BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Özal dosyası

Özal dosyası

Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın kabri açıldı.. “Allah, kabir rahatlığı versin” diye bir dua vardır. Bu haberden sonra aklımıza hep bu dua geldi. Merhum rahatsız edilmiş olabilir.



Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın kabri açıldı.. “Allah, kabir rahatlığı versin” diye bir dua vardır. Bu haberden sonra aklımıza hep bu dua geldi. Merhum rahatsız edilmiş olabilir. Ama yetkililer de buna mecburdu. Zira ilk günden beri suikast iddiası gündemdedir. Öldüğü esnada Çankaya Köşkünde doktor da ambulans da yoktur. GATA’ya giderken aniden karar değiştirilerek Hacettepe hastanesine gidilmiştir vs. 1997 veya 98’di bu mesele yine gündemdeydi. Korkut Özal suikast ihtimali üzerinde duruyordu. Biz de o sırada TGRT’de program yapıyorduk. Davet ettik fakat programda suikaste dair esaslı bir şey söyleyemedi. Gerçekleri açıklamaktan mı çekindi, bildikleri o kadar mıydı bilmiyoruz. Keza Özal ailesi de bu güne kadar bu konuda çok fazla bir iddia dile getirmedi. Hakikaten ortada bir muamma vardı. Şimdi o muamma aydınlanacak. Adli Tıbbın raporunu açıklamasıyla suikast olup olmadığı anlaşılacak. “Suikast” denirse bunun zehirlenme mi başka türlü bir suikast mi olduğu açıklanacaktır. Hatta bu suikastin tarihi de yaklaşık olarak ifade edilebilir. Suikast değilse mesele yok. Fakat suikast ise ondan sonra ne olacaktır? Devamı artık adliyenin işi olacak, bu defa da Özal Dosyası açılacaktır. Herhalde elde edilen tıbbi veriler, şüphelerin derinleştirilmesi, şahitlerin dinlenmesiyle bir ipucu bulunacaktır. İp ucu bulununca hiç belli olmaz vak’a çorap söküğü gibi gelebilir. Aksi, de olabilir. Suikast tesbit edilir fakat bütün araştırmalara rağmen bir neticeye gidilemeyerek bir kaç sene sonra dosya kapanabilir de. Özal’ın naaşı, salı günü İstabul sokaklarındaydı. Ancak öyle inanıyoruz ki ruhu cennetteydi. Mümkündür ki bu netice dahi derecesinin artmasına sebep olmuştur. Başlangıçtaki şüphelere gelince. Doktor olmaması, ambulans, bulunamaması vs. O sırada Adriyatikten Çin seddine kadar diyerek bazı devletleri kızdırmıştı. Sovyetlerin dağılmasıyla çok sayıda ajan da işsiz kalmıştı. Ne var ki onların boş sahada top koşturur gibi Çankaya’da her şeye hakim olmalarını da kabul etmek pek mantıki değil. Onlardan ziyade Ergenekoncuların olma ihtimali daha yüksek. Bu anlamda Ecevit’in de dosyası açılmalı. Eğer Bülent Ecevit hastaneden kaçırılmasaydı ölüyordu. Her nefs ölümü tadacaktır. Ölüm şu veya bu yolla gelmekte. Önemli olan, şerefli bir sondur. Turgut Özal, hangi zahiri sebeple ölmüş olursa olsun neticede şerefiyle öldü. Şayet suikast yapılmışsa suikastçilerin hiç biri, hiç bir zaman hiç bir yerde hayırla anılmayacaktır. Turgut Özal ise dualarda yaşamakta. Özal gelmeseydi, Erdoğan doğmazdı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT