BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Haydi, savcılığa gidiyoruz”

“Haydi, savcılığa gidiyoruz”

Fehmi’nin gözlerinin altı kararmıştı. Gömleğinin yakası yana kaymış, göz bebeklerindeki korku her hücresini sarmış, titriyordu. Karşısındaki adama baktı endişe içinde. Kuruyan dudaklarını ıslattı dilinin ucuyla.



Fehmi’nin gözlerinin altı kararmıştı. Gömleğinin yakası yana kaymış, göz bebeklerindeki korku her hücresini sarmış, titriyordu. Karşısındaki adama baktı endişe içinde. Kuruyan dudaklarını ıslattı dilinin ucuyla. Ayakta duran uzun boylu, kara kaşlı, esmer adamın dışında iki kişi daha vardı odada. Bir tanesi kısa boylu, sevimli yüzlü bir gençti. Diğeri ise daha sert bakışlıydı ve gece boyunca hiç konuşmamıştı. Sadece sorgulamayı dinliyordu bir köşede. Esmer adam tok sesiyle bağırdı bir kez daha: - Konuş Fehmi Başar, doğruyu söyle. Kasadaki parmak izleri senin. Kasa zorlanmamış, anahtar ise sadece sende var. Gece nerede olduğunu kanıtlayamıyorsun. Bütün şüpheler senin üzerinde. Açıkça itiraf et. Kekeledi Fehmi. Gece boyunca binlerce kez tekrarladığı kelimeler cılız bir halde döküldü dudaklarından: - Ben yapmadım, neden yapayım? Ekmek yediğim kapıya ihanet edemem ben. Ben yapmadım. - Kim yaptı öyleyse. Bekçiler kimseyi görmemiş, hiçbir yerde zorlanma izi yok. - Ben ne bileyim amirim, bilemem ki... Adam alaycı bir ifadeyle güldü: - Uğraştıracaksın bizi. Biz çok iyi tanırız senin gibileri... Hep böylesinizdir siz. Dürüstlük pozlarına bürünürsünüz... Ağzının içi zehir gibiydi. Yutkundu, ağlamaklı bir sesle yalvardı: - Ben yapmadım, yemin ederim ben yapmadım. - Bırak bunları Fehmi, bırak... Bizi mi kandıracaksın? O ana kadar hiç konuşmayan sert bakışlı adam oturduğu sandalyeden kalktı: - Yeter bu kadar Ahmet, mahkemeye sevk edelim... Üçü birlikte çıktılar odadan. Korkuyla bakındı çevresine Fehmi. Kendi oturduğu sandalyeden başka bir masa bir sandalye daha vardı odanın içinde. Başka hiçbir şey yoktu. Tepeden sallanan cılız ışıklı ampul ileri geri sallanıyordu kapanan kapının rüzgarıyla. Arkasına yaslandı. Elleri titriyordu. Hanımı geldi aklına: - Ölmüştür meraktan Mukadder... diye geçirdi içinden. Bir yudum su olsaydı... O sırada kapı açıldı. İçeriye resmi kıyafetli bir polis girdi: - Haydi hemşehrim, gidiyoruz... Yalvarırcasına atıldı Fehmi: - Kardeş, ailemin haberi yok, bir haber verebilir miyim ne olur, ölmüştür karım meraktan... Polis acıyarak baktı yüzüne. Derin bir soluk aldı: - Söyle evinin adresini... Ben bir şekilde haber uçururum. - Sevinçle kıpırdandı: - Allah razı olsun kardeşim. Hanıma söyleyiverin. Kimsemiz yok buralarda. Şaşkına dönmüştür şimdi... - Uzatma, söyle evinin yerini... Aceleyle tarif etti. Polis memuru cebinden çıkarttığı küçük not defterine yazdı adresi. Sonra başına dikildi Fehmi’nin: - Haydi bakalım, savcılığa gidiyoruz. Çıktılar bütün gece boyu sorgulandığı odadan. Koridor kalabalıktı. Bir sürü insan telaşlı adımlarla koşuşturup duruyorlardı. Polisin arkasına takılıp yürüdü. Bütün herkes kendisine bakıyormuş gibi geliyordu. Emniyet müdürlüğünden çıktılar. Resmi bir arabaya bindiler. Savcılığa gidiyorlardı. İçinin ezildiğini hissetti. Yanındaki polis yan gözle baktı: - Karnın aç mı? - Bilmem... İçim ezildi sanki... Arabayı kenara çekip oracıktaki dükkandan iki tane poğaça aldı. Uzattı Fehmi’ye: - Al şunları ye... Bastırır. Minnetle baktı. Başına gelenlerin şokunu yaşıyordu. Feyyaz beyin gelmesiyle her şeyin düzeleceğini umut ediyordu bir yandan... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT