BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nefes aldırmadılar

Nefes aldırmadılar

TGRT’nin ilk sinema filmi olan “Kurdoğlu/Osmanlı Bedel İster”in yapımcılığını gerçekleştiren Nazif Tunç, postmodern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde gördükleri baskıyı anlatırken, “Adetâ nefes aldırmadılar, bıyıklarımızı bile kesmek zorunda kaldık” dedi.



ESKADER’in Timaş Kitap Kahve’de düzenlediği “Bâb-ı âli sohbetlerinin” bu haftaki konusu TV dizileriydi. Mustafa Nadir Önay’ın (ortada) yönettiği toplantıda Nazif Tunç (sağdan ikinci), İhsan Kabil (soldan ikinci), Mehmet Uyar (sağda), M. Nuri Yardım (solda) TV dizileri ve sinema filmlerini tartıştı. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri”nde bu hafta “Televizyon Dizileri” tartışıldı. Mustafa Nadir Önay’ın yönettiği toplantıya yönetmen Nazif Tunç, sinema yazarı İhsan Kabil ve senarist Mehmet Uyar, konuşmacı olarak katıldı. Timaş Kitap Kahve’de gerçekleştirilen toplantıda, özellikle TV dizilerinin sanat kaygısı gütmeden çekildiği belirtilerek, reyting ve para kazanma kaygısıyla yapılan dizilerin ahlâki erozyonu hızlandırdığı ifade edildi. Toplantıda söz alan yönetmen Nazif Tunç, postmodern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat 1997 sürecinde çektikleri sıkıntıları anlattı. POST-YEŞİLÇAM DÖNEMİ Tunç, şöyle konuştu: “TGRT’de, 1991’de rahmetli Yücel Çakmaklı ile birlikte dinî, tarihî ve millî konuların ele alındığı filmler ve diziler çekmeye başladık. Yücel Çakmaklı’nın yönettiği, TGRT TV’nin ilk sinema filmi olan “Kurdoğlu/Osmanlı Bedel İster”in yapımcılığını üstlendim. İyi bir kadro oluşturduk. Serinin devamı olan, Kurdoğlu-2 / Sancağın Ordusu (1992), Kurdoğlu 3 / Bu Yola Baş Koyduk (1992) filmlerini çektik. 28 Şubatta ise şu an bile hâlâ çözemediğim baskılara maruz kaldık. Adetâ nefes aldırmıyorlardı. Öyle ki, bıyıklarımızı bile kesmek zorunda kaldık. Artık, dinî, tarihî, ahlakî değerlerimizi yansıtan film-dizi yapamaz olmuştuk. Sonunda dağıtıldık.” Bugünkü TV dizisi dünyasının girdap gibi olduğunu belirten İhsan Kabil ise “Bu yüzden 4-5 yıldır hiç dizi seyretmiyorum” dedi. Kabil, “TV kanallarının olmazsa olmazı dizilerde, maliyetin düşük, kâr marjının yüksek olmasına bakılıyor. Mevcut diziler, Yeşilçam filmlerinin ekrana yansıtılmasından oluşuyor. Adetâ Post- Yeşilçam dönemi yaşanıyor.” şeklinde konuştu. Senarist Mehmet Uyar da, “Sır Kapısı gibi tek bölümlük seri filmlerde kendi kültürümüzün havasını estirmeye çalıştık. Seyirciden olumlu tepkiler aldık” dedi. Millî sinema desteklenmeli Merhum Turgut Özal döneminde millî sinemanın desteklendiğine, dönemin, Necip Fazıl, Tarık Buğra, M. Necati Sepetçioğlu gibi yazarların eserleniden çekilen filmlerle anıldığına dikkat çeken Nazif Tunç, “Millî sinemanın öncüsü merhum Yücel Çakmaklı’nın yönettiği Kuruluş, Küçükağa, Malazgirt, 4 Murat gibi önemli eserler o dönemde ortaya çıktı. Tunca Toskay’ın TRT Genel Müdürlüğü zamanında millî yapımlara ağırlık veriliyordu. İbrahim Şahin’den de millî sinemaya destek vermesini istiyoruz. Kentsel dönüşümde gösterilen kararlılık, kültürel dönüşümde gösterilmiyor” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT