BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Izdırap

Izdırap

İnsan olan herkes, hadiseden derin ızdırap duymakta. 35 genç adam, Uludere’de hayatını kaybetti. Yanlış istihbaratla açılan ateş sonucu 35 aile ocağına ve yanı sıra 75 milyonun yüreğine ateş, kar üzerine kan düştü.



İnsan olan herkes, hadiseden derin ızdırap duymakta. 35 genç adam, Uludere’de hayatını kaybetti. Yanlış istihbaratla açılan ateş sonucu 35 aile ocağına ve yanı sıra 75 milyonun yüreğine ateş, kar üzerine kan düştü. Uludere, oldu Kanlıdere... Olayı bir ân için gözümüzde canlandıralım: Sivillerin geçmediği bir hudut noktası mevzubahis. Buradan bir grup insanın girmekte olduğunu şimdilik açıklanmamış bir istihbarat birimi haber veriyor, bunun üzerine İHA’lar tespit ediyor, jetler vuruyor. Acaba, onların kaçakçı yahut terörist olup olmadığı ayırt edilemez miydi? Bu soruya net şekilde cevap verecek olan uzmanlardır. Ama insan şunları da düşünüyor: O hassas geçiş bölgesi ‘yasak mıntıka’ ilan edilmiş miydi? Mademki burası teröristlerin giriş yapabilecekleri bir yerdir, öyleyse orada en azından saat itibariyle yasak konması gerekmez miydi? Bu itibarla birinci soru, kaçakçı-terörist tefrikinin mümkün olup olmadığıdır? Korkunç şüphe ise şudur: Onların kaçakçı oldukları bilinmesine rağmen sırf iktidarı zora sokmak adına mı bu yönlendirme yapıldı, bir ‘istihbarat paylaşımı’ tuzağına mı düşüldü, jetler bir ihanete mi alet edildi? Yeni açılım paketinin konuşulmaya başlandığının hemen ardı sıra bu facianın meydana gelmiş olması düşündürücüdür. Vahim vak’anın örgütün köşeye sıkışmaya başladığı günlere denk gelmesi ayrıca dikkat edilecek husustur. Bir kere daha Ergenekon-Örgüt iş birliği mi? Ölen gençlerin ana-babalarının konuşmalarından onların vatana ve millete bağlı oldukları anlaşılmakta. Koruculuk, gönüllü koruculuk yapmışlar, bazıları gözlerini bacaklarını kaybetmiş, gazi olmuşlar. Onun için sebep ve faillerin tez zamanda ortaya çıkartılması şarttır. O yürekleri dağlı babaların dedikleri okunduğunda, dinlendiğinde insan bir kere daha üzüntülere gark oluyor. Çaresizlikten, parasızlıktan, okuyan çocuklarına harçlık verememe kahrından dolayı dün, çeyrek asır, yarım asır evvel olduğu gibi ölümüne bu kaçakçılıklar göze alınmakta. O zaman da ortaya bir dram çıkmakta. Terör olduğu için sermaye gidip yatırım yapamıyor. Yatırım yapılamadığından fakirliğin beli kırılamıyor. Bu şartlardan terör nemalanıyor. Bir paslı çember dönüp durmakta. Devlet, çok acil olarak en iyisinden tazminat ödeyerek bu talihsiz insanların sarılabildiği kadar yaralarını sarmalıdır. Asıl yapılması gerekense ölümüne kaçakçılık mecburiyetini ortadan kaldırmaktır. Diğer taraftan kimse bu dramı politik istismar konusu yapma küçüklüğüne düşmemelidir. Hakikaten muzdaribiz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT