BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Sistit’i hijyenle yenin

‘Sistit’i hijyenle yenin

Sağlıklı hayatın yolu tedbirden geçer. İltihaplanmalara karşı; temizlik, dengeli beslenme, düzenli hayat ve bir bardak kızılcık şerbeti iyi gelir.



eğerli okuyucularımız, geçen hafta ana hatlarıyla tanıdığımız en önemli idrar yolu enfeksiyonu olan “Sistit” hastalığını (idrar yollarının iltihaplanması) alacağımız tedbirlerle bay-pass edebiliriz. İsterseniz tedaviye geçmeden önce alacağımız tedbirleri kısaca şöyle sıralayabiliriz: > Sistitin en önemli sebebi mikropsa, öncelikle hijyene son derece önem vermeliyiz. > Sadece kağıt kullanmak yetmez, bol su da kullanmalıyız. > İdrar tutulmamalı. Sık aralıklarla idrar yapılırsa mesanedeki bakteriler dışarı atılmış olur. > Bakteri bulaşma riski varsa 10 dakika sonra idrara çıkın. > Bakterilerin üremesini kolaylaştırıcı bir ortam oluşturduğundan uzun süre neme maruz kalmayın. > Naylonlu ve sıkı yerine pamuklu ve rahat çamaşırlar giyilmemeli. > Çamaşır her gün değiştirilmeli. > Deodorant, parfümlü sabun ve pudra tahrişe yol açacağından kullanılmamalı. > Menopoz sonrası dönemde östrojen kremleri kullanılmalı. > Özellikle yazın havuz sistitine dikkat edilmeli, kalabalık ve kirli havuzlara girmekten kaçınılmalıdır. NASIL?BESLENMELİYİZ? Bütün bu tedbirlerin yanında vücut yapısından kaynaklanan sebeplerden dolayı da enfeksiyon oluşabilir. Bunu da yenmenin en kolay ve basit yolu; sağlıklı ve dengeli beslenmektir. “Peki bu beslenme nasıl olmalıdır?” diyeceksiniz. O zaman hiç ara vermeden sayalım: > Su bakterilerin dışarı atılmasını sağladığından günlük su alımı en az 2 litre olmalı. > Kahve, çay az tüketilmeli. > Kızılcık şerbeti bakterilerin vücuda yapışmasını engeller. > Karpuz, kereviz, maydanoz ve taze meyve yenmeli. > Yemeklere sarımsak eklenmeli. > Yoğurt bol bol tüketilmeli. > Şeker az tüketilmeli. > İşlenmiş gıdalardan kaçınılmalı. > Tuzlu, baharatlı, işlenmiş gıdalar tüketilmemeli. Sistitin nüks etmemesi için neler yapmalıyız? > Düzenli aralıklarla hekim kontrolü altında detaylı muayene ve tetkiklerden geçilmeli. > İlaç düzenli kullanılmalı. > Soğuklarda başta ayaklar olmak üzere, vücudun genelinin üşütülmemesine dikkat edilmeli. > Sıcak su banyoları sistit için rahatlatıcı olduğundan haftada 1-2 defa küvet içerisinde 15-20 dakika kalmak faydalı olabilir. Suya sirke ya da sarımsak yağı eklenebilir. Küvet yoksa sıcak uygulama yapabilir. > Mümkün mertebe acılı, ekşili, baharatlı gıdalardan uzak durulmalı. > Kuru fasulye, nohut, bulgur gibi gaz yapan kuru gıdalardan ya da asitli ve gazlı içeceklerden uzak durmak gerekir. > Kabız kalınmamalı. Bunun için daha çok lifli ve sebzeli gıdalar yenmeli. > Sigara ve alkolden uzak durun! > Sistiti tetikleyen faktörlere dikkat edilmeli, varsa sebepler tedavi edilmelidir. > Düzensiz hayattan kaçınılmalı, bulaşıcı hastalıklar konusunda hayat boyu uyanık olunmalıdır. TEDAVİ Gereksiz yere ilaç kullanmayın! Sistit hastalığının tedavisine başlamadan önce idrar kültürü ve antibiyogram için örnek alınmalı, sonuçlar çıkıncaya kadar enfeksiyonlarda etkili antibiyotikler uygun doz ve sürede kullanılmalı, antibiyogram sonuçlarına göre gerekirse bu ilaçlar değiştirilmelidir. Sistitler için kısa süreli (genellikle 3 günlük) tedaviler tercih edilir. Ancak hastalığın gidişi amil mikrobun cinsine, risk faktörlerinin giderilmesine bağlıdır. İyi tedavi edilemeyen vakalarda hastalık kronikleşebilir ve tedavi uzayabilir. Tedavide esas olan, uygun ilaçlarla gerektiği kadar tedavi yapılmasıdır. Uzun süreli antibiyotik kullanımı veya idrar yollarına uygun olmayan geniş spektrumlu adı verilen tüm vücutta etkili olan ve yararlı mikropları da öldüren ilaçların kullanımı hem etki şansını azaltır, hem de ilerisi için sıkıntılara sebep olabilir. İdrar yollarının asitlik derecesinin ayarlanması, sıvı alınımının artırılması, altta yatan taş, kum gibi başka sebeplerin ortadan kaldırılması, tedavinin etkinliğini arttırır. Bundan dolayı idrar tahlili yanı sıra ultrasonografi ve kan tahlilleri de gerekli görüldüğünde yapılır.Altındaki sebep için ilave ilaç veya ameliyat gerekebilir. - BİTTİ - OKUYUCULARIMIZA?CEVAPLAR Minik yeğenimin kalbi delik > Muzaffer Said Yurdagül 7 yaşındaki yeğenimin okulda yapılan genel sağlık taramasında “kalp üfürümü” olduğu söylendi. Muayeneye gittiğinde ise 1-2 cm delik tespit edildi ve bunun normal olduğu söylendi, doğru mu? Ayrıca bir arkadaşım yemeklerden toplum içine çıkmaya utanacak kadar gaz sıkıntısı yaşadığını söylüyor. Bu konudaki tavsiyeleriniz? CEVAP: Muzaffer Bey, 17 yaşına kadar sağlıklı, zayıf bünyeli, kansız kişilerde 2/6 şiddetinde kalbin mitral ve aort odaklarında tecrübeli, kulağı aşina hekimler tarafından üfürüm işitilebilir. Bu, kalpte delik ve hastalık olduğu anlamına gelmez. EKO’da kalbin kulakçık (ASD) veya karıncıkları (VSD) arasında 1-2 cm çaplarında delik tespit edilmişse, bu kadar deliklerin % 90-95’i yaş ilerledikçe 18-20 yaşlarında kendiliğinden kapanır. Daha büyük çaptaki delikler 6 ay-1 senelik takiplerle kapanmadığı belirlenenler ise, kateterizayon esnasında yapılacak damar içi müdahalelerle açık kalp ameliyatı yapılmadan tamir edilebilir. Arkadaşınızın sıkıntısına gelince; yemek sonrası aşırı miktarda geğirme veya gaz çıkarmanın çeşitli sebepleri olabilir. Tadavi ile oldukça rahatlama sağlanabilir. Fakat bu kişiler, öncelikle yavaş yavaş ve iyi çiğneyerek beslenmeli, gaz yapıcı gıdaları da az miktarlarda tüketmelidirler. Kilom az ama göbeğim var! > Rumuz Gül > 34 yaşında bir bayanım. 1.64 boyunda, 65 kiloyum. Gençliğimde 61 kilonun üstünde olmadım, ama hep göbeğim vardı. İkinci çocuktan sonra 76 kiloya çıktım. Karaciğerimde ve göbeğimde yağlanma var. Zayıflarsam bu göbek gider mi, yoksa bu başka bir hastalıktan mı kaynaklanıyor? Bir de yüzüm ve saçlarım çok cansız, sebebi ne olabilir? CEVAP: Kıymetli okuyucumuz, boyunuza ve yaşınıza göre kilonuz çok kötü olmamakla birlikte 5-6 kg fazla. Özellikle 30 yaşından sonra harcadığımızdan fazla aldığımız kaloriler; daha çok karında, sonra da kalça da yağ olarak birikir. Ardından da başta karaciğer olmak üzere iç organların çevresinde toplanır. Bu birikim daha da artarsa kalp ve damar sistemindeki bozukluklar başta olmak üzere tüm organ sistemlerinde fonksiyon kayıpları ortaya çıkmaya başlar. Bu sebeple 35 yaşından sonra hamur işleri, pirinç, patates, çikolata, kuruyemiş ve yağları makul miktarlarda tüketmeliyiz. Ayrıca beyaz ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmeği öğün başı 2-3 dilimi aşmamak üzere yemeliyiz. Özellikle sabahları poğaça ve yağlı böreklerden uzak durmalıyız. Bol bol meyve ve sebze tüketin. Boş vakitlerde günde 200-300 defa mekik yaparak karın bölgesinde yağ birikiminin önüne geçebilirsiniz. Karın çevresi kadınlarda 88, erkeklerde de 92 cm’yi geçmemeli. Saç ve yüzün cansızlığı ise; cilt altında yağ birikimi sonucunda doku zayıflaması ve damar sertliğinin yol açtığı yavaş kan akımından kaynaklanır. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile hareketli bir hayat tarzı sizin şikayetlerinizi bitirir. e-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna-İST.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106303
    % 0.32
  • 3.9032
    % -0.75
  • 4.6246
    % -0.25
  • 5.1975
    % -0.49
  • 162.199
    % -0.38
 
 
 
 
 
KAPAT