BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kümede kalan Avrupa’ya gider!

Kümede kalan Avrupa’ya gider!

Bu iş tamamen kontrolden çıktı artık. En kötü kararın bile kararsızlıktan daha iyi olduğu bir dönemeci aşmak üzereyiz. Verilecek her türlü kararın meydana getireceği zararı tahayyül bile edemiyoruz. Herkesi tatmin edecek bir karar modeli de kalmadı ortada artık.



Bu da benim önerim olsun... Bazı takımlar ligi bırakmış. Haklılar. Bazı takımlar geri dönmeye çalışıyorlar ki; onlar da haklılar. Biri “kupamı vermem” diyor haklı olarak, diğeri ise “kupamı isterim” diyor haklı olarak. Birilerinden; zamanında verdikleri paraları geri almak ihtimalleri var ki; işin korkunç tarafı aslında burası. Daha korkuncu ise olası bir felaket durumunda artık gelecek para olmaması. Gelecek paraların da çoktan harcanmış olması... Federasyonumuz ise; ona danışıyor olmuyor, buna dönüyor yüzünü ve soruyor, kendisine sırtını dönmüşlerle karşılaşıyor. Kulüpler ise “gibi” yapmaktan öteye bir duruş sergilemekten aciz. Ligi bırakanlar var Başlarına; şimdi ya da iki ay içinde, önemli sıkıntılar geleceğini hisseden takımlar çoktan frene bastı bile. Belki dillendirmiyorlar ama futbolcular 6,5 gün yaptığı maç hazırlığında herhalde bastıran kışın yoğun kar yağışını veya ülkenin ekonomik durumunu konuşmuyordur kendi aralarında. Mersin İdman Yurdu adam almadığı gibi elindekileri satabilmek peşinde. İstanbul Belediyespor’u bir arada tutmak çalışmaları var ama takımın sinerjisi, olası bir felaketin beklentisi nedeniyle darmadağın olmuş durumda. Manisaspor nasıl tarumar oldu ve dibe doğru gidiyor, fark ediliyordur sanırım. Hatta adam satıp yerine koymak gibi bir gayretleri de yok. Olası bir felaket öncesi ne gelse kârdır gibi bir durum var ortada. Bunun nedeni geçmişin garanti parasını harcayıp, geleceğin parasının kesileceğini öğrenen ve şimdi parasını kurtarmaya çalışan “basiretsiz futbol yöneticileri” değil midir?.. Bu örneği bozan, sadece Fenerbahçe ve Sivasspor’un direnişi, başkaldırısı ve yarışı bir şekilde “artarak ve çoğalarak” sürdürüyor olmasıdır. Büyüklük kavramı Buna da “yeni bir boyut” getirildi... Daha “çok” olmak; ki tartışılır, ile daha “zengin” olmak; ki bu da tartışılır, acaba daha “büyük” olmak için yeterli midir?.. Son 10 yıl veya son 50 yıl, hatta 100 yılı baz alalım ve soralım... Türkiye’de şampiyonluk sayıları ne gösteriyor? En kötüsü ile eşitler. Türkiye’nin kupasındaki fark ise aleyhine birinin. Taraftar sadakati konusunda bir fark göremiyorum. Sadakat için şöyle bir söz vardır: “Para ile satın alınan sadakati, bir başkası daha fazla para ile satın alabilir...” Bir tek fark var, o da Avrupa’daki klasmanda yer alan başarılar. İşte burası biraz susmayı ve düşünmeyi gerektirmiyor mu? Son tartışma platformu sadece işin içine ezeli rakibini çekmek hamlesidir. Yani... Hisse senedi fazlasıyla -ki o da tartışılır- daha “büyük” olunmuyor... POST-İT Tolstoy demiş ki: “Herkes hep birilerini değiştirmeyi düşünür ama asla kendini değiştirmeyi düşünmez...” Buyurun 6 aylık “abukluğumuzun” yol haritasına... Kudret ve iktidar Her kudretli iktidar olamaz... Ama her iktidar kudretlidir... En kudretli insan ise kendisine hakim olabilendir. Kalitesi olmayan güzellik ise kokusuz menekşe gibidir. Asaletin fiyatı da yoktur... Cüce dağa çıkınca da cücedir, dev ise kuyuya düşünce bile dev... S-ÖZ: “Eğer birileri arkanızdan konuşuyor ise; bilin ki siz önde gidiyorsunuzdur...” Daha varlıklı ve daha zengin olmak, herhangi bir yanlışı yapmış olma hakkını vermeyeceği gibi, asla hafifletici bir neden olamaz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT