BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kendisi için arzu ettiğini din kardeşi için de istemek”

“Kendisi için arzu ettiğini din kardeşi için de istemek”

“Mü’min, kendisi için râzı olduğu şeyi, kardeşi için de (istemedikçe, ona da) râzı olmadıkça mü’min olmaz (îmânı kemâle ermez).”



Sevgili Peygamberimiz, Sahîh-i Buhârî’de geçen bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki: “Hiçbiriniz, kendisi için arzû ettiğini, (dîn) kardeşi için de arzû etmedikçe [kâmil ma’nâda] îmân etmiş olmaz.” Birçok hadîs-i şerîfte, “şu işi yapmadıkça, şunları işlemedikçe mü’min olamazsınız” şeklinde ifâdelere rastlamaktayız. Tabîî ki bu hadîs-i şerîflerde kasdolunan, îmânın kemâlidir. Ya’nî hadîs-i şerîflerde sayılan işleri yapmayan kişilerin “kâmil mü’min olmayacakları” ifâde buyurulmaktadır. Yüce dînimiz İslâm’ın sunduğu bu fevkalâde önemli ölçüyü, bu düstûru, hakkıyla tatbîk edebilmek için; îmânın yanı sıra hoşgörü, tevâzu, adâlet, kanâat, fedâkârlık gibi ahlâkî güzelliklere ihtiyâç vardır. Bu sebeple bu ölçüyü dâimî olarak ancak Allah’a ve âhirete îmân eden ve güzel ahlâk sâhibi olan insan kullanabileceğinden, İslâm dîni bu ölçüyü; kâmil îmâna erdirecek yol, Cennet’e kavuşturacak istikâmet olarak bildiriyor. Nitekim Peygamberimiz, dünyevî ve uhrevî saâdetin vesîlesi olan bu ölçüyü, hayât düstûru yapmayı, Sahâbe-i kirâmına öğretmiş ve biz ümmetine de tavsiye etmiştir. Bu konu ile alâkalı hadîs-i şerîfler çoktur. Bunlardan birkaç tanesini, konunun ehemmiyetine binâen şöylece zikredebiliriz: Muâz bin Cebel (radıyallahü anh), îmânın en yüksek derecesini Allah Resûlüne sordu. O da şöyle buyurdu: “Allah için sevmen, Allah için nefret duyman ve dilini Allah’ın zikri ile görevlendirmendir.” Muâz hazretleri yine sordu: -Ya Resûlallah (bunların yanı sıra) ne yapmamı tavsiye buyurursunuz? Peygamberimiz cevâben: “(Ya Muâz!) Nefsin için sevdiğini, bütün insanlar için sevmeni, nefsin için arzû etmediğini, onlar için de arzû etmemeni (tavsiye ederim)” diye buyurdu... Bir gün Resûlullah Efendimiz, huzûrunda bulunan Sahâbîlere dediler ki: -Amel etmek ve tatbîk edecek olana öğretmek için şu bilgileri benden kim öğrenip almak ister? Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) demiştir ki: “Ben (öğrenmek isterim) yâ Resûlallah!” dedim. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz, elimi tuttu ve beş madde hâlinde şu gerçekleri öğretti: 1-İslâm Dîninin yasaklarından kaçın, en çok ibâdet edicilerden olursun. 2-Allah’ın sana verdiği ni’metlere râzî ol, en zengin insanlardan olursun. 3-Komşularına iyilik yapıp ikrâmda bulun, gerçek mü’min olursun. 4-Nefsin için sevdiğini, insanlar için de sev, tâm bir Müslümân olursun. 5-Çok gülüp-eğlenme. Zîra çok gülüp-eğlenme kalbi(n ma’nevî hayâtını) öldürür. Evet, nefsi, kendisi için istediğini, insanlar için de isteyebilmek Cennet’e götürür. Nitekim bir rivâyette, Peygamber Efendimiz, bir sahâbîye hitâben: -Cennet’e girmeyi istiyor musun? diye sordu. -O da cevâben: -Evet yâ Resûlallah istiyorum dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: -O hâlde nefsin için istediğini, mü’min kardeşlerin için de iste” diye buyurdu. Ebû Bekr İbni Dâse demiştir ki: İmâm Ebû Dâvûd’u şöyle söylerken işittim: Hazret-i Peygamber’den rivâyet edilen beşyüzbin hadîs yazdım; bunlardan ahkâm husûsunda, 4.800 (dörtbin sekizyüz) hadîsi seçip, zühd ve fazîletlere dâir hadîsleri rivâyet etmedim. İnsana, dîni için, bunlardan 4 (dört) hadîs kâfî gelir: 1-”Ameller niyetlere göredir...” 2-”Helâl bellidir, harâm da bellidir...” 3-”Kişinin Müslümânlığının güzelliğine delîl olan şeylerden biri, mâ-lâ-ya’nî’yi (kendisini ilgilendirmeyen söz ve fiilleri) terk etmesidir.” 4-”Mü’min, kendisi için râzı olduğu şeyi, kardeşi için de (istemedikçe, ona da) râzî olmadıkça mü’min olmaz (îmânı kemâle ermez).” Sevgili Peygamberimiz, bu vecîz, fakat çok geniş ma’nâlara şâmil olan son hadîsinde, ahlâkın en büyük temellerinden birini ortaya koymaktadır. Bu temel ahlâk da, kendisi için istediğini, dîn kardeşi için de istemek, kendisi için istemediğini, dîn kardeşi için de istememektir. Netîce olarak ifâde edelim ki, bu hadîs-i şerif, bir Müslümânın kendisi için arzû ettiği, istediği, sevdiği, râzı olduğu bir şeyi, dîn kardeşi için de istemesi gerektiğini bildirmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT