BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karardı benim karnem şu halime baksana

Karardı benim karnem şu halime baksana

Öyle olacağını kendin de biliryorsundur ama karneyi görünce koftiden bozulursun, başlarsın sövüp saymaya...



Öyle olacağını kendin de biliryorsundur ama karneyi görünce koftiden bozulursun, başlarsın sövüp saymaya... Zaten kesin takmışlardır sana , yani şunnacık çocuktan ne istiyorlarsa? Arka yüz hitabeye ayrılmıştır! İtalik harflerle ve boydan boya... Yaa notlar toto, siz hâlâ kaleden tersaneden bahs açıyorsunuz bana. Haricî bedhah, muhafaza, müdafaa... Vaziyet vahim abiler, cıngar çıkacak diyorum akşama. Baba mesele değildir de anneler mevzuu mayalandırır, ısıtıp ısıtıp önünüze koyarlar. - Sen beni verem edeceksin çocuk. Bir sene kaybetmek ne demek biliyor musun? Kafadan 12 maaş. Akranların mezun olacak, sen tıfıllarla oturacaksın aynı sırada. Onlar mevki sahibi olsun, sen de gidip hademelik yaparsın. Kapılarını açarsın, çaylarını taşırsın. Bak çiziyorum şuraya, kimse kızını vermiycek sana! Yetmez, gelen gidene brifing sunar. “Diğerlerinin ki iyi de küçük oğlan... Bilmem ki kardeş bunun hali n’olcak?” - Vah vah! Bari çırak verseniz de bi sanat kapsa... Kadıncağız Haliç vapuruna dönmüştür, şuursuz zigzaglar çizer sokakta, bir o kapıya, bir bu kapıya... “Ahh ah bu çocuk beni dert sahibi yapacak komşu. Bak yüreğim nasıl pırpırlanıyor, su yanıma nüzul inecek valla!” Yolda gidiyorsundur filan bey amca çevirir. “Çalış koçum çalış, azmin elinden bişey kurtulmaz. Hadi o kırıkları düzelt, beni utandırma!” Haydaa! Sen nerden çıktın ya? Hem benim karnemden niye utanacaksın baba? Bir sömestr boyunca bakkala, çakkala hesap verir, patlarsın sonunda: “Eee sıktınız ama!” ALAVERE DALAVERE Bir sonraki sene “boyun azıcık” dikilmiş, “zekân hayli” sivrilmiştir. Kafan “epten aykırı” işlere basar. Krizi yönetmeye kalkarsın. Şahsen, bizzat ve kendi başına. Mektepten çıkınca aşşamaledeki kırtasiyeciye damlarsın. Karneyi tezgâha koyar, üstüne bi paket pambıklı cigara bırakırsın. Çırak hain hain sırıtır. “Hayrola?” -Bırak len ayak yapmayı, hadi iş başına! -Bak terso giderse seni tanımam ha! Evrakta sahtecilik on yıldan başlıyor haberin ola.. -Öyleyse senin on bin sene yatman lâzım. Onbinon olsun, uzatma! Çırak alışkındır. Bir cımbıza pamuk dolar, sodyum hipo klorit ile (asrın keşfi) mürekkebi ıslatır, kurutma kağıdına emdirir, sonra bir daha, bir daha... Rakam uçar, boş bir alan kalır karton sathında. Dolma kalemi eline alır. “Kaç yaziym?” -Yaz işte dokuz on, içinden ne geliyorsa? -Deli misin oolum, o zaman bir de takdir belgesi uydurmamız lâzım, iş açma başıma! -İyi nasıl biliyorsan öyle yap. Kerata mahirdir 62’den tavşan çıkarır adeta. Eve gelirsiniz bi iltifat, bi itibar! Baban elini dostça omzunu koyar, harçlık sıkıştırır avucuna. Annen sevdiğin yemekleri pişirir, soyulmuş meyve, çerez tabakları, çay, limonata, pandispanya... Oh ne âlâ, ne âlâ... Keyfler keka... Komşu kadınlarla konuşurken ağzı kulaklarına varır. “Yok, bu sene iyi maşaallah!” - Zeki çocuk canım bilmez miyim, teyp gibi kafa vardır onda. Bu izzet ikram karşısında bocalar vicdan yaparsın “ben utanmaz arlanmazın biri miyim acaba?” Ya ne ya? Yok en iyisi itiraf ediym de marizlesinler, öylesi daha kolay! Sopa azar umurunuzda değildir de, şimdi yıkılacaktırlar. Ananız dizlerini döve döve ağlayacak, müzmin başağrıları tutacaktır ihtimal. Evde matem havası esecek, kardeşlerinz de ser sefil olacaktırlar. Öyleyse mecburi istikamet. “Sahtekarlığa devam!” AŞİKÂRE SAKLANMAK Bade sene elinizi belinize koyar, başlarsınız nutka. “Siz karne yüzünden kaç çocuğun evden kaçtığını biliyor musunuz?” - O nasıl söz oğlum? - Bazıları da kendini intihar ediyor! - Sus ağzından yel ala! - Bak açık söyleyeyim, zaten tahtalarım noksan, hoplarsanız dingili kırarsınız sonra! Asabiyeci asabiyeci dolanırsınız... Bakırköy, Elaziz, Manisa... Bana göre hava hoş, alır hapımı mayışırım... Bir de muptela olursam, işiniz var valla. - Sen ne demek istiyorsun? - Birbirimizi üzmeyelim, kırmayalım, karne dediğin sağlıktan neşeden önemli değil ya. Aynştayn bile çift dikiş gitmiş zamanında. Zaten başvekil olayım kaldırcam. Ne bu ya? Milyonlarca karne, harbiden israf! Kim bilir kaç ağaç zayii oluyor? Bi de yok efendim sürgünleri yiyorlarmış filan. Cak cak konuşuyorlar tüyü bitmedik keçi hakkında... - Sadede gel evlâdım! Mevzuu dağıtma. - Karar verdim, karneyi göstermiyorum. Sen şuraya bir imza atıyorsun baba... Hah şöle. Şimdi bi elli lira çıkarıp güzellik yapıyorsun oğluna. - 20 yetmez mi? - Hadi 30 olsun. Tamaaam. Verin bi de elinizi öpiym. Muck! Muck! Siz sağ, ben selamet, işte bu kadaaar! Bu mesuliyet yüklemenin en temiz yoludur aslında. Delikanlı kırıklarını “kesinlikle” düzeltecektir. Zerre kadar şüpheniz olmaya!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT