BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bin yılın dili

Bin yılın dili

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yapılan “Türk Dilinin Sorunları Bilgi Şöleni”nde Türkçe’nin yeni bin yıla kalacak diller arasındaki konumu tartışıldı.



Türkçe’nin bugünkü meseleleri İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Genel Kurul Odası’nda ele alındı. Fakültenin Türk Dili Bölüm Başkanlığı tarafından düzenlenen “Türk Dilinin Sorunları Bilgi Şöleni”nde konuşmacılar Türkçe’nin karşı karşıya bulunduğu meseleler üzerinde durdular. Sabahki oturumu yöneten Prof.Dr. Necat Birinci, Türkiye’nin milli devlet olarak, Türk bekâsını muhafaza için, temel vazifesinin Türkçe’yi korumak olduğunu belirterek, “Türkçe sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Bütün Türk dünyasının meselesidir. 200 milyonu aşan insanın vazifesidir. Bunlar öncelikle halledilmelidir” dedi. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof.Dr. Ahmet Bican Ercilasun, “Türk Dünyası Açısından Türk Dilinin Sorunları”nı ele aldı. Ercilasun, İsmail Gaspıralı’nın Kırım’da Türk lehçelerini birleştirme faaliyetinin önemli olduğunu ve böylece Türk dünyasında bir kültür birliği sağlandığını belirtti. Türkçe dünya dili “Türk Dilinin Sorunları” hakkında Prof.Dr. Emine Gürsoy Naskali konuştu. Saf dilin mümkün olmadığını ifade eden Naskali, “Her dönemde dillere yabancı kelimeler katılmıştır. Bugün Türkçe için sorun zannedilen bir çok konu dünyanın diğer dilleri için de geçerlidir” dedi. İsveç’te İngilizce’nin ikinci dil olduğunu, dünyada ana dili olmamasına rağmen 800 milyon kişinin bu dili konuştuğuna dikkat çeken Naskali, “Avrupa’da konuşulan bir çok dil yeni bin yılda konuşulmayacak. Ancak Türkçe yeni bin yıla kalacak dünya dilleri arasında yerini alacak” diye konuştu. “Türkçe’de Sadeleşme Hareketleri” başlıklı konuşmasını yapan Prof.Dr. Mustafa Özkan da, Türkçe’nin tarihî sürecini anlattı. Kültürümüzün en temel meselesinin dil olduğunu vurgulayan Özkan, “Dilimizin de en önemli sorunu yabancı dillerin etkisinden kurtulması ve sadeleşmesi meselesidir” diye konuştu. Sadeleşme problemi Prof.Dr. Şükrü Haluk Akalın ise, “Bilim Çağı ve Türkçe’nin Sorunları” üzerinde durdu. İnsanın tarihsel bir varlık, dilin de bir kültür köprüsü olduğuna işaret eden Doç.Dr. Hayati Develi de, “Dil yoksa toplum da yoktur. Dil ancak toplumla hayat hayat bulur” dedi. Prof.Dr. Kemal Eraslan’ın oturum başkanlığını yaptığı diğer oturumda Prof.Dr. Hamza Zülfikâr “Sözlü ve Yazılı Basında Türkçe”, Prof.Dr. Halil Ersoylu “Türkçe’de Yabancı Kelimeler”, Prof.Dr. Muhammet Yelten “Türkçe’nin Söz Varlığı Üzerine”, Doç.Dr. Musa Duman “Yazı ve Söyleyiş İlişkisi” hakkında konuştular. Edebiyata dönüş Türk Edebiyatı Vakfı’nda yapılan toplantıda da uzmanlar “Klâsik Türk Edebiyatı”nın önemi üzerinde durdular. Klâsik Türk edebiyatının genel bir değerlendirmesini yapan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Türk Dili Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Kemal Yavuz, bugünkü şair ve yazarların eski kültürümüzden ve edebiyatımızdan yararlanması gerektiğini söyledi. Klâsik Türk edebiyatına çeşitli isimler verildiğini ifade eden Yavuz, eski edebiyatın çağ çağ incelenmesi ve değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Divan edebiyatı ile Tekke edebiyatının müşterekleri üzerinde duran Doç.Dr. Azmi Bilgin ise, Tekke şairlerinin genelde heceyle yazdıkları gibi aruzu da kullandıklarını söyledi. Bilgin, Ahmet Yesevi hariç, Tekke edebiyatının 13. yüzyılın ilk yarısından itibaren Horasan’dan, Anadolu’ya geçtikten sonra bu edebiyatın temsilcilerinin daha verimli eserler verdiklerini anlattı. Doç. Dr. Yekta Saraç da, klâsik Türk şiirinde tenkidin önemi üzerinde durdu. Prof.Dr. Atilla Şentürk ise, Divan edebiyatı yerine Osmanlı edebiyatı deyiminin daha yaygın olduğuna işaret ederek başladı konuşmasına. Bu edebiyatta mükemmeliyetçiliğin önemsendiğinin görüldüğünü ifade eden Prof. Şentürk, “Günümüz şarkı sözü yazarların eski edebiyatımızdan bolca ilham alabilirler” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT