BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aileler, kusurlu bile olsa evlatlarına sahip çıkmalı!

Aileler, kusurlu bile olsa evlatlarına sahip çıkmalı!

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun sosyal projelere destek veren eşi Gül Hanım, ailesinden kopan gençlerle de yakından ilgileniyor. Gül Mutlu, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor: Aileler hatalı davranan evlatlarını dışlamak yerine kol kanat gerip, iletişim kurmalı. Çocuklarıyla yakından ilgilenip onlara liderlik etmeli...



GÜL Mutlu, 13 yıl bankacılık, 14 yıl da tarih öğretmenliği yapmış. “Okul başarısında da, aile içi ilişkilerde de çocuklarla doğru iletişim kurmak çok önemli” diyor SEVGİ Evleri projesiyle, yurtlarda kalan çocuklara aile ortamı sağlandığını söyleyen Gül Mutlu, “Burada kalan gençler, eğitim ve sosyal hayatta daha başarılı oluyor” dedi SUNUŞ İnsan adını yaşar derler. Eğer bu doğruysa bugünkü sayfa konuğumuz İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun eşi Gül Mutlu şanslı kesimden. Çünkü adının da, soyadının da güzelliklerini yaşıyor. Bu ruh hâlini karşısındakine de hissettiriyor. Nasıl mı? Röportaj için evine gittiğimizde “Siz benim misafirimsiniz ve benim için değerlisiniz. Bu sebeple sizi vilayette değil evimde ağırlamak istedim” diyerek kapıda karşıladı. Sonrasında Vali Konağı'nda geçen güzel, hoş sohbetli ve dolu dolu bir gün... Gül Mutlu en az benim kadar hazırlanmıştı sohbete, notlarını görünce sorularım elimde kaldı diyebilirim. Gül Mutlu anlattı ben dinledim, uzun sohbetimizden kalanları sayfaya sığdırmak işin zor kısmı tabii. 'Selamlaştık, benim hayat albümümde artık siz de varsınız' dedi. Biz de Gül Mutlu'yu gönül albümümüze aldık ve başladık yazmaya... Sizin de hayata dair bir albümünüz varsa, bu sayfayı da ekleyebilirsiniz bence... İyi Pazarlar G.K.Z. Asker bir ailenin kızıyım. Babam astsubaydı, görevli olduğu Gelibolu'da doğdum. Dolayısıyla Çanakkaleli sayılırım bir yerde. Ancak aslen Karadenizliyiz, eşimle aynı memleketteniz. Doğduğumuz yer değil kendimizi bildiğimiz yer, o nedenle Karadenizli olduğumu söylerim. Gelibolulu hemşehrilerimin yanında 5 yıl görev yapmayı da nasip etti Allah. İki oğlum var, biri İngilizce işletmeyi bitirdi, diğer oğlum da Ankara'da hukuk okuyor. 1985 yılından beri Avni Bey ile birlikte hayatı paylaşmaya çalışıyoruz. Güzel bir paylaşım, onunla birlikte hem sevdiğim diyarları gördüm hem de doğuda çok deneyimlerimiz oldu. Doğu illerinde uzun süre bulunduk, unutamayacağım güzel zamanlarımız oldu. 10 yıllık hizmet boyunca Silopi Kaymakamlığı, Şırnak Vali Yardımcılığı, Siirt Valiliği, Diyarbakır Valiliği boyunca hep eşimle birlikte gittim. Orada görev yaparken hep şunu söylerim; bir il veya ilçeyi düşünün, ya da bir kap ve suyu... İçine koyduğunuz su, kabın şeklini alır. Biz de gittiğimiz yerlerle hemhâl olduk. Hep hemşehrimiz var gibi hissettik. Aaa, Diyarbakırlı mısınız, Siirtli misiniz diyoruz aynı memleketli gibi. Görev yaptığınız yerlerde insanlarla aranızda bir bağ oluşuyor. SELAMLAŞTIK, TANIŞTIK Sık kullandığım bir cümle vardır: "Selamlaştık, selam aldık, selam verdik birbirimize. Siz benim hayat albümümde, resim albümümün içinde yer aldınız. Dolayısıyla hayat bizi karşı karşıya getirdi. 5-6 milyarı geçen dünya nüfusunda, o kadar insan birbiriyle karşılaşmıyor. Bu selamlaşma bizim için özel bir şey, bizim albümümüzde yer aldınız. Siz bizim tanıdığımız birisiniz ve sevdiğimiz birisi olarak da kalmalısınız. Bu benim için öyle, ben küskünlük, dargınlık gibi bir şey düşünemiyorum. İYİ BİR ÖĞRETMEN Ben tarih bölümü mezunuyum, eşim hukukçu. Okullarımızın bitmesini bekledik ve evlendik. Üniversite 2. sınıfta Ziraat Bankası'na girdim. Bir yandan okul diğer yandan iş derken okulu bitirdim. 13 yıl bankacılıktan sonra artık öğretmenlik şart dedim, çünkü bayan için çok ideal. İkinci bebeğimin doğumundan sonra, 30 günlük bebek ve büyük oğlumla birlikte eşimin İngilizce görevi nedeniyle Amerika'ya gittik ve bir yıllık görevden sonra, oğlum bir yaşındayken Silopi'de öğretmen olarak göreve başladım. 14 yılı aşkın bir süre öğretmenlik yaptım. Öğretmenliği çok severek yaptım. Tarih öğretmeniyim ama çocukların psikolojisiyle de yakından ilgiliydim. Rehber öğretmenlerle hep irtibattaydım. Çocuklarla doğru iletişimde olmak, aile içi ilişkilerde ve okul başarısında önemlidir. Evin içerisine girebilmek, örneğin babası rahmetli olmuş bir çocuğun başını okşamak, okulla sınırlı kalmadan evine gidip, öğretmeni ya da kaymakam eşi olarak yanında olduğunu hissettirmek, aileden olmak çocuğun psikolojisini iyileştirmede önemli diye düşünüyorum. ÇOCUK, GENÇ, AİLE TEMASI ÖN PLANDA Devletin sosyal kurumlarında barınanlar için yaş sınırı aslında 18 yaş diye geçiyor ama devlet onları yine bir başına bırakmıyor. Valilik ve Sosyal Hizmetlerin koruması altında kimsesiz, anne babalı, veya anne babasız çocuklar bulunuyor. Üniversitede okuyorsa, ekmek sahibi olana kadar bırakmıyoruz. Resmi bir yerden ziyade, şartları daha iyileştirmek adına kendilerini ev ortamında hissedebilecekleri, ablaları, bakıcıları ile alışverişe, okula gidebilecekleri, kısacası bir evin içinde nasılsa öyle hissedebilecekleri bir ortam olmasına gayret ediyoruz. Bu sebeple sosyal hizmet kurumlarında kalan çocuk sayısı azaldı. Sevgi Evleri adı altında bir oluşumumuz var ve giderek sayısı artıyor. İlkokul çağındaki çocuklarımız bu Sevgi Evleri'mizde büyüyorlar. Küçük olanlar daha çok yetiştirme yurdunda oluyor. Sevgi Evleri'miz hızla büyüyor, yeni yerlerimiz açılıyor. Çok dernek bizimle protokol yaptı. Dernekler, kirasını ve mefruşatını karşılıyor, biz de devlet olarak memurunu, mutfak, personel giderini vs. karşılıyoruz. 10- 20 yıllık protokol imzalıyoruz. Böyle bir çok dernek var. Güzel şeyler yapılıyor. Çocuklara her şeyi veriyorsunuz ama, o sıcaklığı verebilmek çok önemli. Hepsinin başını okşamayı bence bu vasıtayla daha iyi başarıyorsunuz. Çocukların başarı oranı daha yüksek oluyor. Hakikaten Sevgi Evleri'ndeki çocuklar akademik anlamda daha başarılı. GENÇ KIZLARIMIZLA DA ÇOK İLGİLENİYORUM Bizim sosyal merkezlerimizde, rehabilitasyon birimlerimiz var. 5 merkezde 120 civarı kızımız bulunuyor. Bir insan hata yapabilir. 15 yaşındaki bir çocuğun başına kendi hatasından dolayı da bir şey gelmiş olabilir. Öncelikle insanlarımızın eğitilmesi lazım. O sizin çocuğunuz olabilir. Kendi çocuğumuz olsa biz ne yapardık diye empati yapmıyor insanımız. Darbe görmüş, ister kendi kusuru, ister başkasının kusuru, depresyonda olan, ilaç kullanan kızlarımıza kendilerini iyi hissetsinler diye bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Mefruşat, psikolojik destek, ihtiyaç karşılama gibi projeler var derneklerle çalıştığımız. Bunun yanında, yakın zamanda bu kızlarımızı konserlere gönderdik, bir hafta Bodrum'a tatile gönderdik, doğum günlerini atlamamaya çalışıyoruz. Onların, aileleriyle sorunlarının çözülmesi lazım. 70 ÇOCUĞU YENİDEN AİLELERİYLE BULUŞTURDUK Ben vali eşi olarak, sosyal danışmanlarımızla ailelerine ziyaret yapalım, fertleri buluşturup, sorunlarını giderelim amacındayım. Eyüp'te yuva müdürüne 'Moralimi düzelttiniz' dedim. 70 çocuğu bir sene içinde ailelerine kazandırmışlar. Hayallerimde olanı gerçekleştirdiler. Doğu illerinden üniversite mezunu bir kızımız, ailesinin istemediği biriyle evlendi diye karnında bebeği varken, evlendiği eşini öldürmüşler. Resmi nikâhlılar hem de... Allah nasip etti yollarımız çakıştı. Şimdi bebeğini doğurdu, kardeşiyle ev açmasına, döşemesine, işe girmesine yardımcı olduk. Herkese olabilsek keşke... Kusurlu bile olsalar, aileler gençlere önderlik yapmalı... Vali eşi olmak... Bir doktora gitmiştim Siirt'te; bana 'Çok merak ediyorum vali eşi olmak nasıl?' diye sordu. Bir doktorun bana bunu sorması orijinal geldi. 'Sonuçta biz de sizin gibi bir vatandaşız, hiçbir farkımız yok.' dedim. Allah bize Valilik nasip etti. Tabii Valilik güzel ve ulvi bir meslek. Manası itibarıyla da sorumluluk, "V" harfi zaten genelde vesayeti temsil eder. Dolayısıyla ben de böyle bir şeye mazhar olduğum için mutluyum. Büyük zatlarla, halkla, sanatçılarla, çocuklarla bir arada oluyorsunuz. Her şeyin başında bir sorumluluk parantezi var. Her şeyinizde, bu sorumluluğun adabına uygun, büyüklüğüne yakışır olmalısınız. "Vali eşi bu... Ne güzel, İstanbulumuza yakışıyor, İstanbulumuzu iyi temsil ediyor" demelerini arzu edersiniz. Bunun sürekli olması mutluluk verici. Laf olsun diye konuşmamalı! Ağızdan çıkan söze dikkat etmeli, boş yere harman gibi savurmamalı, laf olsun diye konuşmamalı... Tevafuk, söylediğiniz sözün gerçekleşmesi diye bir şey vardır. Bir dönem biriktirmiştim bu tarz haberleri. Örneğin trafik kazası geçirmiş, yamulmuş bir arabanın içinde gençler poz verip, resim çektiriyorlar. O gençlerin resimleri yayınlandığında, aynı şekilde onlar da trafik kazası geçiriyorlar. Cesedim yakışıklı olsun hikâyesi de, atış poligonunda bir genç sürekli atış yapıyor, bu cümleyi de çok kullanıyor. Bir gün öyle bir atış yapıyor ki, kurşun sekiyor, gelen kurşun ona isabet ediyor ama hiç girdiği yer belli bile değil. Ölmüş ama ölü gibi değil, hakikaten cesedi öyle olmuş. Ben hayatta tesadüf diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Dolayısıyla ben çocuklarıma da hep derim, lütfen şakadan da olsa, ağzınızdan çıkmasın öyle şeyler. Yerine gelir, gerçeğe dönüşebilir, sonradan üzülebilirsiniz. Çocuklarımın dert ortağıyım Büyük oğlum, aslında küçük denebilecek bir yaşta (25), benim evlendiğim yaşta, kendi arzusuyla güzel bir evlilik yaptı. Öyle tercih etti, "Ben seviyorum, beklemeyeyim, işim de var, aşım da" dedi ve evlendi. Şu anda bir yıllık evli. Yakında askere gidecek. Allah nasip etti, erken kayınvalide oldum. Anneliği mümkün olduğu kadar iyi yapmaya, örnek olmaya çalışıyorum. Çocuklar daha çok sıkıntılı ve çözemedikleri konular olduğunda bana gelirler. Babalarıyla da güzel şeyleri paylaşırlar (gülerek). Mümkün olduğu kadar bir araya gelmeye, birlikte zaman geçirmeye çalışıyoruz. Sinema ya da kahvaltı... Ailecek vakit bulduğumuz zamanlar, az ama elimizden geldiğince bir araya gelmeye çalışıyoruz. Beyefendi yoğun, bir oğlum evli ve çalışıyor, diğer oğlum Ankara'da, ben de burada tekkeyi bekliyorum (gülerek). Yalanın beyazı pembesi olmaz Evlatlarıma en büyük nasihatim; her zaman doğru olun, doğruyu söyleyin... Evlatlarımın, arkadaşlarından bazen gel buluşalım, görüşelim talepleri geldiğinde, başım ağrıyor vs. gibi beyaz yalanları bile söylemesini istemiyorum. Yalanın pembesi, beyazı olmaz; başın ağrımadığı halde başım ağrıyor deme. Canının istemediğini yapma, her zaman doğruyu söyle, en büyük nasihatim. Aile olarak örnek olmak lazım, Mevlana'nın sözüne uygun olarak 'Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol'. Hep saf ve yalın, göründüğünüz gibi hareket edin, yapmak istediğiniz şeyi dürüstçe ifade edin. Sözünüzün eri olun, Mehmet Akif gibi derim hep oğullarıma. İSMEK kursiyeri Belediyenin meslek kurslarına katılıyorum. Sınıfımızdakiler 6-7 ay önce başlamışlar. Ben sonradan dâhil oldum. Önceleri bilmiyorlardı Vali eşi olduğumu, duyunca şaşırdılar. Bir gün çalışma yapıp, toplanmaları gerekiyor. Yer ayarlayacaklar, gelin bizim evde çalışalım dedim. 36 padişahın kaftanlarını çalışacaklar. 25 kişilik bir grup, masaları birleştirdik. Ay yıldız ve Osmanlı Arması'nı birleştirdiğim bir çalışmam oldu. Sağ olsun eşim de açılışa geldi. Vakit buldukça gittim, tezhip sanatını seviyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT