ın anıldığı bir yerde, bir müddet oturan, Cennete girer” buyuruldu. Sıla-i rahm yapmalıdır! Yani akrabâyı ziyâret edip, hediyelerle veya çeşitli yardımlarla gönüllerini almalıdır! Hadîs-i şerîfte, “Sıla-i rahmi terk eden, Aşûre günü akrabâsını ziyâret ederse, Yahyâ ve İsâ’nın sevâbı kadar ecre kavuşur” buyuruldu. Sadaka vermek sünnettir, ibâdettir. Hadîs-i şerîfte, “Aşûre günü, zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud Dağı kadar sevâb verir” buyuruldu... MÜSLÜMAN MÂTEM TUTMAZ! Nûh (aleyhisselâm) gemide aşûre tatlısı pişirdiği için, Müslümânların Muharremin onuncu günü aşûre pişirmeleri ibâdet olmaz. Muhammed (aleyhisselâm) ve Eshâb-ı kirâm (radıyallahü anhüm) böyle yapmadılar. Aşûre pişirmenin o güne mahsûs bir ibâdet olmadığını bilerek, o gün Aşûre veya başka herhangi bir tatlı yapmak, tanıdıklara ziyâfet, fakîrlere sadaka vermek günâh olmaz, sevâp olur; sünnettir, ibâdettir. Bu inceliği iyi anlamalıdır. Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anh), 10 Muharremde şehîd edildi. O yüce imâmın şehîd edilmesi, elbette bütün Müslümânlar için büyük bir musîbet ve üzüntüdür. Müslümânlar, yalnız Aşûre günü mâtem tutmaz; Kerbelâ fâciasını hâtırlayınca her zamân üzülür, kalbleri sızlar, gözleri kan ağlar. Biz, onu Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) torunu olduğu için çok seviyoruz. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osmân, Hazret-i Alî, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hamza’nın şehîd edilmeleri de, böyle büyük birer musîbet ve üzüntüdür. Fakat Peygamberimiz, mübârek amcası Hazret-i Hamza’nın şehîd edildiği günün yıl dönümlerinde mâtem [yas] tutmadı. Mâtem tutmayı da emretmedi. Mâtem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber Efendimizin Tâif’te mübârek ayaklarının kana boyandığı ve Uhud’da mübârek dişinin kırılıp, mübârek yüzünün kanadığı ve vefât ettiği gün mâtem tutulurdu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT