BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hastane polis muhabiriyken

Hastane polis muhabiriyken

“Farkındayım beni süzdüğünün. Merakını yenemeyip geleceğini de tahmin etmiştim. Beni merak ediyor musun? Gel kantinde bir çay içelim... Anlatayım sana kendimi...”



Bir adamı kestirmiştim gözüme... Bu adamda bir gariplik vardı. Koskoca Haydarpaşa Numune Hastanesi “Acil” kapısı önünde bekliyor. Ama neyi bekliyor? Acil bir hastası varsa burada beklemeyip içeriye koşması lazım. Acil bir hastası gelecekse, yine burada bir aşağı bir yukarı volta atmayıp gözünün yollarda olması lazım. Birini bekliyor olsa, sabah saatin sekizinden öğleye kadar burada adam mı beklenir? İyi de bu adam burada ne arıyor? Allah biliyor ya, aklıma kötü şeyler de gelmeye başladı... Acaba bir kapkaççı mı? Ya da ne bileyim bir insan aynı yerde saatlerce niçin bekler ki? Akıl hastası desem pek benzemiyor... Bu adama resmen gıcık oldum. Gıcık olmasam da gözümü ondan ayıramaz oldum. Ben kim miyim? Hastane polis muhabiriyim. Haydarpaşa Numune Hastanesi önündeyiz. Değişik gazetelerden muhabir arkadaşlar var haber koşturuyoruz. Trafik kazaları, yaralanmalar, bayılmalar, intiharlar aklınıza ne gelirse... Ambulansların biri gidiyor biri geliyor... Özel araçlardan feryat figan içinde “sedye” diye bağırıyorlar. Bunca bağırış çağırış artık bize öyle sıradan hâle gelmiş ki haber atlatmak için gözlerimiz “özel haber” arıyor. O çok tantanalı vakalar bizi hiç enterese etmiyor... Nasıl olsa ajanslardan da geçer... Bizim için asıl olan istihbarat müdürüne o gün “Özel bir haber” sunabilmek... Biz buna “haber atlatma” diyoruz... Gözüme kestirdim ben bu adamı? Bu adamın sırrını çözersem haber atlatmış olurum!.. Bir saat geçti adam orada, iki saat geçti orda... Öğle oldu orada... Tamam... Attım kocaman fotoğraf makine çantamı omuzuma... Kalabalığın arasında yaklaştım adama... O yıllarda terör hemen akla gelmiyor ama yine de dikkatliyim kendime göre... Benim kendisine yaklaştığımı görünce o da parmakları arasındaki yarıya gelmiş sigarasından son bir fırt çekip ayağının altında iyice ezdikten sonra bana çevirdi yönünü. Göz göze geldik bir iki adım kala... Ama artık ok yaydan çıkmıştı. Ne ben geri dönebilirdim ne o gözünü benden ayırabilirdi... Olanca hoyratlığım üzerindeydi. Muhabirlik bir taraftan, serde gençlik var bir taraftan. Adama gıcık olmuşum bir taraftan destursuz ve de pervasız bir şekilde sordum. Adeta sorma değil posta koymaydı bu? -Kardeş ne iş? Sabahın saat sekizinden beri seni kesiyorum... Hasta isen hastane burada!.. Hasta yakını isen hastan hani? Birini bekliyorsan beklediğin nerede? Ben seni bir gazeteci olarak merak ettim arkadaş. Ses çıkartmadı. Kırk yıllık dost gibi koluma girdi. Değişik bir gülümseme yayıldı zayıf çehresine... Devamı yarın Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT