BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Defter kirliyse istediğin kadar beyaz sayfa aç...

Defter kirliyse istediğin kadar beyaz sayfa aç...

Bu sıcaklarda “şike-mike-yargıtay-platini” filan yazacak halim yok. Onları yazarsam çok okunur ve çok da tepki mesajı gelir ama ben tam tersine “börtü-böcek” yazmak istiyorum. Bir zamanların “futbolcu kaçırma” modasını özlemiyor değilim, günümüzün “borsaya bildirildi” haberi yerine...



Bu sıcaklarda “şike-mike-yargıtay-platini” filan yazacak halim yok. Onları yazarsam çok okunur ve çok da tepki mesajı gelir ama ben tam tersine “börtü-böcek” yazmak istiyorum. Bir zamanların “futbolcu kaçırma” modasını özlemiyor değilim, günümüzün “borsaya bildirildi” haberi yerine... Eski zamanlarda defter bile tutulmazdı ki kirlensin. Önceleri “birilerinin himmetinde” akar giderdi futbolumuz. Sonraları “özerk” yaptık ve futbol endüstrisinin adamı yoldan çıkaran para miktarlarına yenik düştük. Sonra bir baktık ki; şu “özerk” işini biz tamamen bize has bir şekilde “özelk” hale getirmişiz ve defter kirlenmiş, beyaz sayfa açsan ne yazar... Eskiden... Çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif takvimi okunur, yemek oradan bakarak yapılırdı. Komşuda pişen bize, sizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu. Dünya komşu kızının güzelliği kadardı, gazetelerde arka sayfa güzelleri yoktu çünkü. Turşu, salça, mantı evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu. NOSTALCİK! Erik ağacının çiçeği, pencere camımıza yaslanır, güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, sokaklar lambasız, mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, çizgi roman okunur, defterlere kenar süsü yapılırdı. En fazla “hakeme gözlüüüük” diye bağırılır, “sağ cenahtan gelen Mehmet Bey” diye maç anlatılırdı. Herkes bizi yenerdi ama biz onurluyduk... ŞİMDİ... Feysbookdan dürtersin, Google”a sorarsın, gözün bozuktur 17 inç’e bakmaktan, ruhunu emen teknolojiye esir düşer ve sen buna yaşamak dersin... Arama motoru ne derse odur... Cep telefonun kadardır dünyan... “Temmuzun ortası geldi hâlâ daha havaalanına gidip birini omuzlara almışlığımız yok, bu nasıl yönetim” diye hayıflanırsın. Merhabanın yerini MRB almıştır, CNM yetmektedir dostluk için... Hayat istatistik olmuştur artık... Transfer biçimi sezonun aynasıdır... GALATASARAY... Aralarında en fazla “zaman kredisi” olan takım olarak doğru ve sabırlı bir politika izliyorlar. Yiğit-Yekta iki yeni transfer sayılır bana göre... Dany tam hedef adamdır. Adam alanın elinden çıkaracağı adamın ucuzlamasını bekliyorlar. Artı... FENERBAHÇE... Az konuşup çok iş üretmeye başladılar. Belli ki huzurlular artık. “Kadro müteahhitleri” doğru yerlere doğru adamlar alarak ses getirecek bir takım oluşturuyorlar. Sadece rakipten adam kapmış olmak için defneyi bozmaları endişesi taşıyorum. Artı... BEŞİKTAŞ... Küçülmüyorlar, “daralıyorlar...” Dereyi geçene kadar doğru hocayla doğru biçimde “paçaları sıvadıklarını” hissediyorum. Toplam en fazlasından 40 maç oynayacaklar. Doğrusunu yapıyorlar. Artı... TRABZONSPOR... Eksilenlerin yerine koyacaklarını “mutlak uyum sorunu” yaşayacak çok uzak yerlerden seçmeleri hatalarıdır. İki Türk genci transfer ederek en doğrusu yaptılar. Artı ve eksi... S-ÖZ: “Başına taç taktığın birinin boynuna artık bir daha tasma takamazsın...” Fenerbahçe bir yıldır hasretini çektiği “yeni bir Lugano” buldu. Egemen onların yeni Lugano’sudur. Genci ve güzelidir. Bizden olanıdır...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT