BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zor dostum zor!

Zor dostum zor!

Bundan 15-20 sene evvel Türk hakemliği, İstanbul, İzmir ve Ankara’dan ibaretti. Türkiye’nin tüm yükünü bu 3 il çekiyor, ihmâl edilen Anadolu’dan bir türlü hakem yetişmiyordu. Buralara kimse ilgi göstermemiş, varolan “potansiyel” uzun yıllar görmezden gelinmişti.



Bundan 15-20 sene evvel Türk hakemliği, İstanbul, İzmir ve Ankara’dan ibaretti. Türkiye’nin tüm yükünü bu 3 il çekiyor, ihmâl edilen Anadolu’dan bir türlü hakem yetişmiyordu. Buralara kimse ilgi göstermemiş, varolan “potansiyel” uzun yıllar görmezden gelinmişti. Daha sonra Ahmet Güvener döneminde Bedri Dölkeleş’in büyük gayretleri sonucu, “Bölgesel sistem” hayata geçirildi. Bu sisteme göre; her bölgenin profesyonel liglerde yer alan takım sayısıyla orantılı hakemi olacak ve bu hakemler, belirli illerdeki maçlara gönderilerek “kabuğunu kırmaları” sağlanacaktı. Böylelikle; Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar her taraf tarandı ve yeni yeni isimler Türk hakemliğine kazandırıldı. Kendilerinin de “farkına” varılmasının mutluluğunu yaşayan bu insanlara; hakemlik “cazip” hale getirildi! Anadolu’ya da yeni bir heyecan, yeni bir gayret gelmişti. Ve piyasaya Serdar Tatlı, Kadir Tozlu, Musa Eryılmaz ve onlar gibi “kaliteli” isimleri sürerken, kendisine yapılan yatırımın boşa gitmediğini, gözler önüne serdi. Verilen emeklerin, karşılığı alınmıştı. Tabii bu arada Türkiye’nin bölgelere ayrılarak, “pastanın” bölünmesi, bazı sıkıntılara yol açtı! Ankara ve İzmirli hakemler, geniş bir yelpazede yer buldukları için; fazla şikâyetçi olmadılar. Ancak, “bölgesel sistemde” haftada sadece 4 maça hakem gönderebilen İstanbul, uygulamadan “hoşnut” değildi. Her fırsatta da bunu dile getirdiler! Geçtiğimiz hafta Genel Başkan Serdar Çakır’ın, “isyan” derecesine gelen bu sızlanmalardan neredeyse “çaresiz” duruma düştüğünü belirtmiştik. Çakır, Salı günü, dernek binasında MHK Başkanı Hilmi Ok’un da hazır bulunduğu “sohbet” toplantısında bu konuyu gündeme getirdi ve “bölgesel” sistemin tartışılma zamanının geldiğini vurgularken, “Her hakem, Türkiye’nin her yerinde maç yönetebilmeli” diyerek, konunun tekrar gözden geçirilmesini talep etti. “Kurt” polikacı Hilmi Ok, Anadolu’nun oylarıyla Genel Başkanlık koltuğuna oturan Serdar Çakır’a, “Tabii, bu görüşünü Türkiye’nin her yerinde anlat, komite olarak konuyu gündeme alalım” diyerek, topu Serdar hocanın kucağına bırakıverdi! Hilmi Ok, bu görüşün “taraftar” bulmayacağını biliyor! Hele hele Serdar Çakır’ın böyle bir “cesareti” gösteremeyeceğinden son derece emin! Zira, Anadolu’nun hemen hemen tamamı bu uygulamadan memnun... Hem hakemlik, Türkiye’nin her tarafına yayılarak ilgi görüyor ve bu kurumun “ayakta” kalmasını sağlıyor, hem de kulüplere de kolaylık getiriyor. Görünüşe göre; “birkaç” kişinin dışında, olaydan rahatsızlık duyan yok! Yönettiği 1. Lig maçından, parasını alamadan dönen hakemler var! Maddi sıkıntılarla “boğuşan” ve kapısına kilit vurmamak için büyük mücadele veren 2. ve 3. Lig kulüpleri, Türkiye’nin bir ucundan gönderilecek hakem ve gözlemci ücretlerini nasıl ödeyecek? Bir tarafı “memnun” edelim derken, diğer tarafı “mağdur” etmek fayda değil zarar getirir. Önce bunu düşünmek gerekiyor. Futbolun ayakta kalması için; mutlaka ve mutlaka kulüplerin yaşaması lâzım! Yoksa, kulüplerin olmadığı yerde, elinde bin tane “Collina” olsa ne yazar!.. Hakem nasıl olmalı? Son yıllarda, Türk hakemliğinde gözle görülür bir “kalite” artışı var. Eskiye oranla, gerek saha dışı gerekse saha içi davranışlarıyla büyük mesafe kateden hakemler; futbol ailesi içinde “sözsahibi” olmaya başladılar. Ama, hâlâ istenilen seviyede olmadıklarını, kendileri de itiraf ediyorlar! Erzurum Bölgesi eski futbol hakemlerinden ve Atatürk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Doğan Şen, konuşmacı olduğu bir sempozyumda, “Trilyonluk bütçelerle dünyanın en popüler sporu olan futbolun ana unsuru olan hakem, maçları yönettiğinde verdiği kararların, gerek stadlardaki, gerekse televizyon başındaki izleyicilerce anında gözlemlendiğini ve daha ön plana çıkarak, daha fazla sorumluluklar yüklendiğinin bilincinde olmalı” derken, bakın; “ideal” bir hakemi nasıl tarif ediyor: “Hakemler, tek konuda uzmanlaşmak yerine birçok konuda ve futbol fonksiyonu hakkında bilgili, mantıklı, analiz ve sentez ruhuna sahip olmalıdır. Sezgi ve muhakeme gücü de yüksek olmalı. Düşüncelerini pozisyon ve olaylara odaklaştırabilme ve kararlarını açık seçik uygulayabilme yeteneğine de sahip olmalı. Ayrıca, ihtiyatlı, dinamik, azimli, sebatkâr ve ciddi olmalı. Hakemin gerek kendisine, gerekse başkalarına karşı tutum, davranış ve duyguları, anlayış ve seziş niteliğiyle birlikte gitmekte ve etkili liderliğin bir parçasını oluşturmaktadır. Kararlarında açık olmalıdır. Objektif olması şarttır. Hakem, sorun çözümleyen kişidir. Futbol, bir hata oyunudur ve genelde 2 veya daha çok futbolcunun mücadelesine sahne olur. Sakinleştirici bir kişiliğe sahip olması gereken hakem, oyun kurallarını çok iyi bilmeli ve otorite sahibi olmalıdır.” Şen, hakemlerin sahip olması gereken sosyal özellikleri sıralarken ise; “Hakemler, dış görünüşü, giyim kuşamıyla çevresinde kabul görmelidir. Topluma hitap edebilecek nitelikte olmalıdırlar. Takımların yapılarını, ortak amaç, değer ve duygularını anlayabilmelidir. Günümüz hakemi, futbol ailesine karşı ilgi duymak ve bu aileyi sevmek zorundadır. Mensup olduğu kurumu bir aile ortamı gibi düşünmeli, ona kalben bağlı olmalıdır” diyor... Ne dersiniz? “Hakem” pek kolay olunmuyor, değil mi? Ağzına sağlık Doğan hoca... KISA... KISA...KISA... * İstanbulspor - G.Saray maçında Hagi’nin Emre’ye attığı dirseği göremeyen ve ağır eleştirilere uğradığı için, uzun süre “istirahate” alınan Mustafa Kalkandelen, 10 haftalık bir aradan sonra 1. Lig’e döndü. Kalkandelen, Trabzonspor’un sahasında Vanspor ile oynayacağı maça gidiyor. * MHK, geçtiğimiz hafta Kadir Tozlu’nun Beşiktaş lehine vermediği penaltı ve Ahmut Dursun’a kendisini “aldattığı” gerekçesiyle gösterdiği kartı “hatalı” buldu. Komite, ayrıca İzmir’deki Göztepe-Bursa maçında da genç hakem Selçuk Dereli’nin Göztepe lehine bir “penaltıyı” atladığı görüşünde. * Ligin ikinci yarısında müthiş bir çıkış yakalayan ve komitenin “has” adamları arasına giren Mutlu Çelik’in yıldızı gittikçe yükseliyor. G.Saray ve Trabzonspor maçlarında gösterdiği başarılı performans, Çelik’i şimdi de F.Bahçe maçına taşıdı. * Küme düşme hattında bulunan takımların maçlarını yakın takibe alan MHK, Antalya-Erzurum ve A.Gücü-Denizli maçlarına FIFA kokartlı hakemlerini gönderdi. Lider G.Saray’ın maçına ise; son haftalarda yönettiği maçlardan yüksek not getiren Sebahattin Bitirim atandı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT