BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maliki fitnesi tutmadı!

Maliki fitnesi tutmadı!

Irak Başbakanı Maliki mezhepçilik yaparak halkı sürekli Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalışsa da Şiiler bu oyuna gelmiyor.



YAZI­ DİZİSİ Geleceğini arayan ülke: Irak-2 Adem DEMİR adem.demir@tg.com.tr BİNLERCE Şİİ AKIN EDİYOR Dünyanın değişik ülkesinden binlerce Şii her yıl Hazreti Ali ve oğulları Hazreti Hüseyin ile Hazreti Abbas’ın kabirlerinin bulunduğu Irak’ı ziyaret ediyor. Irak’ta siyasî aktörlere yönelik suçlamaların haddi hesabı yok. Halk, milyar dolarların iç edildiği iddiasında. Haksız da sayılmazlar. Zira görünen o ki; zenginlik halka yansıtılmıyor. Türkmenlerin büyük bir kısmı, Kürtler ve Sünniler, petrolden elde edilen gelirin eşit ve adil dağıtılmadığı inancındalar. Özellikle Kürt bölgesindeki basın yayın organlarında askerî harcamalara çokça atıf yapılıyor. Maliki’nin iki döneminde toplam 37 milyar doların güvenliğe harcandığı ileri sürülüyor. Şiiler de Kürtlere benzer suçlamalarda bulunuyor. Deneyimli bir diplomat; Bağdat, Basra, Necef, Kut, Kerbela gibi kentlere devletin günde ancak 4-5 saat elektrik verebildiğine dikkati çekerek, “Elektriksizlik, ülkenin en büyük problemidir. Bu meselenin çözümü için 18 milyar dolar ayrıldı ama hiçbir çare üretilmedi. Şimdi herkes milyar doların nereye gittiğini merak ediyor” diyor. DÎNÎ AKTÖRLER ETKİLİ Siyasi fikir ayrılıkları ve polemikler had safhada. Ülkedeki manzara mevcut yöneticilerin de çözüm üretemediklerini ortaya koyuyor. Bundan dolayı özellikle siyasilerin halk nezdinde çok fazla itibarlı oldukları söylenemez. Sadece kitlelerin menfaatlerini sağladıkları ölçüde önemseniyorlar. Oysa Irak’taki aktörler siyasetçilerden ibaret değil. Bir de dînî otoriteler var. Özellikle Şiilerin büyük saygı gösterdikleri din adamları onların tabiriyle “merciler” halk üzerinde son derece etkililer. Bunların başında Sistani, El Hakim ve Sadr aileleri geliyor. Şu anda Sistani, Irak’ın en büyük Şii otoritesi konumunda. Evi, Necef’te Hz. Ali’nin kabrine sadece 200 metre uzaklıkta. Oldukça mütevazı bir görüntü arz ediyor. Evinin bulunduğu sokağı fotoğraflamak yasak. Etrafta yüzlerce güvenlikçi var. Ziyaret kuyrukları erken saatlerde başlıyor. Çünkü günde binlerce kişi Sistani’yi ziyaret ediyor. Ziyaretçiler, ciddi güvenlik kontrolünde geçiyorlar. Diğer dini aktörlerin durumu da Sistani’ninkinden farklı değil. Hepsinin ayrı ayrı bölgeleri ve etki alanları ve siyasi nüfuzları söz konusu. Dînî aktörlerin Türkiye ile ilişkilerinin iyi düzeyde olduğu belirtiliyor. Şiiler, türbe ziyaretlerinde duyguların zirvesini yaşıyor. Ağlayanların, yüksek sesle dua edenlerin oluşturduğu manzara etkileyici. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek herkes türbe ziyaretlerinde bulunuyor. Şiiler için hayat bu kutsal mekânlarda başlıyor. OLUK OLUK İNSAN AKIYOR Aslında Irak’taki Şii camiada fikir ayrılığı sadece siyasî olaylara yaklaşımda yaşanıyor. Bütünlükten rahatlıkla bahsedilebilir. Bunu sağlayan ise Irak’ta Şiilerin kalbi sayılan mekânlar. Bunlar, Hazreti Ali ve oğulları Hz. Hüseyin ile Hz. Abbas’ın mezarlarıyla 12 İmam arasında isimleri geçen kişilerin kabirlerinin bulunduğu yerler. Bu mekânlara oluk oluk insan akıyor. Gelenlerin büyük bölümü İranlılar. Farisilerin yanı sıra Bahreyn, Lübnan, Suriye ve diğer ülkelerdeki Şiiler bu mekânları ziyaret ediyor. Ortam oldukça ilginç. Şiiler, mezar ziyaretlerinde duyguların zirvesini yaşıyor. Ağlayanların, yüksek sesle dua edenlerin oluşturduğu manzara etkileyici. Ziyaret sırasında İslamî kuralların ihlal edilip edilmediği veya bu mekânlara gereğinden fazla anlam yüklendiği ilahiyatçıların konusu. Ama buralar sosyal hayatın başka bir rengini temsil ediyor. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek herkes kendince burada huzur buluyor ve nefes alıyor. Şiiler için hayat bu kutsal mekânlarda sabah namazıyla başlıyor, yatsı namazıyla sona eriyor. Bu vakitte hayat çok hareketli. HER NOKTADA İRANLILAR VAR Farklı ülkelerden gelen insanlar, hem bu mekânlarda hem ibadetlerini hem de etrafındaki çarşı ve pazarlarda alışverişlerini yapıyor. Bu mekânların tamamında bir taraftan da inşaatlar yükseliyor. Kabir ve etrafındaki camiler sürekli olarak genişletiliyor ve büyütülüyor. İnşaatların yapımını üstlenenler ise genellikle İranlı firmalar. Şiilerin yoğunlukta yaşadığı kentlerde İran etkisinin fazlalığı göze çarpıyor. Kut, Hille, Necef, Kerbela gibi kentlerde Farsça adeta ikinci dil. Ama artık Türkiye de varlığını hissettiriyor. Farklılıkları kaşıyan odaklar mevcut. Ülkedeki saldırılar da bir Şiilere bir Sünnilere yönelik gerçekleşiyor. Sünni-Şii çatışmasını ve Müslümanların birbirini yok etmesine yönelik gayretler sergileniyor. Fanatik Şii siyasetçiler de buna oldukça hevesliler. “Fitneye” rağmen Şiilerin kalbi sayılan mekânlarda Türkiye sevgisinin yüksek olduğunu söylemek abartı olmaz. Görüştüğüm insanlar, Türkiye hayranlıklarını dile getirdiler. İranlı, Iraklı Şiiler, Türkiye’ye gıptayla baktıklarını söylüyorlar. İnsanlar, Türk mallarını kullanmayı ve Türk dizilerini seyretmeyi tercih ettiklerini vurguladılar. Kısacası Maliki gibi düşünmediklerini kaydettiler. Ama Suriye konusunda Türkiye’yi eleştirmekten de geri durmuyorlar. Bunun da çok normal karşılanması gerektiğinin altını ısrarla çiziyorlar. Gerekçeleri ise, “Türkiye doğru yaptığında takdir ederiz. Yanlışını da söyleriz” diyerek dile getiriyorlar. Şiiler, Irak’ın bölünmesine karşı Kazımiyeli Hacı Rıza Hasani, “Ailemin Osmanlı kimliği var. Türkiyelileri görünce şerefleniyorum. Ama Türkiye’nin ABD’nin yanında yer almasına gönlüm razı olmuyor” diyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olduklarını ama Irak’ın iç işlerine karşımasını istemediğini belirten Hacı Rıza Hasani, Şii birisinin hükümetin başında bulunmasından duyduğu memnuniyeti, “Eskiden Irak hükümetleri, ABD ile birlikte hareket ediyorlardı. Şimdiki hükümet, Amerika’yı istemiyor. Onlar Irak’ı bölmeye çalışıyor. Bizler buna karşıyız” sözleriyle dile getiriyor. Şii bölgelerinde “bölünme” çok fazla dile getirilmiyor. Hatta bölünmeye ilişkin sorulara muhatap olmak bile hoşlarına gitmiyor. Irak’ın bir bütün olarak yoluna devam etmesini, en büyük arzuları olarak dile getiriyorlar. Küçük devletlerin daha kolay sömürüleceğini kaydediyorlar. Bunun için de son yıllarda sürekli olarak “Iraklılığa” vurgu yaptıklarını söylüyorlar. Bunun işaretlerini Şiilerin yaşadığı bölgelerdeki asker ve polis kontrol ve arama noktalarında görmek mümkün. Köprü ve kavşaklara, kontrol noktalarındaki beton bloklara yazılan sloganlarla birlik mesajı veriliyor. Bu yazılarla, işgal ve tehlikenin birlikte def edildiğine vurgu yapılıyor. Bir güvenlik görevlisi, Adem Demir’e, Polat Alemdar’ı ne kadar sevdiğini anlattı. ALEMDAR HER KAPIYI AÇIYOR Pek çok esnaf artık Türk firmalarıyla çalışmayı tercih ediyor. Onlara göre Türk malları kaliteli. Hatta kutsal mekânları ziyarete gelen İranlı turistlerin bile Türk mallarını sorduklarını söylüyor bir başka esnaf ve pahalılıktan şikâyet ediyor; “Keşke fiyat bakımında Türk malları biraz ucuz olsa...” Bölgede iş yapan Türk firmalarının sayısı her geçen gün artıyor. Ancak net bir sayı yok. İnşaat firmaları çoğunlukta. Bunların yanı sıra farklı alanlarda faaliyet gösteren firmaların da gözlerini Şii kentlerine çevirdiği belirtiliyor. Necef’in temizlik işini Albayraklar, Bağdat’ın ise Akdeniz firmaları yapıyor. Türkiye’ye yönelik sevginin artmasında büyük payı olan bir diğer unsur ise dizi filmler. Bunun başında Kurtlar Vadisi geliyor. İstisnasız herkes, Polat Alemdar’ı ve dizinin diğer kahramanlarını biliyor. Çok iyi de takip ettikleri anlaşılıyor. Kurtlar Vadisi’ndeki Polat Alemdar’ı oynayan Necati Şaşmaz’ı fazla sevmelerinin gerekçelerini açıklıyorlar. Onlara göre; Polat Alemdar’ın içki içmemesi, İsrail ve Amerika karşıtı olması alkışlanacak özellik. Necef’te Sakaleyn otelini işleten 40 yaşındaki Sait Kazım, tam anlamıyla Polat hayranı. Türkleri de çok sevdiğini söylüyor. İstanbul’a gelip gittiğini söyleyen Kazım, “Türkiye’yi ve insanlarını sevmem için çok ortak nokta ve sebebim var. Bizi birbirimize düşman etmeye çalışan kötü niyetliler bulunuyor” diyor. Şiiler, Irak’ın bölünmesine karşı Kazımiyeli Hacı Rıza Hasani, “Ailemin Osmanlı kimliği var. Türkiyelileri görünce şerefleniyorum. Ama Türkiye’nin ABD’nin yanında yer almasına gönlüm razı olmuyor” diyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olduklarını ama Irak’ın iç işlerine karşımasını istemediğini belirten Hacı Rıza Hasani, Şii birisinin hükümetin başında bulunmasından duyduğu memnuniyeti, “Eskiden Irak hükümetleri, ABD ile birlikte hareket ediyorlardı. Şimdiki hükümet, Amerika’yı istemiyor. Onlar Irak’ı bölmeye çalışıyor. Bizler buna karşıyız” sözleriyle dile getiriyor. Şii bölgelerinde “bölünme” çok fazla dile getirilmiyor. Hatta bölünmeye ilişkin sorulara muhatap olmak bile hoşlarına gitmiyor. Irak’ın bir bütün olarak yoluna devam etmesini, en büyük arzuları olarak dile getiriyorlar. Küçük devletlerin daha kolay sömürüleceğini kaydediyorlar. Bunun için de son yıllarda sürekli olarak “Iraklılığa” vurgu yaptıklarını söylüyorlar. Bunun işaretlerini Şiilerin yaşadığı bölgelerdeki asker ve polis kontrol ve arama noktalarında görmek mümkün. Köprü ve kavşaklara, kontrol noktalarındaki beton bloklara yazılan sloganlarla birlik mesajı veriliyor. Bu yazılarla, işgal ve tehlikenin birlikte def edildiğine vurgu yapılıyor. ALEMDAR HER KAPIYI AÇIYOR Pek çok esnaf artık Türk firmalarıyla çalışmayı tercih ediyor. Onlara göre Türk malları kaliteli. Hatta kutsal mekânları ziyarete gelen İranlı turistlerin bile Türk mallarını sorduklarını söylüyor bir başka esnaf ve pahalılıktan şikâyet ediyor; “Keşke fiyat bakımında Türk malları biraz ucuz olsa...” Bölgede iş yapan Türk firmalarının sayısı her geçen gün artıyor. Ancak net bir sayı yok. İnşaat firmaları çoğunlukta. Bunların yanı sıra farklı alanlarda faaliyet gösteren firmaların da gözlerini Şii kentlerine çevirdiği belirtiliyor. Necef’in temizlik işini Albayraklar, Bağdat’ın ise Akdeniz firmaları yapıyor. Türkiye’ye yönelik sevginin artmasında büyük payı olan bir diğer unsur ise dizi filmler. Bunun başında Kurtlar Vadisi geliyor. İstisnasız herkes, Polat Alemdar’ı ve dizinin diğer kahramanlarını biliyor. Çok iyi de takip ettikleri anlaşılıyor. Kurtlar Vadisi’ndeki Polat Alemdar’ı oynayan Necati Şaşmaz’ı fazla sevmelerinin gerekçelerini açıklıyorlar. Onlara göre; Polat Alemdar’ın içki içmemesi, İsrail ve Amerika karşıtı olması alkışlanacak özellik. Necef’te Sakaleyn otelini işleten 40 yaşındaki Sait Kazım, tam anlamıyla Polat hayranı. Türkleri de çok sevdiğini söylüyor. İstanbul’a gelip gittiğini söyleyen Kazım, “Türkiye’yi ve insanlarını sevmem için çok ortak nokta ve sebebim var. Bizi birbirimize düşman etmeye çalışan kötü niyetliler bulunuyor” diyor. TAKSİCİNİN ARABASI... ‘OBAMA’ ÇOK KONFORLU Kerkük’ten Bağdat’ta doğru yol alırken, rehberim Ayed Demirci, Kürtlerin, Türkmenlerin, Şii ve Sünni Arapların ikamet ettiği yerleşim birimlerinin adlarını tek tek sayıyor. Tavuk, Taze Hurma ve Tuzhurmatu ilçelerinde ağırlıklı olarak Türkmen ve Kürtlerin yaşadığını söylüyor. Ardından da “İcane Dağı sınırıdır. Bundan sonraki yerleşim bölgelerinde çoğunlukla Şii Araplar yaşar” diyor. Demirci’nin bu izahatının arka planına çıplak bir gerçek var. Zira Irak’taki farklı etnik ve dînî gruplar çok da iç içe yaşamıyor. Herkesin bölgesi belli, hatlar keskin. Hangi illerin hangi etnik ve dînî gruba ait olduğu net. Aynı şehirde bile ayrılmış bölgeler var. İmam Azam Ebu Hanife’nin ismiyle tanınan Azamiye’de Sünniler,Kazımiye’de Şiiler ikamet ediyor. Kerrade, Şaab, Sadr, Mansur, Şugle ve Kadiriye bölgelerinde de yaşayanların hangi mezhep ve milliyete mensup oldukları biliniyor. Bunu gösteren işaretler dahi var. Şiaların yaşadığı yerlerdeki evlerin damlarında, kapılarında ve camilerde flamalar dalgalanıyor. Sünnilerin camilerinin minarelerinde ise hilal var. Irak’ta söylemde bir yabancıya kızgınlık hali bulunuyor. Fakat uygulamada tersi söz konusu. Örneğin ABD’ye kızgınlık duyulmasına rağmen malları özellikle de araçları fazlaca kullanılıyor. Lüks cip ve araçlara da değişik isimler takılıyor. Chrysler’in 3 bin 500 motorluk son modeline “OBAMA”, Toyota Land Cruiser Prado’ya ise “NONİCA” diyorlar. Chrysler’i olan Demirci, “Obama çok konforlu. Bütün taksiciler son yıllarda bunu tercih ediyor” diyor. YARIN: TÜRKMENLER VE KÜRTLER NE İSTİYOR?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT