BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adamına göre muamele

Adamına göre muamele

1930’lu yıllar. Kâzım Dirik İzmir valisi. Bir gün Balçova muhtarı, valinin huzuruna çıkıp der ki: -Bizim köyün meydanını güzelleştirmek ve genişletmek istiyorum. Aman bana bir yardım. Vali, bu arzuya sevinir:



1930’lu yıllar. Kâzım Dirik İzmir valisi. Bir gün Balçova muhtarı, valinin huzuruna çıkıp der ki: -Bizim köyün meydanını güzelleştirmek ve genişletmek istiyorum. Aman bana bir yardım. Vali, bu arzuya sevinir: -Tamam, der. Ve hemen haftasında gerekli malzemeleri Balçova ortasına yığar. Malzeme validen, çalışma muhtardan ve köylülerden. * * * Aylar geçer, hiç faaliyet yoktur. Malzemeler konduğu yerde ıslanıp kuruyup durmaktadır ki, bir gün vali Kâzım Dirik, ansızın, elinde sopa gibi bir bastonla Balçova’ya gidip muhtarı yaka paça inşaat mahalline getirtir. Bağıra çağıra azarlar: -Bir ay içinde bu iş bitmezse, bir bitmezse, Balçovalılar önünde seni bu baston ile evire çevire döveceğim. * * * Sonuç: Bir aya varmaz, meydan tamamlanır. Bu hâtıra, muhterem Şeref Üsküp Beyefendi’nin İzmir, “Hür Efe” gazetesinden alındı. İyi de niye alındı, söyleyeyim. Artık bu devirde eli sopalı valiler, milletvekilleri, başbakanlar yok. 1930’lara yakışan uygulamaları bugünün aklı ve hükmüyle değerlendirip tenkîd edemeyiz. 1930’ların döneme has mûsıkisi, dinlenmesi, edebiyatı, politikası, kıt kanaat yaşaması varsa; kendine özgü âdetleri, aceleciliği, yöntemleri de var. E, öyle de olacaktır. * * * Bir de “Adamına göre” davranışlar biliriz ki, yerindedir. 1960’lı yıllarda eski polis muhabiri Orhan Deliorman dostum anlatmıştı. Çok kibar, İstanbul’a henüz gelmiş bir komserle Beyazıt’ta dolaşırlarken bir hırsızlık olayıyla karşılaşmışlar. Komser, kaçmaya hazırlanan hırsıza: -Lütfen durur musunuz, ben komserim! îkazıyle seslenince hırsız: -Hadi oradan, deyip, tam fırlayıp gidiyorken, Orhan: -Dur ulan pis herif! diye bağırmış. Beş adım sonra zınk diye durmuş hırsız. * * * İşte böyle... Zamanlar, kendi nükteleri; kişiler kendi alışkanlıklarıyle yanyana. Balçova muhtarına Kâzım Dirik’ler, Beyazıt hırsızına “Dur ulan” öfkeli bağırıcılar yakışıyor. Eğer, yakışmazı yaparsanız; mevkiiniz zedelenir, adalet yaralanır, sonuçta ülke kaybeder. * * * “Adamına göre muamele” tâbirinde yanlışlıklar aramayalım, haksızlık olur. Dönemine uyan, yerine yakışan siyâset ise, hiç de ayıplanacak bir tutum sayılmaz. Şoförler derneğinde Tao felsefesinden sözetmek; baklavacılara, albatros kuşlarının gece uçuşlarını öğretmek mârifet değildir. Kimse sizi dinlemez. * * * Diyorum, bir daha düşünüyorum... Acep, Kâzım Dirik gibi karakterlere zaman zaman ihtiyaç duymalı mıyız?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT