BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Almanlar

Almanlar

Geçen hafta Almanya’daydım. Çeşitli vesilelerle tanıştığım konuştuğum Almanlar’ın çok ahmak adamlar olduğunu gördüm. Ahmak: bildiğiniz gibi “aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala aptal” demek. Almanlar’ın hepsi, elbetteki ahmak değil.



Geçen hafta Almanya’daydım. Çeşitli vesilelerle tanıştığım konuştuğum Almanlar’ın çok ahmak adamlar olduğunu gördüm. Ahmak: bildiğiniz gibi “aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala aptal” demek. Almanlar’ın hepsi, elbetteki ahmak değil. Ama bu son seyahatimde, karşıma hep ahmak Almanlar çıktı. Alman ahmaklığına güldüğüm de, öfkelendiğim de, şaşırdığım da oldu. Hannover şehrinde, (ATİB) Avrupa Türk-İslâm Birliği’ne ait Hacı Bayram Camii kıraathanesinde, bir papazla tanıştım. Adam, gerçek anlamıyla bir ahmaktı. Papaz, bir Alman okulunda din dersi öğretmeniymiş. Sınıfında Müslüman çocuklar da varmış. Hacı Bayram Camii’ne, Müslümanlıkla ilgili bazı konuları öğrenmek için gelmiş. Bir masa etrafında, bir süre konuştuk. Benim de anlayamadığım bazı hususlar vardı. Dedim ki -Türkiye ile Almanya, NATO üyesi olan iki büyük devlet! NATO anlaşması gereğince, Türkiye topraklarına bir saldırı olursa, Alman orduları bizim yanımızda çarpışacak! Almanya’nın vatan bütünlüğü tehlikeye girerse, Türk ordusu Alman cephesine koşacak! Peki şimdi bu nasıl bir dostluktur ki, Almanya, Türkiye’nin bütünlüğünü parçalamak isteyen PKK ahmaklarına barınma ve nümayiş imkânları tanıyor? PKK, Türk düşmanı olduğu kadar Kürt düşmanıdır da! Almanya’nın PKK’ya kol-kanat germesini hangi dostluk anlayışına bağlayabilirsiniz? Bu nasıl dostluktur? Ülkenizde de terör estiren, yakıp-yıkan o zavallı adamların, insanlık dışı davranışlarına, siz bir papaz olarak nasıl bakıyorsunuz? Çevrenizdeki Almanlar’ı uyarıyor musunuz? Terörü lanetliyor musunuz? Papaz: -”Bu soru, siyasî bir soru olduğu için cevap veremem!” deyip sustu. Sorumu siyasî bulan Alman papazının, bana yönelttiği (sözüm ona) siyasî olmayan şu soruya bakın şimdi: -”Peki ama, siz Türkiye’deki Kürtler’e, yaşamış oldukları topraklarda bir devlet kurma hakkını neden tanımıyorsunuz?” -Almanya’da ne kadar Türk yaşıyor biliyor musunuz papaz efendi? Üç milyon! -”Türkiye, 65 milyon nüfuslu bir ülke. Türkiye’de de 7 milyon Kürt yaşıyor. Şimdi kabul edelim ki Almanya’daki 3 milyon Türk, 25 yıl sonra 7 milyon oldu ve kabul edelim ki o 7 milyon Türk’ten 10 bin kişi 20 bin kişi Alman meydanlarına dökülerek yırtınmaya başladı: “Biz Almanya’da 7 milyon Türk’üz! Almanya, bizim yaşadığımız falan bölge topraklarını bize versin! Biz orada kendimize ait yeni bir Türk devleti kurmak istiyoruz!” dese, hangi Alman aydını, o 7 milyon Türk’ün isteğini kabul eder? ve hangi Alman hükümeti, Alman topraklarının bölünmesine rıza gösterir? söyler misiniz bana! Siz, Rusya’ya, milyarlarca mark ödeyerek Doğu Almanya topraklarını satın aldınız. Doğu Almanya’yı Batı Almanya ile birleştirdiniz. Peki biz neden Doğu Anadolu topraklarımızı gafletin, cehaletin ve ihanetin eline verelim? Doğu Anadolusuz bir Türkiye olabilir mi?” Ahmak papazın pembemsi yüzü kızarmaya başladı. Ve bana hiç cevap vermeden kalkıp gitti. Eğer dinleyebilseydi, Ona, en büyük Kürt düşmanlığının ve faciasının, Türk’ün Doğu Anadolu’dan çekilmesiyle başlayacağını anlatacaktım. Ama ahmaklığı yüzünden beni dinlemek istemedi. * * * Melle’de, kalmış olduğum otelin sahibesi, bir sabah kahvaltısında gelip masama oturdu. ATİB Bölge Başkanlarından sevgili dostum Mehmet Baş, bize tercümanlık yapıyordu. Kadıncağız sohbet esnasında bana dedi ki: -”Benim burada Türk dostlarım var! Ama çok afedersiniz, çok afedersiniz benim Kürt dostlarım da var!” -Hanımefendi dedim “neden çok afedersiniz!” diyorsunuz? Türkiye’de de milyonlarca Türk’ün Kürt dostu, milyonlarca Kürt’ün de Türk dostu var. Biz Türkiye’de bin yıldan beri Kürtlerle kardeşçe yaşıyoruz! -”Ama nasıl olur? dedi.Türkiye’de Kürtler öldürülmüyor mu?” Şaşırdım kaldım. Otel sahibesine uzun uzun anlattım ki Türkiye’de yabancı devletlerin oyununa gelerek devlete baş kaldıran, ordumuza kurşun sıkan hainler var! PKK tam bir terör teşkilatıdır. Ve onun kanlı başı Abdullah Öcalan, mahkemelerimizdeki ifadesinde “kendileriyle beraber olmayan Kürtlerin tavuklarının bile vurulmasına emir verdiğini” söyledi. PKK binlerce Kürt’ü-Türk’ü öldürdü, yüzbinlerce insanın yerinden yurdundan sürülmesine sebebiyet verdi. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de, Devlet, sadece, kendisine başkaldıran terör militanlarını cezalandırıyor! Sonra dedimki: “Kürtleri kesmek-öldürmek isteyen bir devlet” Türkiye’de Kürtlere neden, kaymakamlık, valilik, genel müdürlük, müsteşarlık, bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, kuvvet komutanlığı... gibi çok önemli makamları versin? Kadının gözleri iri iri açıldı: -”Sahi mi? Sahi mi? Türkiye’de Kürtler bu mevkilere geliyorlar mı?” Alman kadınına, içimden kırk defa “ahmak” demekle haksız mıyım? Dinlediklerim, sadece bu kadar mı? Ben, otuz civarındaki ahmaklık örneğinden sadece ikisini yazabildim. Bu Alman ahmaklığı karşısında, sessiz-sedasız kalan bizim ahmaklarımıza da doğrusu çok acıdım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT