BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türk medeniyetinin doğduğu yer

Türk medeniyetinin doğduğu yer

Türk medeniyetinin temel taşları olarak nitelenen Orhun Abideleri 720-735 yılları arasında dikilmiş 6 sütundan oluşuyor.



Gezi yazısı-2 NUH ALBAYRAK yazıyor Altı Çin, üstü Rusya; işte Mongolya... Bugünkü Moğolistan Türklerin ‘Anayurdu’dur. Türk medeniyetinin en eski eserleri olan Orhun Âbideleri devletimiz tarafından restore edildi. Türk tarihinde ilk defa iki kardeş; Bilge Kağan ve Kül Tigin, devlet idaresini kıskançlık duymadan birlikte idare etme basiretini göstermiştir Moğolistan’ın tarihi değer ve derinliklerini anlatmak için “Atayurt”un üzerine söylenecek başka söze hacet yok zaten... Gezimiz kapsamında bu bölgede bulunan ve bizim için çok büyük değere haiz olan Orhun ve Tonyukuk Abidelerini de ziyaret ettik. Bunlarla ilgili bilgileri, tarih konusunda otorite olan yazarımız Ekrem Buğra Ekinci‘den talep ettim, sağ olsun bizi kırmadı. Dilerseniz ilk yazılı belgelerimiz olan bu abideleri biraz tanıyalım... ‘Türk’ sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kullanan Göktürk Hakanlığı’dır. ‘Göktürk’; Gök’ten türemiş gibi bir mânâya gelir. Göktürkler, Hun İmparatorluğu’nun mirasçısıdır. Bilge Kağan ve Kül Tigin; Göktürk Hakanlığı’nın en meşhur hükümdarlarıdır. 682 yılında dağılmış boyları bir araya topladığı için İlteriş (Ülke Toplayan) unvanını alan Kutluğ Kağan’ın oğullarıdır. Türk tarihinde ilk defa iki kardeş devlet idaresinde birlikte hareket etmiş ve hiçbir kıskançlık duymadan birbirlerine yardım etmiştir. Bilge Kağan ile Kül Tigin iç ve dış bütün tehlike ve tehditleri ortadan kaldırdı. Doğu Roma İmparatoru Göktürklere elçiler gönderip iyi münasebetler kurmuştu. Bu devirde Göktürk Devleti, Asya’da büyük bir prestij elde etti. Bilge Tonyukuk, Türk tarihinin en mühim şahsiyetlerindendir. Bilge Kağan, Budizm’in Türkler arasında yayılmasına göz yumunca, vezir Bilge Tonyukuk buna karşı gelerek, hayatî bir din olmayan Budizm’in Türk milletini uyuşturacağını söylemiştir. Nitekim Çin hâkimiyetine düşen Tibetliler buna canlı bir misaldir. Böylece tarihçiler Bilge Tonyukuk’un bu ileri görüşlülüğü ile Türk milletine büyük bir hizmetinin geçtiğini söyler. Göktürk devrinin en mühim eseri Orhun Âbideleri’dir. Bunlar 720-735 seneleri arasında diktirilmiş altı taş sütundur. Moğolistan’ın kuzeyinde Orhun Nehri kenarındaki Koşo Saydam gölü vadisindedir. Bugünkü Moğolistan, Türklerin anayurdudur. Moğolların anayurdu ise daha kuzey doğusundadır. Bilge Kağan ile Kül Tigin kitâbeleri bir km arayla bulundu. Bilahare Türkiye tarafından restore edilerek iki abide de aynı bölgede kapalı bir alana taşındı. Bilge Tonyukuk’un kitâbesi bunların doğusunda Tola Nehri yanında Bayan Çokto havzasındadır. Kitâbeler, eski Türk dili, tarihi, edebiyatı, hukuku, sanatı, töresi hakkında mühim bilgiler verir. Türk ismi, ilk defa bu kitâbelerde geçer. Dünyanın eski ve mükemmel alfabelerinden birisi olan ve sağdan sola yazılan 38 harfli Göktürk yazısı ile yazılmıştır. Burada, Bilge Kağan ile kardeşi başkumandan Kül Tigin’in ve Bilge Kağan’ın kayınpederi olan Vezir Bilge Tonyukuk’un bir ara Çin esâretine düşen Türk Devletini yeniden kalkındırmak için yaptıkları gayretler anlatılır ve gelecek Türk nesillerinin bu tecrübelerden istifadeleri istenir. Ayrıca istiklâl fikri verilir. Bu kitâbelerdeki ifadeler parlak bir millet şuurunun göstergesidir. Hakan, kendisini halktan birisi gibi görüp teb’asına hesap vermektedir. Ayrıca teb’asını hatalarından dolayı bir baba gibi ikaz etmektedir. Kitâbelerden üç tanesi çok mühimdir. Bunlardan ilki 243 ve 217 cm yükseklikteki iki taştan müteşekkil Bilge Tonyukuk kitâbesidir. 720 yıllarında dikilmiştir. Kül Tigin‘e ait olan 732 tarihlidir ve 3.35 metre yüksekliktedir. Bilge Kağan‘a ait olanı ise 735 tarihlidir ve 3.75 metre yüksekliktedir. Zamanın yıpratmasından oldukça iyi korunmuş sayılabilir. Orhun Kitâbeleri’ni 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev buldu. 1893 yılında Danimarkalı Vilhelm Thomsen, Rus Türkolog Radloff’un da yardımıyla, kitâbelerdeki Çince yazılardan istifade ederek Orhun alfabesini çözdü ve kitâbeleri okumaya muvaffak oldu. HASRETLE SARILDILAR Orhun Abideleri’ne ulaştığımızda geriye çekilip Türk heyetinin kavuşma coşkusunu ‘panoramik’ izledim. Yıllar süren hasretten sonra gelen vuslat gibiydi... ANITLAR BAYRAM ETTİ “Türklüğün temel taşları”na ilgi çok büyüktü... Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile birlikte hatıra fotoğrafı çektiren kabin görevlileri doyamamış olacak ki takım halinde tekrar kuşattılar anıtın çevresini... Heyetimizin şahsına münhasır üç değerli ismi olan İskender Pala, Aladdin Kuday ve Dr. Ali Genç’i ise içeride yakalayamadığımız için müze kapısında telafi etmeye çalıştık hatamızı... Bendeniz ise fotoğraf çektirme zevkini, Karakurum’da emanet bulduğum ok ve yay ile tatmaya çalıştım. MOĞOLİSTAN’IN EN KALİTELİ YOLU Burası Türkiye’nin inşa ettiği, Karakurum ile Orhun Abideleri arasındaki 40 km’lik yol. Başkentin en ‘lüks’ caddelerinde bile bu kalitede yol yok. Hatta diğer yollarda Ege haritası çizer gibi gitmeye alışan Moğol şoförlerin bu yolda seyrederken uykusu geliyor. Paralanan Ulan Batur’da her yer inşaat. Köprü de kuruldu. Şimdi sıra Türk müteahhitlerde... BİNALAR YÜKSELİYOR Moğollar maden bulmuş gelirini halka dağıtmış Moğolistan, birkaç yıl öncesine kadar birçok ülke gibi yer altındaki hazinelerin fakir bekçisi durumundaymış. Ama 2009’da bir düzenleme ile madenlerini yabancı şirketlere açmış. Bu karar, Moğollar için tam bir dönüm noktası olmuş. Çünkü devlet, madenlerden aldığı payın büyük kısmını doğrudan nakit olarak halka dağıtmış. Cebi para gören çarşı-pazara koşmuş, ekonomileri rekor büyüme kaydetmeye başlamış. Alışveriş hevesleri biraz geçince bina yapmaya başlamışlar. Nitekim, Ulan Batur’un her yerinden inşaatlar yükseliyor. İşin ilginç yanı, Moğolistan’ın etrafında çok aktif olan Türk yatırımcılar burada pek yokmuş. Ama THY uçuşlarının başlamasından sonra bu durumun da değişeceğini tahmin ediyorum. Moğolistan Milli Müzesi, tarihî değerlerinin büyük bölümünü içinde barındıran en önemli mekanları... ADIM BAŞI MÜZE VAR Asırlık geleneklerini yaşatmaya çalışıyorlar Moğollar, Rus kültürünün yoğun etkisine rağmen geçmişle irtibatlarını sağlayan kültürlerine sımsıkı sarılmışlar. İnsan, onları görünce; “Bizi savuran ne menem rüzgârmış ki, Ruslardan baskın çıkmış; bizi atalarımızdan koparmış” diye düşünmeden edemiyor. Belki kalkınmayı tamamlayamamış olabilirler ama kültür ve sanat konusunda çok iddialılar. Hayatın her adımında atalarından, köklü geçmişlerinden derin izler bulursunuz. Sadece Ulan Batur’daki müzeleri hakkıyla gezmek için bir hafta yetmez. Sanat merkezleri, tiyatro salonları, kütüphaneleri... Ayrıca en popüler alışveriş merkezleri atalarının kullandığı objelerle dolu. Hatta günlük hayatlarından kullandıkları eşya ve aksesuara kadar her alanda tarihlerini hâlâ yaşıyorlar. BİTTİ
Reklamı Geç
KAPAT