BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yazıklar olsun!..

Yazıklar olsun!..

Kâbus haftasında, önce Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne, sonra Trabzonspor ve Bursaspor UEFA Ligi’ne veda ettiler!..



Kâbus haftasında, önce Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne, sonra Trabzonspor ve Bursaspor UEFA Ligi’ne veda ettiler!.. Maçları anlatanlar, yorumlayanlar, yazanlar, çizenler, yani hepimiz, “Ah’lar vah’lar” arasında, kabahati hedef saptırıp maharetle “hakemlere, hocalara, futbolculara yükleyerek”, işin esasını “gözlerden kaçırdık!..” Bunca emeğin, bunca paranın “nasıl” boş yere harcandığını görerek, “asıl suçluları” gündeme oturtmadık. Çok açık olarak demeliydik ki; “amatör, bu işi bilmeyen”, dahası “benden sonra tufan” diyen yöneticilerin elindeki kulüplerimizin ve “onların seçtiği” federasyonların futbolumuzu getirdiği nokta, işte burasıdır!.. Kulüp yönetimlerinin baskıları ile, yabancı kontenjanının arttırılarak, “takımların ilk on birinde yarıdan fazla yabancının oynatılması” yolunun açılması; Türk futbolunda “yerli oyuncuların kalitesi sorununu” başlatmış, dahası “kalitesiz ve ne işe yaradığı belli olmayan” bir yığın yabancı futbolcunun, “yetişecek Türk futbolcularının yerine”, takımların kadrolarını istila etmesine sebep olmuştur!.. “Uzatmalarla beraber” 210 dakika “üçüncü sınıf bir Macar takımına tek gol atamayan” Trabzonspor’un hali pürmelali ve “sebebi” ortadadır; “kaliteli yerli-yabancı futbolcu sorunu!..” Trabzonspor’u “bu” duruma, “Baros gibi” bir golcüye, üstelik neredeyse “bedavaya gelecek” Çek Milli Takımı’nın santrforuna “Biz Galatasaray’ın artığını almayız” diyerek sırt çeviren zihniyet düşürmüştür!.. Fenerbahçe yönetiminin ve takımının “en büyük sorununun ne olduğunu” dün açık açık yazdım!.. Bursaspor’un da “gerek yerli, gerek yabancı futbolcular bakımından” yukarıda yazdığım ölçülerin dışına çıkmadığı, çıkamadığı ortadadır!.. 3-1’lik ilk maçtan sonra “Aman dikkat, çok iyimser bir hava var; bu hava tehlikeli, daha turu geçmedik” diye yazmıştım; korktuğum başımıza geldi!.. Şenol Hoca’ya, Ertuğrul Hoca’ya acıyorum; “bu futbol hezimetlerini sadece onlar hak etmediler”; çok yazık!.. Temenni ediyorum ki, Fatih Hoca da “aynı” duruma düşmesin!.. Manchester United’li, Braga’lı, Cluj’lu grupta, “daha kaliteli yerli ve yabancı futbolculara sahip olmanın hakkını veren” ve “gruptan çıkan” bir Galatasaray görelim!.. Ümit “onlarda”; inşallah Kaf Dağı’nın arkasında kalmaz!.. >> Utanılacak durum!.. Ey federasyonlar, ey mahalli yöneticiler, valiler, belediye başkanları, “hem de süper lig maçlarını oynattığınız” statlardan(!), onların sahalarından, zeminlerinden, tribünlerinden, tuvaletlerinden; hiç mi yüzünüz kızarmıyor?.. O zeminlerde “futbolcu oynatılır” mı, o zeminlerde “maç yapılır” mı?.. Hakemlerin “o zeminlerde maç oynatmamaları için” ille de “topun zıplamaz hâle gelmesi” mi gerek?.. Futbolcunun, sporcunun, bizzat hakemin “sağlığı” neden düşünülmüyor?.. Karabükspor kaç yıldır Süper Lig’de, stadının o zemini ne öyle?.. Elazığ’da, Akhisar’da stat nerede?.. İzmir’de Atatürk Stadı öyle halde ki, bizzat “adına hakaret ediyor!..” Alsancak Stadı’nı, çok değil yağmurlar başlasın, kasımda görün; böyle bir rezalet olmaz!.. “Ceza vermek” için “Sadri Şener’in, Ünal Aysal’ın peşinde koşuşturmayı federasyonculuk sanan” bir Federasyon, bu duruma “nasıl” müdahale etmez ve “ilgili, yetkili, bütün kişileri uyandırmak için” neden kıyametleri koparmaz?.. O valiler, o belediye başkanları, o il spor müdürleri, nasıl uyurlar ve uyuturlar?.. Bu halimizle mi, olimpiyat alacağız; hadi canım siz de!.. >> Farkı fark etmeyenler!.. “Toptancılık” yapan yöneticiler var, hocalar var, yazar-çizerler var, taraftar var; “herkesi aynı sepete koymaya bayılıyorlar”; Çarşamba günü yazdığım “Galatasaray ve Burak” başlıklı yazımın çıktığı saatten beri, “toptancı” mailler alıyorum; “Burak’a nasıl ‘hırsız’ dermişim!..” Hatta “bazı” Galatasaraylı taraftarlar işi daha da ileri götürüp, Fenerbahçeli futbolcuların yaptığı aldatmacaların çetelesini yazarak, “Tabii korkuyorsunuz onlardan, bunları yazamazsınız, yazdırmazlar” demeye bile getiriyorlar!.. Madde bir; ben Burak’a “Hırsız” demedim, böyle bir nitelemeyi de yapmam!.. Madde iki; benim için “doğru olduğuna inandığım” görüşlerimi yazmam için, Galatasaray / Fenerbahçe / Beşiktaş / Trabzonspor arasında bir fark yoktur; dahası kimseden de korkmam, inandıklarımı yazarım!.. Burak olayındaki “penaltı düdüğü” benim umurumda değildir, zira Dünyanın dört bir yanında “benzer olaylarda” binlerce düdük çalınmıştır ya da çalınmamıştır; hakem hata yapar ya da yapmaz, böyle gelmiştir, böyle gider!.. Benim derdim, “temas yoksa, Burak’ın kendini yere atmasıdır” ya da “temas varsa” bile Burak gibi bir oyuncunun “öyle bir temasta düşmeyerek önündeki topu gole çevireceğine” kendisini yere atmasıdır ve maalesef Türkiye’de “Burak gibi” bazı oyuncular çoğunlukla “düşmemeyi değil, kendilerini yere atmayı” ve “hakemi aldatmayı” itiyat hâline getirmişlerdir; dün de vardılar, bugün de varlar, yarın da olacaklar!.. Hatta “içlerinden çok ünlü bazıları”, futbolculuk yıllarında “kendilerini nasıl yerlere atıp, takımlarına penaltı ya da serbest vuruş kazandırdıklarını unutup”, Burak’a çok ağır eleştirileri art arda dizerek, kolay reyting peşine düşmüşlerdir!.. Galatasaraylı yönetici ve yorumcuların bazıları da “onlarla beraber” kıyameti koparıyorlar; “Efendim, Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar yapmadılar mı?.. Burak o takımlarda oynarken yapmadı mı; niye şimdi kıyamet koparılıyor?” Bu kıyamet koparıcıların içlerinde, “çetele bile tutup” yığınla örnek verenler var!.. Ey, “Galatasaray yöneticisiyim” diyenler, ey “Galatasaraylıyım” diyen taraftarlar; yazarlar / çizerler işte orada durun; “Neden kıyamet koparıldığını” anlamadıysanız, “yeniden” düşünün ve anlayın!.. Galatasaraylı, “Başka takımlarda yapılırsa kıyamet kopmaz, ama Galatasaray’da yapılırsa kıyamet kopar; zira Galatasaray diğerlerinden farklıdır” diye düşünmelidir; “iş Galatasaray’ın başına gelince” kıyamet koparılmasına öfkeleneceğine, koparılmasından gurur duymalıdır!.. Ben, olaylara “böyle” bakarım; tıpkı geçmişte “penaltı aldatmacalarında” Arifleri ve Arifleşenleri, “hakemlerin yakasına yapışan ve tüküren” Hagileri ve Hagileşenleri eleştirdiğim gibi, bugün de, yarın da Burak’ları ve Buraklaşanları, Enginleri ve Enginleşenleri, “olaylara bu pencereden bakarak” eleştirmeye devam edeceğim!.. >> Üç B!.. Voleybolda “genç” kızlarımızın başarışına bir bakın, bir de “12 Dev Adam” diyerek övündüğümüz Basketbol A Milli takımımızın perişan durumuna!.. “Çoğunluğu gencecik basketbolculardan kurulu” Çek takımından 18 sayı fark yiyen “Turgay Demirel / Tanjeviç” patentli takıma!.. Hiç yüzleri kızarmadan, “mazeretler uyduruyorlar, bahaneler buluyorlar!..” Başbakan’ın “28.5 trilyonluk ödülünü bol kepçe ona buna dağıtırken” iyi, ama “böylesi” bir rezalete “bir kuruşluk” itibari ceza bile yok; bahanenin, mazeretin bini bir para!.. Bakınız, “Basketbolun imkânları, Voleybol Federasyonu’nun elinde olsaydı”, Türk takımları, bıraktım Avrupa’yı, dünya zirvelerinden inmezdi!.. Basketbolumuzu ise, “bir Çek salonunda paspas gibi yerlerde süründürenler” hâlâ baş tacı!.. Neden; zira “basketbolumuzda hesap sorulamayan, hesap da vermeyen” bir “lâyusel” var; yazıklar olsun!.. Şimdi diyeceksiniz ki; “Bunları anladık, ama başlıktaki ‘3 B’ nedir?..” Ben de cevaplayacağım; “Başı Boş Basketbolumuz!..” >> İki tavsiye!.. Galatasaray forvetlerini “kaçırdıkları gol fırsatları sebebi ile” yerden yere vuran arkadaşlarıma, İspanya Süper Kupası maçının ikinci yarısında Real Madrid ve Barcelonalı futbolcuların “neler kaçırdıklarını” görmeleri için bu karşılaşmayı banttan tekrar tekrar izlemelerini tavsiye ederim!.. Bir tavsiyem de, “Fenerbahçe ile oynayacak” takımlara; “eğer yenilmemek istiyorlarsa”, Fenerbahçe maçlarında “tez elden 10 kişi kalsınlar”; üst üste Galatasaray, Elazığspor ve Spartak Moskova maçları gösterdi ki sarı-lacivertliler “10 kişi kalan takımları” yenemiyor!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108518
    % -0.49
  • 3.8438
    % 0.16
  • 4.5151
    % 0.22
  • 5.1272
    % 0.07
  • 153.448
    % -0.29
 
 
 
 
 
KAPAT