BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kız, babayı severmiş...

Kız, babayı severmiş...

Babası, kızının çalışma talebinden bıkıp usanmıştı. Yabancı bir aktrise ikizi kadar benzeyen on dokuz yaşındaki tek evlâdı, Emine’si, liseyi bitirip Açık Öğretim’e yazıldıktan sonra, “İş bulup, gündüzleri çalışmak istiyorum” diye tutturmuştu.



Babası, kızının çalışma talebinden bıkıp usanmıştı. Yabancı bir aktrise ikizi kadar benzeyen on dokuz yaşındaki tek evlâdı, Emine’si, liseyi bitirip Açık Öğretim’e yazıldıktan sonra, “İş bulup, gündüzleri çalışmak istiyorum” diye tutturmuştu. Mehmet Amca “kızına güveniyordu ama çevreye güvenmiyordu.” Mesleksiz bir genç kız olarak, bu zamanda nerede, kimin yanında, nasıl çalışılırdı? Baba Mehmet Amca İstanbul’a yakın bir ilçede, TCDD’de (demiryollarında) bilet gişesinde memur, anne ise ev hanımıydı. *** İkide bir, yolcu salonuna bakan pencerenin altındaki küçük bölmeden para uzatıp bilet isteyenler konuşmalarını kesintiye uğratıyordu ama babası kızına dönüp sordu: - Diyelim ki izin verdim, nerede çalışacaksın? - Bilmiyorum baba, bakacağım. Burada olmazsa İstanbul’da... Üç adım yer... Trenle gider gelirim. Baba, kredi kartının bonus puanlarıyla “bedavaya” aldığı yeni saatinin kaç olduğunu seçmek için ışığa tuttu, sonra kızına döndü: - Sen şimdi eve git kızım, akşam gelince konuşuruz. Merak etme, hallederiz. Söz veriyorum. Hadi. Kızı hızlı adımlarla demiryolları lojmanlarındaki evlerine doğru yürüdü. *** Emine, babasının izin vermesinden sonra, çok büyük bir şans eseri, kendi evlerinin çaprazındaki pastanede işe başladı. Üstelik pastane sahibi onu bizzat çağırmıştı, “Çalışmak istersen, bir kasa görevlisine ihtiyacım var” diyerek. *** Emine pastanede çalışmaya başlayalı iki kez maaş almıştı ama ne annesine, ne de babasına bir kuruş bile göstermemişti. Baba, gece yatakta bu konuda sitemli bir iki cümle söyleyince, karısı, kızını savundu: - Öyle deme, kız iyi niyetli. “Zaten aldığım dört yüz lira. İleride size yük olmamak için bankaya yatırıyorum anne. Ben ölsem babamdan para isteyemem, biliyorsun” dedi bana. Ben annesi olarak ondan para mara istemiyorum, varsın biriktirsin. - Benim de gözüm yok. Derdim para değil hanım. Kızımın “paracı” tutumu parasından daha önemli... Enver Ağabeyim hep derdi ki, “Çocuklarınıza vermeyi öğretin, almayı nasıl olsa öğrenirler.” - Neyse, iyi geceler, sabah erken gideceksin. Kocası yutkundu, sağına döndü: - İyi geceler. Bir an için tekrar karısına dönüp şöyle demek istedi: “Pastanenin sahibi Yakup Usta’ya ben rica ettim, yeter ki kızım gözümüzün önünde olsun, maaşını ben vereceğim diye... Adam zaten zarar ediyor, Emine’ye maaş mı verir? Bin altı yüz elli lira aylığımın dört yüz lirası kızıma feda olsun. Ama...” Vazgeçti.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT