BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Somali’nin en son hâli

Somali’nin en son hâli

1 yıl önce Somali’deki dramı dünyaya biz duyurmuştuk. Şimdi de yokluklar ülkesinin son hâlini yazıyoruz...



OSMAN SAĞIRLI hazırladı osman.sagirli@tg.com.tr Ey ahali işte Somali'nin hali diye Türkiye'ye duyurduğum haberlerin üzerinden tam bir yıl geçti ve Deniz Feneri Derneği'nin davetlisi olarak yine Somali yollarındayım.... Uzun bir yolculuğun ardından uçağımız nihayet sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Mogadişu semalarına varıyor. İki ay boyunca gezdiğim, birçok dramatik habere imza attığım kamplar, Mogadişu'nun yıkık dökük binaları uçağın küçücük penceresinden silüet hâlinde görünüyor. Daha önceki ziyaretlerimde köy minibüslerinin durağı gibi görünen havalimanı tamamen elden geçmiş. Restorasyonunu bizim TİKA yapmış... Afrika Birliği'nin mendebur suratlı askerleri yerlerini Somalili mütebessim görevlilere bırakmış. Pasaport sırası kalabalık mı kalabalık... Envai çeşit pasaporttan kafası karışan görevliler, bir siyah pasaportla bir lacivert pasaportla sağa sola koşuşturuyor, uzman desteği alıyorlar. Pamuk eller cebe pozisyonunda herkes 20'şer dolar veriyor. Sıra bana gelince 'Ente sahafi' (sen gazeteci misin?) sorusuna verdiğim 'Naam' (evet) cevabıyla 'ehlen yallah' (hoşgeldin geç) diyerek yol veriyorlar. Ve işte Mogadişu sokakları.. Hava sıcak mı sıcak, nemi de cabası. Bir kese eksik... Havalimanı çıkışında karşılama ekibi çoktan yerini almış. Türki Türki sesleri yükseliyor. THY uçağıyla ülkeye gelen birkaç yabancı da Türki tezahüratlarına karşılık veriyor... Halk ne yapsın? Memlekette Türk'ten başka beyaz olmayınca otomatikman her beyaz Türki diye anılıyor. Tarihin 1991 yılında dondurulduğu Somali'nin başkenti Mogadişu, ülkenin içinde düştüğü durumu gözler önüne seriyor. Diktatör Siyad Barre döneminde ülkenin geleceğinde kim söz sahibi olacak diye batılılar tarafından bilgisayar oyunlarıyla şekillendirilen ve 21 yıl süren iç savaşın izleri sokaklarda derinden hissediliyor. Hayalete dönmüş yıkık dökük binalar ülkenin geçmişini hatırlatıyor. Sanki üçüncü dünya savaşı burada yaşanmış... Amerikalılar Hollywood yerine Mogadişu'nun bir mahallesini kiralasa emin olun milyon dolarlar harcayıp hazırladıkları savaş platolarına taş çıkaracak bir ortam bulurlar. Sayısız güvenlik duvarını geçip nihayet otele yerleşiyorum. Aklım hep daha önceki ziyaretlerim sırasında gezdiğim Waaberi, Afgooye yolu ve Dagmada'daki kamplarda. Küçücük çocukların annelerinin kucağında öldüğü, canhıraş feryatların yükseldiği, bir lokma ekmeğe muhtaç insanların dahası erkeklerin bile ağladığı zihnimde derin izler bırakan o ölüm kamplarında... Programımız oldukça yoğun olmasına rağmen Deniz Feneri Derneği Genel Sekreteri İbrahim Altan kıvrandığımı görünce bir araç ayarlıyor, 'Gün senin" diyor. Her ay fazladan 50 dolar mesai ücreti aldığı için arkadaşlarının 'Bonus' adını verdiği şoförüm Abdurreşit, Arabistan ve Suriye'de 15 yıl Türklerle birlikte çalıştığından gayet güzel Türkçe konuşuyor. Hatta dedelerinin aslen Çankırılı olduğunu Somali gibi bir yere geldikleri için onları affetmediğini söyleyip espriler patlatıyor. Bonus'a şehrin daha önce hiç gitmediğim yerlerine gitmek istediğimi söylüyorum. Hiç itiraz etmeden yöneliyor. Birçok noktayı işaret edip "buralar Eş Şebab bölgesi" diyor. Diğer Somaliler gibi görüntü almamam için ikazlarda bulunmuyor, aksine "Neresi olursa olsun çek abi. Sen Türksün. Sana burada zarar gelmez" diyor. Aracımızın arka tamponunda bizi korumakla görevli iki silahlı adam.aracın kornası gibi görev yapıyor. Mermi silahın ağzında, eller tetikte.Trafik tıkanınca ıslık çalıyor, bağırıp çağırıp yolu açıyorlar. Medina denilen bir mahalleye giriyoruz. Bir tane sağlam bina bile yok, çoğu yıkılmış. Ağır hasarlılarda ise birkaç aile birden yaşıyor. Bonus, "Abi bunların içinde mezarlar var. Burada gördüğün insanlar da bu mezarlardakilerin yakınları" diyor. Şaşırdığımı görünce açıklıyor; "21 yıl boyunca süren iç savaşta ölenlerden kim nerede öldüyse oraya defnedildi. Bu binalar yıkılırsa mezarlardaki cesetleri alıp başka yere nakletmek gerekecek. Ki bu da bayağı bir zaman alacak. Şimdi halk kendi arasında bunu tartışıyor. Çoğu aile de buna razı olmuyor." Öğle saatleri hava kararıyor. Kara bulutlar şehrin üstünü kaplıyor, çok geçmeden gökyüzü patlıyor. Yağmur şehrin toz toprak içinde kalmış sokaklarını yıkıyor. Enkaz halindeki binalar düşen her damlada biraz daha yıpranıyor. Geçen seneye damgasını vuran açlık ve kuraklık krizinden sonra adeta çadır kente dönen Mogadişu'da halen yüz binlerce insanın yaşadığı çadırlar ise sular altında kalıyor. Çocuklar oluşan küçük göletlerde doyasıya yüzerek yağmurun tadını çıkarıyor. Arka sokaklardan biri iki patlama sesi geliyor, akabinde kiralık askerlerin yağmur damlalarını hedef alan atışları.... Sokaklarda yürüyenler adımlarını biraz daha sıklaştırıyor. Bu neyin nesi şimdi? Mogadişu'nun arka sokaklarında birkaç çadırkent daha dolaşıyorum. Kişi başı onlarca sinek... Açık havada bile havasız kalan kasvet yüklü çadırlar aynen bıraktığım gibi. Metrekareye 3 çocuğun düştüğü, günün tek öğün darıyla geçirildiği sefil hayatları objektifim bir bir fotoğraf karesine dönüştürüyor. Bonus, otele dönerken farklı yollardan gidiyor. Bazı sokaklarda dalgalanan Türk bayrakları ve Türk yardım kuruluşlarının tadilatını üstlendiği binalar göze çarpıyor. Sahil bölgesine geldiğimiz de ise diasporanın yoğun olarak yaşadığı yerleri gösterip "bunlar bizim yurtdışındaki zenginlerimiz" diyor. Kamplarda pantolanlarına dar gelen Somalilerin aksine burada pantolanları dar gelen insanları görmek ne kadar tezat olsa da beni mutlu ediyor. İnsan düşünmeden edemiyor! Geçen sene yardım üzerine yardım toplayan BM bu yardımları ne yaptı? Türkiye'den gönderilenlerin ne olduğu ortada. Adım başı bir bina onarımı, bir faaliyet... Ancak BM'nin topladığı milyarlarca dolar yardım yollara serilseydi 'dolarway', binaların yüzüne kaplansaydı "dolarbuildingler' oluşurdu. Eee paralar nerede o zaman? Somali'yi sözüm ona kurtarma planlarının yapıldığı beş yıldızlı otellerde mi harcandı? Bu gariplere hiç mi bir damla düşmedi? Bir lokma ekmeğe muhtaçlar Açlık ve kuraklık nedeniyle köylerini terkedip Mogadişu'ya göç eden 420 bin civarında insan halen çadırlarda bir lokma ekmeğe muhtaç şekilde yaşıyor. Kenya'nın Dadaab mülteci kampında ise 710 bin kişi barınıyor. SUYUN ORTASINDA SUSUZ ÜLKE Somali’nin 3 bin 380 km sahili var. İnsanlar evinin balkonundan olta atsa Hint okyanusundan balık tutar yine açlıktan ölmez! 35 metreden su çıkan yerde nasıl olur da halk susuzluktan ölür? Senede üç dönem mahsul alınan bir coğrafyanın halkı nasıl olur da dışarıdan gelecek bir lokma ekmeğe umut bağlar, aylık 10 dolara hayatını idame ettiren insanların ülkesinde tanesi 1 dolardan günlük binlerce mermi niye sıkılır? İtalyanlar kimyasal atık imha ihalelerine girip milyarlarca dolar para kazanıyor ve atıkları Somali sahillerini döküyorsa; Japonya ve Kore dünyanın en lezzetli ton balıklarını Somali kıyılarında avlıyor yıllık 300 milyon dolar gelir elde ediyorsa; ülkede her türlü mahsul alınırken o yıl hangi ürün tavan yaptıysa WFP o ürünü pazarda ücretsiz satıyor seneye o ürünü kimse ekmiyorsa; BM, 'burada açlık ve savaş var' bahanesiyle her türlü zemini hazırlıyor, dünyadan tırtıkladığı milyarlarca dolarla iaşesini temin ediyorsa; Bir de ekonomik pazarını Çin'e kaptırmak istemeyen Batının ihdas ettiği korsanlar varsa her şey olur. SOMALİ BU DURUMA NASIL GELDİ? 1960'a kadar Batılıların sömürgesi olan, Somali'nin refah dolu günleri 1969'a kadar sürdü. Aden Abdullah ve Abdurreşit Ali Şermarke'nin ardından başa geçen diktatör Muhammed Siyad Barre ülkeyi dünyaya kapattı. 'Büyük Somali' hedefi ve Sovyetlerin gazı ile ülkede rejim değişikliğine giden Barre’nin, 1978'de Etiyopya ile giriştiği savaş sonu oldu. Halkın tepkilerine silahla cevap veren Barre'nin bu girişimi ülkeyi iç savaşa sürükledi. Barre, 1991'in ocak ayında gücünü kaybedince ülkeden kaçtı. Bu kaçış sadece rejimin değil, Somali'nin de sonunu getirdi. Ardından birbiriyle çatışan dört buçuk kabile 21 yıl süren iç savaşta Somali'yi yerle bir etti. Sonuç olarak Somali; iç savaşlarda 300 bin, Etiyopya ile girdiği savaşta da 40 bin insanını kaybetti. Açlıktan ölenlerin sayısını ise bilen yok! YARIN: Deniz Feneri Somali’yi aydınlatıyor
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT