BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kirli hava solumayın!

Kirli hava solumayın!

Kışa girdiğimiz şu günlerde havasız, dar ve araçların yoğun olduğu cadde, otopark ve duraklarda çok beklemeyin. Kullanılmış hava, sigara, öksürük ve hapşırıkların bulunduğu kapalı ortamlardan uzak durun!



Sevgili okurlar, hava şartları sonsuz değişiklikler içeren bir yapı oluşturduğundan, bu sistemlerin içerdiği fiziksel, kimyasal ve biyolojik materyal insan vücudunu çeşitli şekilde etkileyebilmektedir. Aşırı iklimsel değişikliklerin kan basıncını ve vücudun hormon salgılanmasını arttırdığı bilimsel bir gerçektir. Her bölgenin hava kalitesi kendisine özeldir. Sizce, acaba hangi hava daha sağlıklıdır? Sıcak, güneşli ve nemli mi, yoksa esintili serin veya kar yağışlı soğuk bir hava mı... SOĞUK HAVA DAHA SAĞLIKLI İkinci şık insanlar açısından daha olumlu bir hava olarak kabul ediliyor. Her şeyden önce sıcak, nemli ve durağan açık bir havada birçok insana zarar veren mikroskobik madde ve mikroorganizma mevcut. Oysa rüzgâr, yağmur ve kar yağışı bu maddelerin çoğunu havadan yere indiriyor ve onların solunmasının önüne geçiyor. Büyükşehir ve yerleşim merkezlerindeki başlıca problem otomobil egzozlarından çıkan hidrokarbonlar ve azot oksitlerdir. Bu gazlar nispeten rüzgârsız bir atmosferde güneş ışığı etkisi ile havayı kirleten dolayısıyla insan sağlığına olumsuz etki eden fotokimyasal oksitleyicileri meydana getirmektedir (ozon, peroksyacyl nitrat ve nitrojen dioksit-NO2 gibi). Oluşan dumanlı sis tabakası son derece tehlikelidir. 1952 Aralık ayında Lond-ra’da 4 bin 500 kişi bu yüzden hayatını kaybetmişti! Bu “LONDON SMOG“ olarak tarihe geçen çok acı bir olaydır. Endüstri’nin yoğun olduğu şehir veya bölgelerde ise, en büyük zarar kükürtdioksit (SO2) ve fosil yakıtlardan (odun ve kalitesiz kömür) oluşan karbondioksit ve karbonmonoksitten (CO2 ve CO) kaynaklanmaktadır. Yanma prosesi sonucu oluşan partiküler maddeler (küçük katranımsı parçacıklar) bilhassa akciğerler için tehlike oluşturmaktadır. TRAFİKTE ZEHİRLENMEYİN! Şehir dışında, kır ve köylerde bu gazlar ortama dağılıp tesirini kaybetmektedir. Fakat şehirlerin dar sokaklarının meydana getirdiği “dehlizlerde“ yoğunlaşmakta ve etkili olmaktadır. Trafik kuyruklarında, yol kavşaklarında beklemek zorunda olan yayalar düpedüz bu gazlardan zehirlenmek durumuyla karşı karşıyadır. Buralarda en tehlikeli birikim çok zehirli, fakat kokusu olmayan karbonmonoksit gazıdır. Bu gaz her yerdedir. Nispeten küçük bir alanda birçok taşıt bulunduğu zaman veya trafiği yoğun bir tünel, köprü, dörtyol ağzı, hatta kalabalık bir otopark alanı gibi yerlerde karbonmonoksit seviyesi normalin çok üstüne çıkmaktadır. İçinde %0.18-0.26 karbonmonoksit bulunan bir hava 3 dakika kadar solunduğu takdirde bir insanı zehirlemeye kafidir. Daha az dozlarda olsa bile, gittikçe artan hava kirliliğiyle kanser vakalarının çoğalması arasında bir bağlantı olduğu bugün bilinen bir gerçektir. KAPALI MEKANLARA DİKKAT! Sevgili okurlar, kışa girdiğimiz şu günlerde hava kirliliğinin artabileceğini düşünerek bu yazıyı kaleme aldım. Rüzgârlı ve soğuk havadan çekinmeyiniz, özellikle baş ve kulak kısımlarını koruyarak yürüyüşünüzü ve alışverişlerinizi yapabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken hususlar bilhassa kapalı ortamlardır. Bu mekanlardaki fazlasıyla kullanılmış hava, varsa sigara dumanı, öksürük, hapşırık ve aksırıklardan lütfen kendinizi koruyunuz. Size sağlıklı bir kış dönemi geçirmenizi diliyorum. Sevgiyle kalın... 4500 KİŞİ?HAYATINI?KAYBETTİ 1952 yılında İngiltere’de elim bir kirli hava faciası yaşandı. Tarihe LONDON SMOG olarak geçen olayda 4 bin 500 kişi hayatını kaybetti. Ufacık bir ‘kıl’ bizi koruyor İnsan solunum sisteminin üç bölümü vardır: Burun-Yutak, Trakea (ana hava yolu) Bronşlar ve Akciğerler. Burnun ve trakea-bronşit sisteminin duvarları Cilia denen incecik kirpiksi kıllarla döşenmiştir. Havadaki kirletici bir madde vücuda girdiği zaman öksürük veya aksırıkla dışarı atılabildiği gibi, kaygan bir zemin üzerinde hareket halinde olan kirpiksi kıllar tarafından boğazın gerisine taşınabilir. Buradan da yutularak mide-bağırsak sistemine geçebilir. Partikül şeklinde hava kirlenmesinin yoğun olduğu bölgelerde yaşayanlar arasında mide kanseri vakaları bu yüzden daha sık görülmektedir. HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇIYOR? Karbomonoksit kana rengini veren maddeyi (hemoglobin), hayat için gerekli olan oksijenden 200 kat daha fazla bağlar ve milyarlarca kan hücresini zehirler. Bu durumda Hemoglobin Karboksihemoglobine dönüşür. Bunun sonucunda baş dönmesi, ayrıntılı görüşün bozulması, beynin hareketler üzerindeki denetiminin güçleşmesi oluşur. Bu etkilerinin dışında karbonmonoksit kalp hastalarında daha da tehlikeli sonuçlar doğurmakta, kalbe gelen oksijenin azalması sunucunda ölüme sebep olmaktadır. “Dikkuyruk” sevindirdi Nesli tüm dünya ölçeğinde yok olmanın eşiğinde olan dikkuyruk ördeğinden (oxyura leucocephala) Bandırma Kuş Cenneti’nde bu yıl 2 bin 161 adet sayıldı. Yeryüzündeki toplam nüfusu 7 bin 900-13 bin 100 aralığına düşen ve geçmiş yıllarda Bandırma Kuş Cenneti’nde en fazla 500 tane görülen dikkuyruk ördeği sayısındaki artış umutlandırdı. Doğa Araştırmaları Derneği Tür Koruma ve İzleme Sorumlusu Süleyman Ekşioğlu, “Bu sayı son yıllarda Türkiye’de bir gölde görülmüş en fazla dikkuyruk ördeği sayısıdır” dedi. KIZIL GEYİKLERİN ÖZGÜRLÜK KOŞUSU Kocaeli Orman ve Su İşleri Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerince Kartepe ilçesindeki ormanlık alana 5 Kızıl Geyik (Cervus elaphus) salındı. Şube Müdürü Nevzat Alğan, doğal hayatı koruyarak insanlara yaban hayatını sevdirmeye çalıştıklarını söyledi. Genelde sülün ve keklik saldıkları bölgede 1950’li yıllarda geyik popülasyonu tespit ettiklerini belirten Alğan, şunları söyledi: “Kocaeli’de 2006 yılından bugüne toplamda 42 geyik doğaya salındı. Bu popülasyonu doğaya geri kazandırmak istiyoruz. Avcılar, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve köylülerle ‘hayvanları koruyacağız ve doğaya hizmet edeceğiz’ sözünü aldıktan sonra protokol imzalıyoruz.” Nevzat Alğan, kar yağışının yoğun olduğu günlerde salınım yapılan alanlara yem bıraktıklarını, bu sayede hayvanların şehir merkezine yakın yerlere inmelerini önlediklerini sözlerine ekledi. YEŞİL PLATFORM Yılbaşı uğruna çamlara kıymayın! > Esin Sayın Yeşil Sayfa gazetemize renk kattı ve değerli düşüncelerinizden bize faydalanma imkânı verdi. Size bir sorum olacak... Geçenlerde yürüyüş yaparken sokaktan geçiyordum. Bir apartmanın bahçesindeki çam ağacı süslenmişti. Üzerini kapatmışlardı. Böyle davranışlar havanın temizlenmesine engel olmuyor mu? Görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. CEVAP: Değerli Esin Hanım, gördüğünüz sadece yaklaşan yılbaşı için o apartmanın idarecileri tarafından alınmış bir karar olarak yapılan süslemedir. Tek bir çam ağacının bu durumda olumsuz bir etkisi olması kanımca mümkün değildir. Ancak yetkililerin dikkat etmeleri gereken husus; yılbaşı münasebetiyle fırsatçı kişilerin kâr amaçlı olarak doğadan söküp çıkardıkları çam ağaçlarının satışına mani olmaktır. Orkide bakımı nasıl olmalı? > L. Büşra B. Ediz Bey, orkide bitkisinin bakımıyla ilgili bizi bilgilendirirseniz çok memnun olurum. Evimize yeni gelen orkide (geldiğinde 4 güzel çiçek vardı) iki gün içinde 2 çiçeğini döktü. Yaprakları sarardı ve çürüdü. Bakımının çok zor olduğunu biliyorum. Ölmesini istemiyorum. Orkidemiz için neler yapabiliriz? CEVAP: Büşra Hanım, her orkide cinsinin farklı istekleri vardır. Kimi soğuktan, kimi ise sıcaktan hoşlanır. Toprağı hafif nemli tutup, 18-20 derecede, normal ışıklı bir mekanda bakınız. Fazla güneş ve sıcaktan koruyunuz. Çiçekleri bir ay kadar dayandığından, siz aldığınızda herhalde çiçeklerin son günlerine rastladınız. Bol çiçekli güzel günler dilerim. Doğanın kalbi... Fotoğrafın ortasındaki kalbe dikkat!.. > İbrahim Arslan / KDZ. EREĞLİ Doğayla bağlantıyı kuran en iyi filmler > Tuğba Uğur/İSTANBUL WWF’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) 50. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği kısa film yarışmasının kazananları belli oldu. Buna göre Jüri Ödülünü Neil Losin ve Nathan Deppen’e ait “Koşucu” filmi, Halk Ödülünü ise Myles Thompson’un “Yaşam.Doğa.Sen” isimli filmi aldı. Filmlerin gösterimi Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde gerçekleştirilirken, kazanan yönetmenler ise 2012’de WWF için en az 10 bin dolar bütçeyle kısa filmler çekmeye hak kazanmış oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT