BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 28 Şubat terörü

28 Şubat terörü

28 Şubat müdahalesi, Sincan’da sahneye konan Kudüs üzerine bir oyun bahane edilerek başladı. Kaleme karşı tank yürütüldü. Bu ülkenin çocukları, belki duygularını ifade etmekte profesyonel hareket edememişlerdi ama sonuçta bir Kutlu şehirde yaşanan zulmü kınıyorlardı.



28 Şubat müdahalesi, Sincan’da sahneye konan Kudüs üzerine bir oyun bahane edilerek başladı. Kaleme karşı tank yürütüldü. Bu ülkenin çocukları, belki duygularını ifade etmekte profesyonel hareket edememişlerdi ama sonuçta bir Kutlu şehirde yaşanan zulmü kınıyorlardı. Şimdilerde ‘acaba sıra bana ne zaman gelecek?’ korkusundaki bir çevik paşanın ifadesiyle tanklara balans ayarı yapılmıştı. Aslında o piyes dahi bir ‘oyun’ olabilir. Mümkündür ki birtakım saf heyecanlar kullanılmıştır. Seçilmiş meşru hükümete durup dururken kıyam edilemeyeceğine göre bir tezgâh lazımdı. Bu tezgâh, bir iftar yemeği ve Kaddafi’nin çadırıyla desteklendi. O tezgâhın ruhu 31 Mart, Menemen, 27 Mayıs vak’aları gibi düzmece gerici ayaklanmaların tütsüsüydü. Hükümet istifaya zorlandı. Başbakan, istifa etmezse bir teğmenin onu tokatlama senaryosu hazırlanmıştı. Tarih, kötü şekilde tekrar edecekti. 27 Mayıs’ta da bir teğmen, genelkurmay başkanı Rüştü Erdelhun’u tokatlamıştı. Asker, Çankaya, MGK, solcu ve statükocu partiler işbirliğiyle eylem böylece icraata kondu. Bir de isim takıldı. Post Modern Darbe. Görünürde silah kullanılmamıştı. Halbuki Sincan sokaklarından Ankara’yı tehdit eden tanklar en büyük silahtı. Şayet Kudüs Piyesi sahiden bir darbeye yol açacak kadar rahatsız edici olduysa o darbenin aktörlerine sormak lazım. Faraza aynı sahnede Kâbe aleyhine bir piyes oynasaydı kılınız kıpırdar mıydı? Hiç şüphesiz ki bu darbenin ağababası İsrail’di. Bir gün tarih onu da ortaya çıkartır. Hatta oradan devşirilen menfaatlerin muhasebesini de tesbit eder. 28 Şubat 1997 Darbesi, bu milletin mukaddes olarak inandığı, yaşadığı, bildiği ne varsa hepsine saldırdı. Üniversiteye, gazetelere, televizyonlara fiilen el konmuş, yazma hürriyeti ortadan kalkmıştı. Bir kısım yüksek mahkeme hakimleri, bazı rektörler emir eri olmuştu. Bazı ilahiyatçı proflar her akşam ekrandan milletin inançlarına hakaret ediyor, birtakım başsavcılar her gün partileri, vakıfları, milleti tehdit ediyorlardı. İmam Hatipler hedefteydi. Buralarda okuyan çocuklar, hasım muamelesi görüyordu. Üniversite girişinde puanlarla oynanmıştı. On binlerce gencin istikbaline kıyıldı. Ortada kanlı bir şey yoktu. Ancak o kan, gözyaşlarındaydı. Ülke tek tipleştiriliyordu. Neredeyse birkaç adım sonra Allah demek bile yasaklanacaktı. Şiddetli bir terör dalgası esiyordu. Esnafa kadar herkes fişleniyordu. Subayların, memurların evinde resim, sehbada heykelcik olup olmadığı bile araştırılıyordu. Artık nüfus kâğıtlarına baş örtülü fotoğraf girmesi bile yasaklara dahil olmaya başlanmıştı. Otobüse, uçağa başı kapalı girmek bile problem eşiğindeydi. 28 Şubat bir terör hareketidir. Zulmü yazmakla bitmez. Her kesimden failleri hayattadır. İşbaşındaki hükümeti devirmiş, vatandaşa kan kusturmuş, ülkeyi 2001 krizine sürüklemiş bu hareket, kaçınılmaz olarak yargı önünde hesap verecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT