BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayram belgeseli

Bayram belgeseli

Neyşınıl Ceyogrefik kanalı bu hafta Şekeryiyoz’ları konu ediyor. Dış ses; hayat felsefesi “bütün gazozları içmeliyim, tüm şekerleri yemeliyim” olan minik canlıların şeker, madlen ve kağıtlı çikolata dolu serüveni...



Neyşınıl Ceyogrefik kanalı bu hafta Şekeryiyoz’ları konu ediyor. Dış ses; hayat felsefesi “bütün gazozları içmeliyim, tüm şekerleri yemeliyim” olan minik canlıların şeker, madlen ve kağıtlı çikolata dolu serüveni... Bayramlarda doğaya salıverilen Şekeryiyoz’lar tüm güçleriyle kapı yumruklayıp zil çalar, el öpüp şeker toplarlar. Şekeryiyoz’lar, gruplar halinde bir araya gelip il ve ilçe sınırlarındaki tüm evleri bayramlamak niyetindedir. Kuyrukları “dümen” görevi görür. Ayh pardon, o timsah belgeselindeydi. Kimi şekerleri koymak için ceplerini kullanır, kimi bir poşete doldurur, kimi de çuval taşır yanında... İşte, ufak bir grup güne başlıyor. İlk olarak zili çalıyorlar... Zırrnn! (kamera zomlar) “olum bi kere basıp evde yoklar deme çok bas, duymuyorlar!” ...şıngır mıngır... koro; “iyi bayramlarrrr” Uzatılan kase ‘şeker’ doludur. Yanında lokum olur, badem şekeri olur, bilmemneli draje olur... Sütlüsü kraldır. Ancak vahşi doğada Şekeryiyoz’lar için tehlikeler de vardır. Kâsede Arena baskınını bekleyen sahte çikolatalar, bayat bonbonlar da olabilir. Dikkat edilmelidir... Evde yokmuş süsü verenler, geri püskürtmek için ucu burulmuş dandik şekerler ve hatta toz şeker ikram edenler olabilir. Ancak bu ve benzeri hareketler Şekeryiyoz’ların nefretini besler. İkramcının paspası ıslatılabilir, ayakkabıları merdiven boşluğuna yol alabilir, arabasının kaputuna altıgen çizilebilir... Şekeryiyoz’ların geneli bayramlıklarını ve ‘en uslu’ ifadelerini giyip kapıya gelirken bazıları vahşidir. İşi ticarete dökmüş, bayramınızı bile mübareklemeden avuçlar şekerliğin içindedir. En dikkat çekici olanlar ise; bu vahşi arsız gruba nasıl karıştığı meçhul mini mini kız çocukları... Ağabeylerinin ablalarının peşine takılmış bu gariban, sıklıkla “hızlı yürü” azarıyla tartaklanıp, “yine mi yoruldun?” “ne geldin ki peşimizden?” şeklinde kötü muameleye maruz kalır. Şekerleri de grupça gasbedilecektir... Bu travmayla, büyüdüklerinde bayramlaşmaya gittiği evden “çocuğa da alayım” cümlesiyle ekstra şeker toplayacak, mevlit sonrası lokumları, kına gecesinden de kuruyemişi eve getirecektir... Ekranda kayan yazı: Yıl 2012. Artık maalesef Şekeryiyoz’ların nesli tükenmekte, şekerler para etmemektedir. Ben zaten önceden beri şu ‘mendil-çorap’ olayını da hiç sevmemiştim. Hatta hanım hanımcık teşekkür ederken çorabı kafasına geçirip mendili boğazına tıkmak isterdim... eskiden... ama şimdi büyüdüm... Şekerleri sağ yanağıma doldurmuş halde derim ki; “hııffthh, bayram çocuklarına harçlık verin! Elinizi vicdanınıza koyun, azıcık empati kurun. Sen akşama kadar sokak sokak gez, kapı kapı dolaş, yüzlerce merdiven in çık “senin de, yavrum. Al şeker” Bu ne yaa?! Para verin para... > Ninem diyor ki... Olanın, olmayana borcu vardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT