BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir seneden fazla süren tiklere dikkat!

Bir seneden fazla süren tiklere dikkat!

Geçici özellikteki tikler, bir yıldan kısa bir sürede kaybolur. Eğer bir çocukta bu tür davranışlar bir yıldan fazla sürerse doktora başvurulmalıdır.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ marmara.edu.tr 0 212 639 68 81 Oğlum iki haftadır ilginç omuz hareketleri yapıyor. Farkında olmadan belli aralıkla omuzunu yukarı aşağı hareket ettiriyor. Annesi ile onu sürekli böyle yapmaması konusunda ikaz etmemize rağmen bir türlü bu davranışından vazgeçiremedik. Çocuğumuzda görülen bu hareketlerin kalıcı olmasından endişe ediyoruz. Acaba bir doktora götürmemiz gerekir mi? Çocuğumuza ne şekilde davranacağımız konusunda bize yardımcı olursanız çok memnun oluruz. (Erol Özdamar-Kayseri) Saygıdeğer okuyucumuz, vücuttaki herhangi bir kas grubunda tekrarlanan, istem dışı ve bir amaca yönelik olmayan hareketlere tik bozukluğu adını veriyoruz. Omuzları oynatmak, göz kırpmak, ilginç sesler çıkarmak, ağız ve dudak hareketleri, burun çekmek ve parmak çıtlatmak, baş sallamak gibi birçok farklı tik bulunmaktadır. Tiklerin “tik bozukluğu” olarak kabul edilmesi için en az üç ay süreyle devam etmesi gerekir. Tik belirtileri genellikle kişiyi tedirgin eden bir olay veya bir durum sonrasında ortaya çıkar. Bunların sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu sanılmaktadır. Bazı araştırmalarda, beyin kimyasallarından biri olan dopaminin normal olmayan metabolizmasından kaynaklandığına ilişkin bulgulara rastlanmıştır. Tikler genellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde başlar. En sık görüldüğü yaşlar 7-12 arasındadır. Tikler geçici ya da kalıcı olabilir. Geçici özellikteki tikler, bir yıldan kısa bir sürede kaybolur. Eğer bir çocukta bu tür davranışlar bir yıldan fazla sürerse profesyonel yardım alınmalıdır. Bunun dışında çocuklarda görülen tiklerin büyük bir kısmı erişkin yaşa gelmeden sona erer. Eğer tikler, aşırı korkuya ve kaygıya neden olan bir travma sonucu ortaya çıkmadıysa veya çocuk aile içinde olumsuz tavırlara maruz kalmıyorsa bu tür davranışların uzun süreli olma ihtimali düşüktür. Peki, ne şekilde davranmalı? Çocuğa tiklerinden dolayı kesinlikle ceza vermemeli ve sert davranmamalıyız. Özellikle çocuğa “bilerek yapıyorsun!” demekten kaçınmalıyız. Çocukta tik görüldüğünde onu sürekli ikaz etmemeliyiz. Aksi takdirde çocukta gerginlik artar ve tikleri daha da çoğalabilir. Çocuğumuzun bu tür hareketleriyle alay etmemeliyiz ve onu bu yüzden eleştirmemeliyiz. Aile dışındaki insanların yanında tiklerinden dolayı onu uyarmamalıyız. Bu tür uyarılar çocuğun özgüveni ve kendine olan saygısını olumsuz etkiler. Çocuğumuzla aramızdaki iletişimi güçlendirmeli ve ona yeterli ilgi ve sevgiyi göstermeliyiz. Tiklerinin ne zaman ve hangi koşullarda azaldığını veya arttığını iyi gözlemlemeliyiz. Çünkü bu gözlemler çocuğumuza nasıl davranmamız konusunda bize yol gösterici olacaktır. Özetlersek, çocukluk ve ergenlik çağında tikler çocuklarda çok sık karşılaşılan bir durumdur. Hemen hemen her insan, hayatının bir döneminde istemsiz hareketler konusunda sıkıntı yaşamıştır. Özellikle SBS ve LYS gibi kaygı oluşturan sınavlara hazırlık sürecinde çokça görülür. Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da diğer aile bireylerinin çocuğa karşı yaklaşımları önemli rol oynamaktadır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğa tiklerinden dolayı sevdiği şeylere yasaklamalar getirmemektir. Son olarak çocuğunuzun bu tür hareketlerine çok fazla tepki göstermemenizi ve sabırlı olmanızı tavsiye ederiz. PENCERELER Ahmet Rasim Akdağ Hakkında bilmediğiniz 3 şey: ARILAR Arıların sadece % 5’i koloni hâlinde yaşar > 16.000 arı türü vardır. Bunların çoğu küme hâlinde yaşamayan arılardır. Yalnızca yüzde beş kadarı grup hâlinde yaşar. En sık rastlanan sosyal arı türü bal arısıdır. 80.000 kadar arı tek bir kovanda koloni olarak yaşayabilir. > Erkek bal arıları, yalnızca kraliçe arıyla çiftleşebilmek için yaşar. Kovanda yemek azlığı varsa bu işçi arılar dışarı çıkmak zorunda kalırlar. Erkek bal arıları çiftleştiğinde gövdelerinin alt kısmı zarar gördüğünden ölürler. Çiftleşme, çiftleşme organlarının düşmesine sebep olur ve bu organ kraliçe arıda sıkışıp kalır. Kraliçe arı çiftleşmeye devam eder. Pek çok farklı arıdan 70 milyon sperm toplayana kadar bu böyle sürer. > Nisan 1984’te özel fakat sınırlayıcı bir kutuya alınan 3.300 arı, uzaya gönderildi. Sıfır yer çekimine alışan arılar neredeyse çok düzgün bir bal peteği oluşturabildi. Ancak tuvalete gitmiyorlardı. Arılar yalnızca kovanın dışına dışkılarını bıraktıkları için yedi gün boyunca hiç dışkı bırakmadılar. NASA sözcüsü, uzay kovanının son derece temiz olduğunu ifade etti. KARMA SÖZLÜK Sözlüklerden seçmeler... Askerde nöbette iken yapılan şeyler > Sincap kovalarken asteğmene yakalanmak. (bemncan) > Saat tahmin etmek. İçses > Saat kaç oldu ya, kesin bi 15 dakika geçmiştir. Hadi bakalım saat tahmini alalım. 4.15 olmuştur. Hooop... 4.07!!!! Yuh o kadar zaman geçti sadece 7 dakika mı olmuş! Telgrafın tellerine kuşlar mı konaaaaar” (balzac) > -10 derecede buğulu cama 1-12 arası sayıları yazıp her 10 dakikada bir, bir tanesinin üzerini çizmek, gece santralcisiyle telefonda konuşmak, oyun oynamak, komutanlara olası durumlar için cevaplar hazırlamak, diyaloglar oluşturup kafada onu oynamak, düşünmek, düşünmek, düşünmek... (indeed) > Sabitlenmiş 6-8 nöbetinde güneşin doğuş saatini ve arazi üzerinde doğduğu notayı küçük deftere çizip not almak. Sonra Galileo ya da Ali Kuşçu edasıyla değişimleri değerlendirmek. Tam manasıyla “şafak” düşerdim tezkereden. > Gökyüzüne bakıp takım yıldızların yerlerini, şekillerini hafızaya kazımak, astronomiye adım atmak. (caninho) İlk Türk balistik füzesine isim önerileri > Kız kaçıran. (cengiz hanın torunu) > Men dakka dukka. (istedikleri yere gidenler) > Sabri. (mr poet) > RTE: Roketli Teknik Ekipman. (press i dent) > İngilizcesi daha pahalı olur diye: Türkish Fuzeing Balistikeyşın. (diferansiler) > Anne terliği. (... dudaklı yazar) > Teğetgeçen. (Alfred hickorkmaz) > Şaşmaz. (snoop dogg millionaire) twitter.com/twtci tweetçi ozguRugzo Renklilere “Şimdi sizi beyazlarla beraber yıkıcam ama onların haberi yok, siz de renk vermeyin” dedim, ayrı yıkamaya gerek kalmadı. Kutsi Akıllı Türkiye’de, oynanmadığı hâlde bu kadar çok beyzbol sopasının satılmasını, halkımızın spora ve sporcuya olan sevgi ve desteğine bağlıyorum. Vogueman Buradan tüm zombilere sesleniyorum: Ekmeksiz yemeyin, doymazsınız. zaytung İftar için Zonguldak maden ocaklarına akın eden siyasiler, işçilerin bir aylık erzak stokunu ilk üç günde tükettiler. İç Bükeysi Hastanelerde acilen câhiliye servisleri açılması gerek. Baknediom Güya akıllı telefonumuz var ama şarjını idareli kullanmayı akıl edemiyor. -------------- Hami Koç İhlas Koleji’nden mektup hami.koc@tg.com.tr Ramazan ayı ve çocuklarımız Mübarek ramazan ayı başladı. Bu ayı layıkıyla idrak edebilmek için yapmamız gereken çok şey var. Özellikle küçük yaştaki çocuklarımızla bu ay içinde daha fazla ilgilenmemiz gerekiyor. Henüz hayat basamaklarını yeni tırmanmaya başlayan çocuklarımıza sabrı, tevekkülü, hamdetmeyi, şükrü öğretmek için bundan daha güzel bir fırsat olamaz. Yukarıda bahsettiğimiz kavramlar, aslında bütün insanlık için bir mutluluk formülü sunuyor. Anne babalar da çocuklarının bütün hayatları boyunca mutlu olmalarını istiyorsa, ki istememesi mümkün değil, bizzat yaşayarak ve yaşatarak bu kavramları çocuklarına öğretmelidir. Çocuklarımız, küçük yaşta olduğu için veya rahatsızlıkları sebebiyle oruç tutamasalar bile, mutlaka sahur ve iftar sofralarına birlikte oturmalıdır. Çocukların uykusu bölünmesin diye sahura kaldırmamak, aslında bir merhamet göstergesi değildir. Aynı şekilde oruç tutmak isteyen bir çocuğa, günler uzun, havalar çok sıcak diyerek mani olmak büyük vebaldir,geri gelmesi mümkün olmayan kaçırılan fırsatlardır... Sahur ve iftar sofralarında minicik yüreklere atılan tohumlar, ileriki yıllarda kültürümüzün sevgisi olarak filizlenecektir. YANLIŞ TERCİH HAYATINIZI KARARTMASIN! Türkiye’de üniversite sayısındaki hızlı artış gençlerimizi rahatlatıyor. Geçtiğimiz senelerde kontenjan sıkıntısı yüzünden herhangi bir üniversiteye yerleşememe kaygısı taşıyanlar, üniversite kontenjanları açıklanınca biraz olsun rahatladılar. Yükseköğretim Kurulu, bu yılki üniversite kontenjanlarını, 2 yıllık ve açıköğretim dahil olmak üzere 937 bin kişi olarak açıkladı. 2011 yılında toplam kontenjanın 776 bin olduğunu düşünürsek, son beş yılda %100’den fazla bir artış olduğunu görüyoruz. Bu artış devam ederse, önümüzdeki yıllarda isteyen herkesin bir üniversiteye yerleşmesi mümkün olabilecek. Tabi kontenjanın çoğalması tercih konusunu daha da önemli bir hâle getiriyor. Tercih konusunda yapılan stratejik hatalar yüzünden bir üniversiteye yerleşemeyen gençlerin sayısı hiç de az değil. Bu yüzden yanlış tercihin hayatınızı karartmaması için bu süreçte uzmanlardan destek almak büyük önem arz ediyor. İHLAS KOLEJİ ÜNİVERSİTE ADAYLARININ YANINDA Bazı okuyucularımız geçen yıllarda İhlas Kolejinin bütün üniversite adaylarına ücretsiz sunduğumuz hizmetimizi soruyorlar, biz de müjdeyi veriyoruz. Bir üniversiteye yerleşmek için tercihlerini yapacak olan gençlerimiz yoğun bir telaş içindeler. Biz de İhlas Koleji olarak kendi bünyemizde hazırladığımız “Tercih Robotu”nu diğer yıllarda olduğu gibi bu yıl da gençlerimizin hizmetine sunduk. Bu hizmetten yararlanmak isteyenlerin www.ihlaskoleji.com adresine girmeleri yeterli olacaktır. Bu vesileyle gençlerimizin gönüllerinden geçen üniversiteye yerleşmelerini temenni ederken sizlere de ailece-sevdiklerinizle sıhhat ve afiyet içinde huzurlu bir hafta diliyorum aziz okuyucularım.
Reklamı Geç
KAPAT