BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İskilipli Atıf Hoca -1-

İskilipli Atıf Hoca -1-

Üstad Necip Fazıl’ın yerinde tespiti ile Atıf Hoca, son devrin din mazlumlarından; onların onlarcasından, yüzlercesinden sadece bir tanesi.. Atıf Hoca aydın din adamı kişiliği ile; başta İstanbul’daki Padişah olmak üzere yerli ve yabancı ilim ve devlet adamlarının dikkat ve hürmetini celbetmiş abide şahsiyetlerden.



Üstad Necip Fazıl’ın yerinde tespiti ile Atıf Hoca, son devrin din mazlumlarından; onların onlarcasından, yüzlercesinden sadece bir tanesi.. Atıf Hoca aydın din adamı kişiliği ile; başta İstanbul’daki Padişah olmak üzere yerli ve yabancı ilim ve devlet adamlarının dikkat ve hürmetini celbetmiş abide şahsiyetlerden. Devir; hak ve hakikat namına hemen her şeyin donduğu ‘cumudiye’ buzdağı devridir. İşte, bu buzdağını nefesiyle üfleyerek eritmeye çalışan ve o donuk gönülleri iman nuruyla doldurma gayretinde olan yılmaz bir çilekeştir o. Memleketin dört bir yanını enva-i çeşit zulümleri inleten İttihat ve Terakki’nin zulmünden Atıf Hoca da nasibini almış ve önce Sinop’a, oradan Boğazlıyan’a ve son olarak da Sungurlu’ya sürgün edilmişti. Muhakeme neticesinde; yanlışlık yapıldı denilerek beraat etmişti. Derken; İptidai Dahil Medresesi Umum Müdürü olarak tayini çıkıyor. Medresedeki çalışmaları, yalnızca içeridekileri değil yabancıları da kendisine hayran bırakıyor. Tedris ıslah çalışmaları ile alakalı olarak yurt dışından da teklifler alıyor ancak o; ‘Vatanımdan ayrılamam! İslami kalkınma davasının ilk merkezi Türkiye’dir. Başka bir yer olamaz!’ diyerek anavatanda kalıyor. İnsanların ruh iklimlerine hitab eden aşağıdaki eserleri telif ederek kaleme aldı: İslam Yolu, İslam Çığırı, Din-i İslam’da Müskirat, Mir’at-ül-İslam, Nazar-ı Şeriatta Kuvay-ı Berriye ve Bahriye, Medeniyet-i Şer’iye, Tesettür-i Nisvan, Muayene-tüt- Talebe (Öğrenci Ölçüleri) ve; evet, ve; kendisine rütbelerin en üstününü bahşeden son eseri: FRENK MUKALLİTLİĞİ... Ona darağacında şehadet şerbetini içirecek son eserini 1924 yılında kaleme aldı. Yani, Şapka Kanunu çıkmadan iki sene önce yazılmış bir eser. Sene 1926; Atıf Hoca Laleli’deki evinden alınarak Müdüriyet’e götürülüyor. Oradan yargılanmak üzere Giresun’daki İstiklal Mahkemesi’ne gönderiliyor. Neden Giresun biliyor musunuz? Orada bir adam sokağa fırlıyor ve avazı çıkıncaya kadar şapka giymeyeceğini haykırıyor! Bu adam yakalanıp karakola getirildiğinde bu halinin sebebi sorulduğunda, Atıf Hoca’nın ismini veriyor; onunla mektuplaştığını ve şapkayı giymesinin küfür olduğunu kendisine bildirdiğini söylüyor. Yarınki makalemizle bu mühim konuya devam edeceğiz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT