BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çalsın sazlar!

Çalsın sazlar!

Ülke olarak, eğlencenin yerini, dozunu, zamanını iyi bilen bir milletiz... Düğün derneksiz; ne sünnet töreni yaparız, ne de kız isteme... Her şeyin şatafatlı, her şeyin sazlı, sözlü, çengili olması tek arzumuzdur...



Ülke olarak, eğlencenin yerini, dozunu, zamanını iyi bilen bir milletiz... Düğün derneksiz; ne sünnet töreni yaparız, ne de kız isteme... Her şeyin şatafatlı, her şeyin sazlı, sözlü, çengili olması tek arzumuzdur... Ama biri eğlenirken, yan komşuda cenaze varmış kimsenin umurunda değildir... Mühim olan “Vur patlasın, çal oynasın” zihniyetinin her yerde geçerli olmasıdır... Memlekette 3 Temmuz‘da başlayan bir süreç var... Futbola bulaşan, şike ve teşvik söylentisi... Doğru olup olmadığı kimimizi mutlu, kimimizi de sokaklara düşürecek kadar isyankar yapmıştır... Statlardaki hırçınlıkların artması; tribünlerden kaçanların çokluğu; ekran başında futbol yerine dizilere yöneliş, hepsi 3 Temmuz‘un artçı depremleridir... Sorunları çözmede, zorlanan, türlü bahaneler arayan futbolun başındakiler, ülkemizi “şike”, “teşvik” gibi sözcüklerden insanları kurtarmak adına, her türlü bahaneleri, sanki birer çözümmüş gibi soframıza sunarken, hep iş yaptık zannettiler... Oysa, somut çözümler için her şey hazırdı aslında... Kanunsa kanun; talimatsa talimat; hukuksa hukuk... Ama uygulayıcı olmadıktan sonra, bunlar neye yarar ki? AYDINLAR SÜRECİ Mehmet Ali Aydınlar yönetiminin, her gün başka bir mecraya çekilen, çelişkilerle dolu ama işi uzun vadeye yayarak, sözde Türk futbolunu kurtarma anlayışı, kimi kulüplere ters, kimilerine de cazip geldiği için, inandırıcılık vasfını kaybetmişti... Mehmet Ali Aydınlar‘ın “iyi adam” olması başka, futbolumuzu o hengâmede idare etmesi başkaydı... Bu federasyonun adı, her ne kadar “F.Bahçe’yi Kurtarma Federasyonuna” çıksa da, en azından büyük çabalar içinde olduğu gerçeğini kimse inkar edemez... Ama başımızda bekleyen bir UEFA olduğu gerçeği ise bugüne kadar hiç akla getirilmedi... Adamlar “Elinizi çabuk tutun” dedikçe, biz aut atışını geciktirip zaman kazanmaya çalışan kaleci gibi saniyelerin geçmesini bekledik... Oysa UEFA Başkanı Platini bile, Başbakan Erdoğan‘ın gözlerinin içine baka baka “Bu işten net bir şekilde sıyrılmanız imkânsız” demekten kaçınmadı... İşte o günden beri, son talimatları alan Demirören ve ekibi kimselerle fazla muhabbet etmeden, neticeye gitmek için toplantı üstüne toplantı tertip etti... Ve dün geldi çattı... Federasyonun üç günlük Antalya kampından mutlaka bir şey çıkacaktı... Sonunda “dağ fare doğurdu” gibi bir şey oldu... Net ifadelerin yer almadığı açıklamada sadece 58. maddenin değiştirildiği başlığı yer aldı... Hani, UEFA‘nın “Asla değiştirmeyeceksiniz” dediği madde... Hani, Aziz Yıldırım‘ın Metris‘ten “Sakın ha” diye tavrını koyduğu madde... Hani, teşvik ve teşebbüste bulunanların, takımlarının da düşürülmesinin yer aldığı madde... Dün birden kalkıverdi... EĞLENCEYE DEVAM Genel Kurulda bile dokunulmayan işte o 58. madde ile Türk futbolu kurtuldu! Çalsın davullar, oynasın çengiler... Eğlenceye buyurun... Düşme yok, kalkma yok, puan silme yok... Sadece biraz para cezası, işlem tamam bize göre... Amma... Ya Edirne‘nin dışı? Orada elinde şimşir bir sopa ile bekleyen UEFA var... Kimse “Bize ne UEFA’dan” demesin sakın... UEFA dün itibariyle Türkiye‘de şike ve teşvik üzerinin örtülmeye çalışıldığının, bunu da federasyon eliyle yapıldığının farkındadır artık... Biz Türkiye‘de Süper Final oynatalım daha... Şampiyonu, ikinciyi ve de Avrupa‘ya gidecek diğer 3 takımı belirlemeye çalışalım... UEFA çoktan silahını çıkardı ve bize doğrultup, nişan aldı bile... Kabak gibi hedefteyiz... Kaçsak bile kurtuluşumuz yok... En azından iki bacağımızdan ve kalçamızdan UEFA‘nın kurşunlarına hedefiz artık... Aman boş ver... Biz eğlencemize bakalım dostlar! Tek kelimeyle harika! 48. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu‘nu da yüzümüzün akıyla tamamladık... Misafirlerine çay servisi bile yapan başkanları Emin Müftüoğlu‘nun ve ekibinin müthiş çalışkanlığı ile dünya bizi izledi, hayran kaldı... Akdeniz‘in inanılmaz manzaraları; Ege‘nin bir inciden farksızlığı; İstanbul‘un iki yakasının ortasından geçen bir serüven merakı... Arkasından bir şampiyonluk... Ve de unutulmayacak bir misafirperverlik... Sanki “5’i bir yerde” bir mutluluk... Bisiklete sevdalı olmanın zevkini yaşayan birisi olarak, emeği geçen herkese teşekkür ederiz... Elinize sağlık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT