BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MHP ve Cumhurbaşkanlığı

MHP ve Cumhurbaşkanlığı

Merhum Alparslan Türkeş’ten sonra MHP, girdiği ilk genel seçimde meclis dışından ikinciliğe yükselmiş bir parti olarak siyasi tarihe imzasını attı...



Merhum Alparslan Türkeş’ten sonra MHP, girdiği ilk genel seçimde meclis dışından ikinciliğe yükselmiş bir parti olarak siyasi tarihe imzasını attı... Üstelik sancılı bir genel başkanlık seçiminden sonra. Bu başarıda en büyük pay Türkeş’in. Tek kişi olarak meydana çıktı. Ölürken, tabutunun ardı sıra birkaç milyon yürüyordu. Bir idealist insan öldü. Ölümü ile fikrini iktidara taşıdı. İkinci paysa Devlet Bahçeli’nin... Bahçeli’nin işi kolay değildi. İsyan sayılacak görüntülere sahne olmuş büyük kongrenin ikinci kere yapılmasından sonra genel başkanlık makamına geldi. Birçok aday vardı. Bu, normalde bir çok baş demekti. Öbür taraftan partisi, iktidarın ateşten topunu tam da hazır değilken elinde bulmuştu. Liderde soğukkanlılık, dünü unutmak, sabır ve ne dediğini bilmek karakteristik hususiyetlerdir. Devlet Bahçeli, bir büyük ustanın dizi dibinde yetişmiş olmaktan dolayı bunlardan nasipliydi. Genel seçimlerde yurdu bir oya gibi nakış nakış işledi. Sessiz ve kararlı gitti. Netice zaferdi... Parti içi kardeşliği pekiştirdi, kucaklaşmalar oldu. Sonra konjonktürü olanca çıplaklığı ile gördü. Bir anlamda kabuledilirlik mes’eleleri vardı. O bakımdan hazmı zor da olsa problemlere problemler katmadan uzlaşma yolunu seçti. Tabana karşı önemli sıkıntılı günlerin yaşandığı oldu. Eğer bugün Türkiye’de bir huzur ortamı varsa bunda MHP’nin hakkı büyüktür. MHP sağduyu yerine heyecanları ön plana alsaydı, bugün çok farklı sonuçlarla karşı karşıya olabilirdik. 57. Hükûmet kurulurken Cumhurbaşkanı Demirel, görevi Ecevit’e verdi. Bahçeli gerçekçi olmayı yeğledi. Sıranın kendine gelmesini de bekleyebilirdi; hakkıydı. Hatta meclis başkanlığının dördüncü partiden olmasına dahi katlandı. Bu bir mecburiyetti. MHP’nin kendilerini tanımayan kitlelerle köprüler kurması, birtakım menfi imaj yakıştırmalarından kurtulması gerekiyordu. Evet, doğru; tavizler verildi...ama, merkez sağı dolduran ılımlı, istikrarlı, güvenilir, yıpranmamış, yepyeni bir parti imajı da her çevre için geçerli oldu. Bunlar da görülmeli. Diğer feragatleri bir yana... MHP, en azından teoride başbakanlığı alabilirken DSP’ye verdi. Başbakanlık konusundaki fedakârlığa karşılık TBMM başkanlığını kazanabilirdi onu da ANAP’a bıraktı Dışişleri, içişleri, maliye, kültür, eğitim bakanlıklarından mahrum kaldı. Ve MHP rüşdünü ispatladı. Onun da eşit şartlarda yarışmayı hak eden bir parti olduğu görüldü. Bundan böyle Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP üst düzey kadrolarının olanca güçleri ile Cumhurbaşkanlığı mevzuuna asılmaları lazım. Bülent Ecevit, Süleyman Demirel’e vefa gösterdi. Ecevit’le Yılmaz’ın da Bahçeliye vefa göstermeleri lazım. İki fikir yayılmak isteniyor... Devlet Bahçeli, partisinden birinin Köşke çıkmasını kabul edemez. İslam ahlakından haberdar Bahçeli’nin böyle bir bencillik içinde olacağını sanmıyoruz Diğer varsayım da şu. MHP’de Cumhurbaşkanı olabilecek tek kişi Bahçeli’dir; fakat O da partisinin başından ayrılmaz. Sanki ayrılsa ittifakla seçecekler. MHP’de Cumhurbaşkanı olabilecek en az beş isim mevcut. Bu sebeple MHP’nin, Devlet Bahçeli’nin şu tarihi günlerde pazarlığı çok sıkı tutup kat’iyyen taviz vermemesi şarttır. MHP adayını çıkarabilir. En azından meclis dışından bile olsa kendi teklif ettiği bir kişiyi seçtirebilir. Şimdi MHP’ye bir olta tutulacaktır. Yıldırım Akbulut istifa ettirilerek dün layık görülmeyen meclis başkanlığına bir MHP’liyi seçtirmek. Cumhurbaşkanlığı dururken niçin meclis başkanlığı? Yanlış olur... Hesap ortada. Ecevit çifti için ismi İsmail Cem veya Hikmet Sami Türk de olsa aralarından birinin kendi üstlerinde vazife almasına katlanamazlar. O halde DSP açısından Cumhurbaşkanlığı değil, başbakanlık ön plandadır. Cumhurbaşkanlığı ANAP ve Mesut Yılmaz için hayati değerde. Yılmaz, Çankaya’ya çıkmak için DSP’ye her türlü tavizi verecektir. MHP’ye sunacağı ikramsa meclis başkanlığıdır. Eğer, Bahçeli bu ikramı kabul ederse dördüncü partinin genel başkanı Köşke seçilir. Bu kombinezonu yadırgamamak lazım. Her vatandaş gibi Mesut Yılmaz’ın da oraya gitme hakkı var. Üstelik dışişleri ve başbakanlık yapmış bir politikacı. Köşk hakkını elde etmek için de bütün yolları deneyecektir. Şayet, Demirel, aktif siyasete girerek partiler aritmetiğini değiştirip dengeleri alt-üst etmezse. Ortalık toz duman olmadan, dengeler bozulmadan Bahçeli, sahip olduğu kozu çok iyi oynamalıdır. Onun diyeceği söz çok kısadır: -Kim neyi alırsa alsın; MHP’nin alacağı ya Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlıktır... Şu günlerde vefat yıldönümünde olduğumuz Başbuğ Türkeş hayatta olsaydı böyle derdi. Şu şartlarda meclis başkanlığına razı olmak sadece teselli payı olur. Ecevit’in üçlü formülü, Bahçeli’nin muhalefi de hesaba katmalı anlayışına yakın olmakla bu seçimi şekillendirecek olan MHP’dir. Fırsatın kazası olmaz...
Reklamı Geç
KAPAT