BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihî eserlerin restorasyonu için eleman nasıl yetişecek?

Tarihî eserlerin restorasyonu için eleman nasıl yetişecek?

Son on senedir ülkedeki tarihî eserlerin restorasyonu hızla devam ediyor. Birçok il ve ilçedeki tarihî eserler sanki çiçek açtılar. İşim icabı bu eserlerle iç içe mesai yapmaktayım. Yapılan çalışmaları da yakından görmekteyim. Ekim 2012 başında toplanacak “camilerin mimarisi ile ilgili uluslararası toplantı”ya belki faydası olur ümidiyle bu yazıyı kaleme aldım...



Son on senedir ülkedeki tarihî eserlerin restorasyonu hızla devam ediyor. Birçok il ve ilçedeki tarihî eserler sanki çiçek açtılar. İşim icabı bu eserlerle iç içe mesai yapmaktayım. Yapılan çalışmaları da yakından görmekteyim. Ekim 2012 başında toplanacak “camilerin mimarisi ile ilgili uluslararası toplantı”ya belki faydası olur ümidiyle bu yazıyı kaleme aldım... Yeni inşa edilen camilerin dış görünüşleri ile iç elemanlarında; tarihî görüntüden çok uzak olduğunu görüyorum. Sanki bazı sanatçıların, değişik görüntülü saç stili ve makyajlarıyla imaj yapmaları gibi; eskiye benzemesin de, nasıl olursa olsun anlayışıyla birçok şeylere benzetilen camiler inşa ediliyor... Bildiğim kadarıyla, kubbe mimarisi dünyanın en sağlam sistemidir. Miladi 1000’li senelerde inşa edilen Lusinyan eserlerinde, beşik tonoz ve sivri kemer yayılmaya çalışıldıysa da; kavisli mimarinin sağlamlığı ve estetiği tartışılamaz... Olur olmaz planlarla yapılan camilerde, çökme kazalarını beklemek olumsuz bir bakış değildir. On senedir bu sütunlarda yazıyorum: Tarihî eserlerin hemen hepsi taş mimaridir. Üniversitelerimizde “beton mimari mühendis ve mimarları” mezun ediliyor. Restorasyonlarda her şantiyenin şefleri beton mimari mezunu. Vakıflar Genel Müdürlüğüne, kanunla yetki verilerek; “Tarihî Eserler Üniversitesi” kurulmalıdır. Bu üniversitede; taş ve ahşap mimari, hat ve tezhip, minare uzmanı mühendis ve mimarlar yetiştirilmeli. Bundan böyle; restorasyon ekipleri böyle diploma ve uzmanlığı olan elemanlarca yapılmalı. Aksi halde mevcut tarihî eserlerimizi 50 sene içinde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Bu sese ilgililerin kulak vermesini bekliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT