BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yorulduk!

Yorulduk!

İç telâş ve kargaşadan yorgun ve bîtap düştük... Biri bitmeden diğerinin başladığı “krizler”, ilki sona ermeden peş peşe devam eden “zirveler”, bir türlü neticeye varamadığımız tartışmalar sebebiyle yıprandık!..



İç telâş ve kargaşadan yorgun ve bîtap düştük... Biri bitmeden diğerinin başladığı “krizler”, ilki sona ermeden peş peşe devam eden “zirveler”, bir türlü neticeye varamadığımız tartışmalar sebebiyle yıprandık!.. Normal seyrinde devam etmesi gereken faaliyetlerin, sebepsiz yere kilitlediği bir toplumda huzur ve istikrar olmaz, olamaz.. Yumurta kapıya geldiğinde, telâşla seferber olmak yetmiyor. Plânlamak ve tempolu çalışmak gerekiyor. En basit meseleler bile en üst seviyelerde ele alınarak kadükleşiyor... Yasama ve yürütme iç içe girmiş, yargı can çekişiyor. Bütün bu plânsızlıkların ceremesini de fakir fukara çekmektedir. İşsizlik had safhada... Ekonominin gidişatından memnun olan bir yana, sorumlu olanı bulmak bile mesele!.. Varsa yoksa siyaset ve didişme. Her parti gücüne, kuvvetine ve parlamenter sayısına bakmadan; “anahtar” olmak veya “kilit” görevi üstlenmek istiyor... Gerçeklere sırtını dönenler, sanal bir âlemde gölge boksuyla ömür tüketiyor... Yetmişbeş yılını doldurmuş olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti hâlâ yokuş tırmanıyor... Bunca imkân ve kaynağa rağmen bir türlü “düz”e çıkılamıyorsa, bu işte bir yanlışlık var demektir. Hiçbir konunun ve hiçbir kimsenin doğru adresi ve sorumlusu bilinemiyor, bulunamıyor... Sevgi ve güven ortamı giderek kaybolmakta, kaos ve endişe ortak paydamız haline gelmektedir. Mutlu ve müreffeh ülke hülyaları sönmekte, yeis ve endişe bütün yurda yayılmaktadır. Her konuyu “problem” haline getirip çözümsüz bırakmanın sıkıntıları yaşanmaktadır. Endişe ve telâştan bitâp düşen kadroların tedirginliği dalga dalga yayılmaktadır. Manevi hedefler ve tatminler gözardı edilerek, maddeye esaret körüklenmektedir. Süflî çıkarlar ve cep doldurma operasyonları ile ulvî hedeflerden sapılmakta, insanlarımız yozlaştırılmaktadır. Geleceğin plânlanması bir yana günü kurtarmak bile; “er” kişinin kârı haline gelmiştir. “Her” kişiye yapacak iş, tutunacak dal kalmamıştır. Son elli yılın en kritik ve en yorgun günlerini yaşıyoruz. Genç ve dinamik dediğimiz nüfus atâlet içerisinde.. Bunu bahar yorgunluğuna veya Başbakan’ın rahatsızlığına yoranlar; yanılmaktadır. Bu iş hafife alınamayacak ciddiyettedir. İnsanlar, binalar, yollar ve hatta makineler bile yorgun ve bitkin. Türkiye yirmibirinci yüzyıla böyle girmemeli, böyle yakalanmamalıydı.. İnsanlarımız ölmekte, ormanlarımız yanmakta, kaynaklarımız heder edilmektedir. İşin garibi bütün bu olumsuzluklar yönetim kadroları tarafından büyük bir vurdumduymazlıkla kabul görüyor!.. Mevzuat arkasına saklanan insanlar, başarısızlıklarına kılıf uydurarak, günlerini gün etmeye çalışıyor. Kim ne derse desin, Türkiye zor günler yaşıyor!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT