BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Enflasyonla hep beraber savaşmalıyız

Enflasyonla hep beraber savaşmalıyız

Şükürler olsun ki; açıklanan Nisan ayı rakamları, enflasyonun inişe doğru geçtiğini müjdeliyor.



Şükürler olsun ki; açıklanan Nisan ayı rakamları, enflasyonun inişe doğru geçtiğini müjdeliyor. Ne var ki, hesaplanan veya arzu edilen rakamın tutturulmasında el’an kuşkular mevcut. Gerçi, halkımızda belirmeye başlayan enflasyonla mücadele bilinci umut verici. Üstelik, Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği ile Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açtığı “Türkiye enflasyonu yeniyor” adlı kampanya da etkisini gösteriyor. Geçtiğimiz hafta, bu sütunlarda “Enflasyonda kadının parmağı” başlıklı yazımızda, pahalılığın denetim altına alınmasında hanımların büyük rol oynayabileceklerine dikkatleri çekmiştik. Aslında sadece kadınlar değil, yediden yetmişe bütün Türkiye enflasyonla savaşmalı. Herşeyden önce, müsrifliği ve lüks tüketimi gem altına alabilirsek ve daha sonra ihracatı artırabilirsek, pahalılığın düşmemesine imkan yok. Tabii ki, enflasyonun bir hayat tarzı veya bir çıkış yolu seçilmemesi, özellikle devletin çok samimi ve kararlı olması gerekiyor. Bir hanım olarak, pahalılıkla mücadelede sorumluluk ve görev bilinci içinde kararlı davranışların yanısıra başlatılan kampanyaya destek vermenin uğraşı içindeyim. Bu arada, kampanyada öngörülen görüşleri, her biri birer mücadeleci olduğunu sandığım ve beklediğim okuyucularımla paylaşmak isterim. * Türkiye’nin içinde bulunduğu enflasyon sıkıntısından kurtulması yolunda tarihin en önemli adımı olarak nitelenen “Para Programı ve anti enflasyonist istikrar tedbirleri”nin başarıya ulaşmasında en önemli unsurun “halkın inanması ve toplumsal psikolojinin oluşturulması ve desteğe dönüşmesi” olduğu tartışılmaz bir gerçektir. İkincil unsur da, programa özel sektörün ve tüm sivil toplum kuruluşlarının, daha genel anlamda kamuoyunun destek vermesidir. * Ancak, siyasiler ve bürokrasi tarafından, kamuoyu oluşturulmasına dönük, planlı genel bir çalışma içine girilememiştir. * Buna ek olarak, Ocak ve Şubat aylarında enflasyon oranının beklentilerin üzerinde çıkması, bahar aylarında da göreceli olarak yüksek çıkma ihtimali, moralleri bozmuş ve bu konuda oluşan toplumsal destek sarsılmaya başlamıştır. Şubat ayında yapılan araştırmalar, programla enflasyonun düşeceğine dönük inancın yüzde 35’lerin altında kaldığını göstermektedir. * Önerimiz, Türkiye’nin ekonomik anlamda en dinamik kesimini temsil eden kurumların, enflasyona karşı halkı bilgilendirme, bilinçlendirme ve sonucunda da düşmesi yönünde psikolojik ortam oluşturarak desteklerini sağlama yolunda bir projeyi yürürlüğe koymasıdır. * Türkiye, ekonomik yapısı (ve tabii ki onu hem etkileyen hem de belirleyen siyasi yapısıyla) dünyanın en ilginç ülkelerinden biri. * Türkiye, devletin hantallığına rağmen, özel sektör dinamizminin en fazla yaşandığı ülke... * Türkiye, her türlü olumsuzluğa rağmen, sosyal patlamaların en az yaşandığı ülke... * Türkiye, dünyanın enflasyonla en uzun süre yaşayan ülkesi... * Türkiye, parasında en çok sıfır olan ülke... * Türkiye, enflasyonsuz ya da düşük enflasyon ortamını bilmeyen kuşaklar yetiştiren yegane ülke... *Ekonomik istikrarsızlık-siyasi istikrarsızlık, ilk bakışta “yumurta-tavuk” ilişkisine benziyorsa da, Türkiye’de ekonomik sıkıntılara ve enflasyona, siyasi istikrarsızlığın, Türkiye’yi yönetenlerin yıllarca gelişmelere ayak uyduramamalarının, yönetimlerini sürdürebilmek için gerçekçi uygulamalar yerine popülist politikalara yönelmelerinin neden olduğunu söylemek yanlış olmaz.” Gelecek hafta da, bu önemli konuya ve açıklamalara devam etmek arzusundayız. Hanımların yanısıra, hepimize büyük sorumluluklar ve görevler düştüğünü hiç unutmayalım.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT