BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rekabetin getireceği satranç oyunlarını bilmek

Rekabetin getireceği satranç oyunlarını bilmek

Prof. Dr. İlber Ortaylı daha konuşmanın başında hatırlatmasaydı “resmi” veya “ideolojik görüş” gibi anlatılanlarla iktifa edilecekti. Robespierre, ateizme yakın bir Fransız devrimcisi.



Prof. Dr. İlber Ortaylı daha konuşmanın başında hatırlatmasaydı “resmi” veya “ideolojik görüş” gibi anlatılanlarla iktifa edilecekti. Robespierre, ateizme yakın bir Fransız devrimcisi. Jan Jack Rousseau gibi fikir üreten bir hukukçu, politikacı. 30 yaşında milletvekili oldu, siyasete atıldı. Yaşadığı gün itibariyle Fransa’da dikkat çekici fikirlerin mücadelesini verdi. Mesela “insan ve yurttaş bildirisi”, kısıtlamaların kaldırılması, din ve ırk ayırımı gibi. Buraya kadar iyi. Çünkü günümüzde de hâlâ sıcaklığını koruyan önemli düşünceler, duyarlı konular. Maksimilien François Robespierre (1758-1794) görüşlerini hayata geçirmek için “Jakoben Grubu”nu kurdu. Hapisteki soylu Fransız ve din adamlarının katledildiği “eylül katliamı”nı savundu. Halkı ayaklanmaya çağırdı. Diktatörlükle suçlandı! Daha 36 yaşında iken de Devrim (bugünkü Condorde) Meydanı’nda giyotinle idam edildi. Jandarma güçleri kendisini koruyordu ve emrindeydi. Ancak asılmak için provokasyona bile girişti. Emir verseydi bu ihtilâlci Robespierre asılmayabilirdi. Ancak asıldı, kendini astırdı. Robespierre bir fanatik Sayın Ortaylı Hoca’ya göre işte bir fanatik. Fanatizmin batıdan bir somut örneği. Başka misallere girmedi bile Prof. İlber Ortaylı. Çünkü verdiği örnek; fanatizmin çok unsurunu taşıyor ve dünya kamuoyunda çok iyi tanınıyordu. Altay Kültür, San’at ve Eğitim Vakfı “Fanatizm ve Orta Yol” isimli bir panel dizisi başlattı. İlki de “Din ve Fanatizm” adıyla gerçekleşti. Fakat amacını aşan bir isimlendirmeydi bu. İlk yansıması sanki fanatikler din ve dindarlardan çıkarmış gibiydi! Ancak fanatizmin kötü örnekleri haricilerde, şia’nın değişik mezheplerinde kilise mezaliminde ve engizisyon mahkemelerinde görüldüğü gibi, dini inancı olmayan kişi ve kuruluşlarda da yakalamak mümkündü. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak için hassas konularda aşırı duyarlı ve titiz olmak gerekir. Prof. Kenan Gürsoy; (fanatizmi dinin dışında değerlendirmek gerek) derken önemli bir hususun altını çiziyordu. Sayın Gürsoy’a göre; fanatizmin toplumda aldığı manayı tartışmak gerek. Çünkü insan davranışıyla ilgili. İman sahibi nasıl fanatik olur? Bağlılık fanatizm değildir. İnanç ise bir saplantı olmamalıdır. Ölçü ise aşırılıktan kaçmak, orta yola varmaktır. Marifet itidal ve adalet Prof. Mehmet Aydın aşırı bir örnekleme ile başladı. Para getiren şeylerin, imkan sunan hususların; ifrat ve tefrit olduğunu söyledi ve ekledi: -Orta yol ise iman ve ahlâkla ilgili ve böyle bir özelliği mevcut. Muhabbeti olmayan iman ise meyvesi olmayan ağaç gibidir. Bilgi toplumu fanatik olur. Marifet toplumu, irfan toplumu ise öyle değil. Kainattaki yerini bilir. Dünya fanatikliğinin yarısı ırkçılıktır. Sonra varlıklı olanla olmayanların mücadelesidir. Vasat olanı ise itidaldir, adalettir. Prof. Aydın’a göre inançların baskı altında olduğu, geleneklerin hükümsüzleştirildiği yerlerde fanatiklik münbit topraktır. Biri sert ise, ötekisi fırsatını bulunca şiddetlenir. Şiddet de şiddeti doğurur. Muğla Üniversitesi Rektörü Prof. Ruhi Fığlalı’ya sordum (acaba üniversitelerimizde fanatizm konusunda akademik çalışmalar yapılıyor mu?) Evet demedi. Bir şey daha ekledim. (Avrupa Birliği’ne aday ülke olduğumuzdan acaba Batı fanatizmi bizi nasıl etkileyecek) diye de hatırlattım. Bütün bunlar üniversitelerimizin araştırma konuları olmalı. Öyle değil mi? Vahid Erdem’in dediği gibi, bütün ilahi dinler aşırılıktan münezzeh, özellikle ülkemiz kutuplaşmaktan çok çekti ve maalesef fanatizme meyli, topluma doğruları aktarmamakla engelleniyor. Fanatikliğe karşı orta yol; yani muhabbet-marifet dengesi tartışılmaz bir gerçek.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT