BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türk Demokrasisi ve “İstikrar”

Türk Demokrasisi ve “İstikrar”

Anayasa değişikliği ile ilgili olarak Washington’da yapılan yorumları iki ana başlık altında toplamak mümkün.



TBMM’deki Anayasa değişikliği oylaması, ABD’de de ilgiyle takip edildi. Geçen hafta yapılan oylama da, Türk-Amerikan İş Konseyi’nin yıllık mutad konferansına denk düştüğünden, Washington’daki Türkiye gündemi, ‘Demirel, demokrasi ve istikrar’ sözcüklerinin yüzlerce kere kullanıldığı konuşma, değerlendirme, yorum ve kulislerden oluşmuştu. Anayasa değişikliği ile ilgili olarak Washington’da yapılan yorumları iki ana başlık altında toplamak mümkün. Genelde iş çevrelerinin ve Türkiye ile işi olan Amerikalılar’ın seslendirdiği değerlendirme, ‘Başbakan Ecevit ile Cumhurbaşkanı Demirel arasındaki dayanışmanın, siyasi ve ekonomik istikrarın bir göstergesi haline geldiği’ şeklindeydi. Aynı çevreler, Demirel’in tekrar aday olmasını sağlayacak Anayasa değişikliğinin gerçekleşmemesi halinde, koalisyon partileri arasındaki uyumun bozulmasından çekinmekteydiler. Yani korkulan Demirel’in tekrar aday olup olmaması değil, bu durumun bir ‘hükümet krizine dönüşme’ endişesiydi. Washington’a konferans için gelen TÜSİAD yetkilileri dahil Türk işadamlarının ve hatta askerlere yakın kişilerin de dile getirdiği görüşler hep bu istikametteydi. Aman hükümet devam etsin Bu değerlendirmeye katılan Türk ve Amerikalılar’ın, adeta sözleşmişcesine vurguladıkları ortak görüş şöyle özetlenebilir: “İki lider (Demirel ve Ecevit) arasındaki mevcut dayanışmanın devam etmesi, hükümetin ekonomik reformlarının sürmesini ve sağlamlaşmasını sağlar. Bunun aksine bir durumda Türkiye’de, kronik siyasi istikrarsızlık tekrar başlar.” Tabii bu görüşleri ileri sürenlerin korktukları hususun başında Başbakan Ecevit’in duygusallığı gelmekteydi. Ayrıca Ecevit de Hindistan’a giderken, Demirel’in tekrar aday olmasını sağlayacak Anayasa değişikliğinin gerçekleşmemesi halinde, hükümeti bozma tehdidinde bulunmuştu. Yani Washington’daki Türk ve Amerikalı işadamlarının en büyük endişelerini, hükümetin bozulması teşkil etmekteydi.. Zaten TÜSİAD başkanı Erkut Yücaoğlu Washington’daki Türk gazetecilerine yaptığı basın toplantısında, ısrarla hep şunu vurgulamıştı: “Aman siyasi istikrar korunsun. Cumhurbaşkanlığı seçimi asla bir hükümet krizine dönüşmesin. Siyasi ve ekonomik istikrar, hükümet krizinin çıkmamasına bağlıdır. Washington’da yaptığımız hemen her temasta bize sorulan iki husus oldu. 1)Türkiye uygulamaya koyduğu ekonomik programı sürdürecek ve bu program başarı sağlayacak mı? 2) Türkiye AB’ye adaylık sürecinde Helsinki kriterlerine uyumu sağlayacak gerekli değişiklikleri yapabilecek mi? Biz bu konularda hep evet dedik ve Hükümet’in başarılı çalışmasını anlattık.” TÜSİAD’çılar bunun bozulmasından korkuyor ve ‘onun için de gerekirse bir başka adayda anlaşılır, hükümet devam eder’ şeklinde görüş belirtiyorlardı. Erkut Yücaoğlu sadece bunları söylemiyordu. Cumhurbaşkanlığı oylamalarının başlayacağı 15 Mayıs’a kadarki 6 haftalık sürenin de heba edilmemesini ve suni gündemlerle vakit kaybedilmemesini; icraat ve programın aynı hızla sürdürülmesini istiyordu. Bu sebeple önceki günkü oylama sonuçları ve hükümetin devamı ile cumhurbaşkanlığı seçimini hükümetten ayrı tutma kararı, Washington’daki iş çevrelerinin gönlüne su serpti.. Ama dış basın ve ajansların ilk tepkisi ‘Ecevit’in ve koalisyonun yara aldığı’ şeklindeydi. ABD’de bu sonucu önceden tahmin edenler Peki ya Amerikan yönetimi ve Washington’daki çeşitli düşünce kuruluşlarından Türkiye uzmanları olaya nasıl bakıyorlardı? Bu satırların yazıldığı ana kadar ABD’den resmi bir tepki gelmedi. Zaten muhtemel bir tepki de, “Konunun Türkiye’nin bir iç meselesi olduğu ve TBMM’de sürecin işlediği; Türkiye’deki başlamış siyasi ve ekonomik reformlara devam edilmesinin önemi, istikrar vb” vurgulamak olabilir.. Ama Amerikan Yönetimi Türkiye ile ilgili bilgileri sadece resmi zevattan değil, bizzat Türk halkının da nabzını tutarak sağladığı için, Demirel’in tekrar aday olmasına imkan verecek. Anayasa değişikliğinin gerçekleşmeyeceğini, sanki önceden biliyordu. Bu kanaate varmamızın iki önemli sebebi var. Birincisi geçen haftaki Türk-Amerikan İş Konseyi Konferansı sırasında Konsey’den ödül alan ABD’nin Türkiye büyükelçisi Mark Parris’in burada yaptığı konuşma.. Diğeri de Corcoran Sanat Galerisi’nde Topkapı Hazineleri Sergisi’nin açılışına geleceği açıklanan Demirel’in bu seyahatten son anda vazgeçmesiydi.. Konuşmasında, Türk-Amerikan ilişkilerinin genel bir değerlendirmesini yapan ve gelinen noktayla 21. Yüzyılda iki ülke arasındaki ‘stratejik işbirliğinin’ esaslarını vurgulayan Parris, bir kere bile ‘Demirel’ demedi. Ama Başkan Clinton’a 3 kere, Başbakan Ecevit ve hükümetine 2 defa, TBMM’ye 2 kere ve Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’e 1 kere atıfta bulunan Parris’in uzun konuşmasında Cumhurbaşkanı’ndan hiç bahsetmemesi, ilginç bir ipucu geldi bize.. Anlaşılan Amerika’da oylamanın böyle cereyan edeceğini tahmin eden epey kişi varmış.. Ne diyelim? Haydi hayırlısı...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT