BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Olsa’ ile ‘bulsa’yı eklemişler, hiç bitmiş...

‘Olsa’ ile ‘bulsa’yı eklemişler, hiç bitmiş...

Geçmişle geleceği kurgulamak, geçmişle geleceği hesapta bir tutmakta üzerimize yok. Sunulan futbola ambalaj yapmakta da pek mahiriz. 5 TL’ye tişört mal edip, 35 TL’den satarken duyguları kaşımak da bize has. Oynamayı, oynatmayı ve seyrettirmeyi beceremediğimiz oyunumuzu pazarlamakta da bizden hünerlisi yok...



Geçmişle geleceği kurgulamak, geçmişle geleceği hesapta bir tutmakta üzerimize yok. Sunulan futbola ambalaj yapmakta da pek mahiriz. 5 TL’ye tişört mal edip, 35 TL’den satarken duyguları kaşımak da bize has. Oynamayı, oynatmayı ve seyrettirmeyi beceremediğimiz oyunumuzu pazarlamakta da bizden hünerlisi yok... Farz-ı misal 150 liranız var. Neler yapabilirsiniz? Ben saymaya başlayayım: - 150 gün bir ekmek alabilirsiniz. - 30 adet orta karar deodorant alabilirsiniz. - 300 kez umumi tuvaleti kullanabilirsiniz. - En az 6-7 kilo kuzu eti alabilirsiniz. Ya da; - 150 TL’lik benzinle 5 kez Silivri’ye gidebilirsiniz. - 3,5 adet “yanındayız başkan” yazılı tişört de alabilirsiniz. Daha “sanatımsı” bir şey için kullanmak isterseniz; - 2 kişi olarak 5 adet Oscar’lı film izleyebilirsiniz. Patlamış mısır ve kola ile bu sayı 3,5’a iner. - 7 Haziran’da Madonna konseri izleyebilirsiniz. Üstelik 2 kişi, yol dahil... - 4 kişi iyice bir yerden Cirque du Soleil gösterisine gidebilirsiniz. Ses ve ışık şovunun doruklarında büyüleyici ve hiç unutamayacağınız bir gece yaşayabilirsiniz. SÖZ VAR İŞ BİTİRİR, SÖZ VAR BAŞ YİTİRİR Tercih sizin... Bütün bunları bir yana bırakıp bir maça gidebilirsiniz. Ev sahibi iseniz biraz rahat ama yol ve bir şeyler yediğinizde 150 TL’yi geçebilirsiniz, ona göre... Konuksanız kafanızın kırılma riski; saha dışında, olmadı saha içinde mutlaka vardır. Tuvalet bulamayıp, pisuarı yerinden söküp sahaya atmadığınızda, hemen iki yanınızdakinden bir kafa yemeniz riski de işin cabasıdır. Sahada çırpınan rakibinize veya sizin oyuncunuzun yaptığı faulü görüp de çalabilen hakeme, ya da milyonlarca euroluk oyuncunuzun koşmadan koşar gibi yapmasına höykürmek mecburiyeti de vardır 150 lira ödeyerek... Onların talebinizden şikâyetçi olmasına tahammül edecek ve asla sormayacaksınız “Sen neyi arz ediyorsun ki kardeşim” diye... 150 lira verip dayak atabilme hakkı veya önüne gelene özgürce küfür etme hakkı da sizindir ve bu da işin en zevkli (!) yanı olsa gerek... BACA EĞRİ OLSA BİLE DUMAN DOĞRU ÇIKAR Puan silinmesi ihtimali yüksek olan takımlara puan enjekte edilen bir ligin maçlarını üstelik üç günde bir 150 lira ödeyerek seyretmeyi hak edip etmediğinizi hiç düşündünüz mü? Deplasman maliyeti ayrı bir şey ve hesaplamamda yer almıyor gördüğünüz gibi. Puan şarj etmek için çalınan tuhaf düdüklerle veya çalınmayanlarla sergilenen bu “tiyatroya” biz “lig” diyoruz ve bunun için her stat kapısında 150 kadar liranız, her kahvede 10 liranız veya evinize bağlatacaksanız ayda 100 liranız cukkalanıyor. Bir teknik direktörün kulüp başkanı gibi veya bir başka teknik direktörün oyuncusunu ve teknik ekibini taraftarın önüne atmasını da dinleyebilirsiniz ayda 100 liraya... Sizler 150 lira verip yarım gününüzü toprağa gömecek kadar gabi misiniz? Sizler 150 lira verip biber gazından tarumar olup evin yolunu şaşıracak kadar uçuk musunuz? Sizler size sunulanı yutacak kadar... POST-İT Rıdvan Dilmen ile Aykut Hoca bir araya geldiğinde, Metin Tekin ile Carvalhal, Şenol Güneş ile Serdar Bali’ye de “bilgi alış verişi hakkı” doğmaz mı? Eşyanın tabiatı... İşte buna aykırıdır Aydınlar’ın son konuşmaları. Bir federasyon başkanı düşünün ki, açtığı davayı kaybetmek ister ve bu nedenle İtalyan avukatı Ragazzi’ye emreder “Dosyadan bunları çıkar diye.” Bir federasyon başkanı düşünün ki, kulüplerin değil bir takımın temsilcisi olduğunu itiraf eder TFF’nin başındayken... O kulübün en büyük başkan adayı iken onu TFF’ye pazarlayarak ondan kurtulduğunu sananlar, en kendilerinden olanı ve bunu açıkça beyan edene karşı durmak zorunda kalmışlardır bu tiyatroda... Bir federasyon başkanı düşünün ki, bir yorumcu ve bir teknik adamla bir kulübün kaderini pazarlık eder, bilgi verir ve bunu diğer kulüplerden gizli yapar... Saklar... Bu arkadan iş çevirmek değil midir? S-ÖZ: “Ansızın yükseliveren kişiler pek beğenilir ve baş üstünde tutulur. Ancak ayağınızı yere kuvvetlice vurduğunuzda yükselenin toz olduğunu görürsünüz.” Durdurun ligleri, kaldırın 58’i, değiştirin yasayı ve düşürün Galatasaray’ı, puan da silin... Hepimiz huzur içinde devam edelim hayatımıza...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT