BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbuğ’a Ergenekon suçlaması

Başbuğ’a Ergenekon suçlaması

İddianame kabul edildi, Başbuğ için, “TSK’ya sızmış üst düzey Ergenekon yöneticisi” denildi



Salih BİLİCİ İSTANBUL İnternet Andıcı soruşturması kapsamında tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Savcı Cihan Kansız tarafından hazırlanan 39 sayfalık iddianamede Başbuğ için “darbeye teşebbüs” ve “örgüt yöneticiliği”nden ağırlaştırılmış müebbet ile 22,5 yıl hapis cezasıyla yargılanması talep edildi. İddianamede AK Parti hükümetini zayıflatmayı amaçlayan psikolojik harekat faaliyetlerinin 2008-2010 tarihleri arasında Başbuğ’un kontrolünde yapıldığı belirtiliyor. İddianamede, Başbuğ’un yargılanması ile ilgili yapılan Yüce Divan tartışmalarına da açıklık getirilerek şu ifadeler kullanıldı: “Darbeye teşebbüs etme ile silahlı örgüt yönetme Genelkurmay Başkanının görevi olmadığından bu suçları işleyen şüphelinin eylemleri “göreviyle ilgili’ suç oluşturmamaktadır. Suç tarihinde Genelkurmay Başkanı olan şüphelinin eylemleri “göreviyle ilgili’ olmayıp kişisel suç kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, şüphelinin Anayasamızın 148. maddesi gereğince Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanması mümkün değildir.” Ergenekon silahlı terör örgütünün devletin birçok kurumuna sızdığına vurgu yapılan iddianamede, İlker Başbuğ için de, “Şüphelinin Ergenekon silahlı terör örgütünün bu kurum içerisindeki yapılanmasının üst düzey yöneticilerinden olduğu anlaşılmıştır” ifadeleri yer aldı. ANDIÇ BANA ARZEDİLMEDİ İddianamede İlker Başbuğ, “Söz konusu andıcı gazetede Kasım 2009 tarihinde haber olması üzerine gördüğünü, Nisan 2009 tarihli internet siteleri andıcının kendisine arz edilmediğini, bahse konu andıç kendisine arz edilmiş olsaydı üzerinde imza veya parafının olması gerektiğini, sözlü olarak da arz edilmediğini, sözlü olarak arz edilmiş olsaydı üzerinde yine imza veya parafının veya en azından andıcı kendisine arz edenin arz edildiğine ilişkin bir notunun olması gerektiğini, andıcın kendisine arz edildiğini belirtir beyanları kabul etmediğini, ikinci başkandan onay alınması ve ilgili birimlere dağıtılması ile ilgili hususları mahkeme tutanaklarından öğrendiğini” beyan ediyor. BELGEYE FOTOKOPİ DİYEMEM İlker Başbuğ, Ergenekon sanıklarının adreslerinde bulunan bombalarla ilgili “lav değil boru açıklamasıyla” ilgili olarak, “Boş lav silahları için boru tabirini kullandığım doğrudur. Benim brifingdeki açıklamalarım kötü amaçlı değildir. Herhangi bir şekilde kara propaganda amaçlı bir hareket içerisinde olmadım” dedi. Daha önce İrticayla Mücadele Eylem Planı için “kağıt parçası” diyen Başbuğ ayrıca şöyle bir itirafta bulunuyor: “İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın basına da yansıyan birincisi fotokopiydi. Fakat daha sonra ıslak imzalı gelen plan bana okumuş olduğunuz kriminal raporlarına göre belgedir, böyle belirlenmiştir. Buna fotokopi diyemem.” EVRAK KIRPMA EMRİNİ BEN VERMEDİM İlker Başbuğ karargahta meydana gelen evrak kırpma işlemleri ile ilgili olarak; “Benim böyle bir kırpma işleminden haberim yoktur. Herhangi bir kimseye böyle bir talimat vermedim. Böyle bir talimatı Mustafa Bakıcı Paşanın vermiş olduğu konusunda da bana herhangi bir bilgi gelmedi” beyanında bulundu. Başbuğ bilgisayarların silinmesi işlemleri ile ilgili olarak ise “Benim bu konuda hiç kimseye herhangi bir emrim olmamıştır. Mehmet Eröz o dönemde Harekat Başkanı idi. Onun üstündeki amir konumunda 2. Başkan Hasan Iğsız vardı. Hasan Iğsız da bana bağlıydı, ama ben böyle bir emir veya talimat vermedim” ifadelerini kullandı. Başbuğ, site içeriklerinin silinmesinden de haberinin olmadığını savunarak şunları söyledi: “Bana bu sitelerin içerikleriyle ilgili herhangi bir bilgi ve teklif de gelmedi. Benim görev yaptığım dönemde hiyerarşik olarak bana herhangi bir bilgi aktarımı yapılmadı, aleyhe beyanlara katılmıyorum. Ben o dönemde internete dahi girmedim, odamda bilgisayar bile yoktu.” İZİN YURTDIŞINDAKİ BAŞBUĞ’DAN ALINDI Savcı Cihan Kansız iddianamede 12 Haziran 2009 tarihinde İrticayla Mücadele Eylem Planının deşifre olduğunda soruşturma açma izninin Genelkurmay Başkan vekili Işık Koşaner’den alınması yerine Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız’ın o dönem yurt dışında olan İlker Başbuğ’u arayarak ondan izin aldığını belirterek, “Bu yolla resmi hiyerarşi dışında hareket etmesi, askeri hiyerarşi dışında örgütsel hiyerarşinin bir göstergesidir” tespitinde bulundu. AMAÇ BELGEYİ İTİBARSIZLAŞTIRMA İddianamede “Şüphelinin yaptığı basın açıklamasında bu belge için Kağıt Parçası tabirini kullanarak belgeyi itibarsızlaştırma çabası, tüm bu süreçte şüpheli İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde, İrticayla Mücadele Eylem Planının taslak halde şüpheliye sunulduktan sonra şüphelinin bilgisi dahilinde ve sanık Hasan Iğsız’ın kontrolünde Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı anlaşılmıştır” denildi. İlker Başbuğ ile Ergenekon sanığı gazeteci Mustafa Balbay arasında geçen ilginç telefon görüşmesi de iddianamede yer aldı. Başbuğ, “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” davası kapsamındaki iddialara ilişkin hakkında başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Ocak ’ta tutuklanmıştı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT