BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mağara cennetiyiz

Mağara cennetiyiz

Doğanın en gizemli bölümünü meydana getiren mağaralar, her yıl on binlerce turistin ilgi odağını oluşturuyor. Türkiye’de ise doğal mağara sayısının 40 bin civarında olduğu düşünülüyor.



Sevgili Okurlar, Milyonlarca yıllık bir süreçte yavaş yavaş oluşmuş mağaralar soğuktan, yağışlardan ve vahşi hayvanların saldırılarından korunmak için ilk insanların barınağı olmuş çok özel yeryüzü formasyonlarıdır. Günümüzde henüz keşfedilmemiş çok sayıda mağaranın mevcut olduğu tahmin ediliyor. Mağara Bilimi, Speoloji olarak adlandırılır. Yurdumuzda da bu konuda çok ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Ülkemizin yüzeyini kaplayan toprağın neredeyse yarıya yakın bölümü karbonat ve sülfatlı kayaçlarla kaplıdır. Bu tarz karstlaşmaya (Kireçtaşının karbondioksitli sularla erimesi) uygun alanların genişliği bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaktayız. Türkiye’de doğal mağara sayısının 40.000 civarında olduğu düşünülmektedir. Mağaralar, tavandan sarkan Sarkıtlar (Stalaktit), zeminden yükselen Dikitler (Stalagmit) ve bembeyaz çiçek, yaprak ve inci motiflerini andıran ilginç şekillerle adeta insanı bir masal âlemine sürüklemektedir. Bu oluşumlar kireçtaşının mevcut olduğu bölgelerde meydana gelmektedir. Kireçtaşı ‘kalsit‘ olarak bilinen mineraldir ve bol miktarda kalsiyumkarbonat içerir. Doğal Mağaralar; karbonatlı (kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı, konglomera ve kumtaşı), sülfatlı (cips) ve klorürlü (tuz) ana kayaların fiziksel ve kimyasal etkenlerle yer altı suları tarafından aşındırılmaları sonucu oluşur. Bu kayalara düşen karbondioksitli (CO2) sular toprak ve kaya çatlaklarından geçerken Karbonik Asite (H2CO3)dönüşür. Karstik mağaraların oluşumu bu asitin geçtiği kaya kesitlerini zamanla eritmesi sonucu meydana gelir. Bu durmaksızın devam eden süreç için binlerce yıl gereklidir. Mağaranın tavanından damlayan su, her damla arasında birkaç saniye tavanda asılı kalır. Bu sırada hafif bir buharlaşma meydana gelir, damla zemine düşerken geride çok az miktarda kalsiyumkarbonatı tavanda bırakır. Yüzlerce yıl içinde bu kalsiyumkarbonat birikimleri sarkıtları oluşturmaktadır. Aynı şekilde yere düşen damlacıklar da zamanla dikitleri ortaya çıkarmaktadır. Uzun bir süreçte sarkıt ve dikitler birleşerek sütun veya kolon haline dönüşebilmektedir. Hatta bu birleşme sonucu mağarada dar ağızlı geçitlerle bölünmüş birçok odacık gelişebilir. Yeryüzünden mağaralara ulaşan bu asitli sular, özelliklerini atmosferden, topraktaki canlı atıklarından, kükürtdioksit ve bitki çürüklerinden ortama yayılan karbondioksitten alır. İnsanlık tarihinin hafızaları Binlerce yıllık geçmişi bulunan bazı mağaralar, duvarlarına çizilen insan ve hayvan figürleriyle insanlık tarihine ışık tutuyor. Fransa’daki Lascoux Mağarasındakiler görsel iletişimin ilk örnekleri kabul ediliyor. İlk insan topluluklarının sığınağı olan mağaralar çoğu zaman besin ve avlanma arayışı ile bir müddet için bırakılırdı. Göçebe hayatı süren insanlar bu şekilde kısıtlı da olsa değişik bölgelere yayılmışlardır. Hakkari ilimizin güneybatısında Irak toprakları içinde yer alan Şanidar mağarasının 100 bin yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Bu mağarada birçok insan iskeleti ve dini törenlerde kullanılmış olan çiçek kalıntıları bulunmuştur. Antalya ilimizde mevcut Karain mağarasının da en az 50.000 yıl önce zamanın insanları tarafından kullanıldığı biliniyor. Diğer taraftan mağara duvarlarına çizilip boyanmış insan ve hayvan motifleri de binlerce yıl bozulmadan kalarak günümüze ulaşmış bulunmakta ve izleyenleri hayran bırakmaktadır. En ünlülerinden biri ispanya’daki Altamira mağarasındaki boğa resimleridir. Ayrıca Fransa’nın Lascoux mağarasında bulunan duvar resimleri görsel iletişimin ilk örnekleri olarak kabul ediliyor. İnsanoğlu yüz binlerce yıllık yaşam serüveninde büyük mücadeleler vererek bugünkü çağdaş seviyeye adım adım ulaşabilmiştir. Tarih öncesinden edindiğimiz bulgular ilk insanların sanata olan bağlılığını ve başarısını açıkça göstermektedir. Bu yönden ülkemiz toprakları, içinde barındırdığı tarihsel zenginliklerle paha biçilmez değere sahiptir. Onları korumak ve gelecek nesillere aktarmak yurttaşlık görevimiz olmalıdır. Mübarek Kurban Bayramı ile Cumhuriyet Bayramınızı en iyi dileklerimle kutluyor, sevdiklerinizle nice bayramlara sağlık ve mutluluk içinde ulaşmanızı diliyorum. Sevgiyle kalın. Fransa’daki Lascoux mağarasında bulunan figürler... Karaca Mağarası (Gümüşhane) Nerelerdeler? En uzunu Konya’da en derini Mersin’de Beyşehir’deki Pınargözü mağarası 16 km uzunluğunda, Anamur’daki Peynirlik Düdeni ise -1445 metre derinliğinde... Değerli Okurlar, ülkemizdeki mağaraların büyük bir bölümü, Batı ve Orta Toros Dağlarında (Muğla-Adana) arasında yer alır. En uzun mağaramız Beyşehir Gölünün batısındaki 16 kilometre uzunluğa ulaşan Pınargözü mağarasıdır. En derin mağaramız ise Anamur yakınında bulunan Peynirlik Düdenidir (-1445 metre). Turizme açılmış bulunan mağaralarımızda birkaç örnek vermek isterim: > Narlıkuyu (Dilek) Mağarası(Silifke-Mersin) > Dim Mağarası (Alanya-Antalya) > Zindan Mağarası (Aksu-Isparta) > Ballıca Mağarası (Pazar-Tokat) > Karaca Mağarası (Gümüşhane) > Mencilis Mağarası (Karabük) > İnsuyu Mağarası (Burdur) > Zeytintaş Mağarası (Serik-Antalya) > Damlataş Mağarası (Alanya-Antalya) > Dupnisa Mağarası (Kırklareli) > Gökgöl Mağarası (Zonguldak) ÜLKEMİZDE DE VAR Donmuş akarsu mağaraları Buz mağaraları, dünyadaki en güzel görüntüye sahip mağaraları oluşturur. En görkemlisi Avusturya’nın Salzburg şehri yakınında bulunan buz ma-ğarasıdır. Milyonlarca yıl önce yeryüzü ikliminin günümüzden daha sıcak olduğu zamanlarda, yer altı nehirleri sert kaya aralıklarından kireçtaşı yüklü dağları aşarlardı. Bu arada oluşan mağaralardan bazıları yeryüzü hareketleriyle günümüzde kar sınırının üzerine ulaştı. Daha sonra gelen buzul dönemleriyle bu mağaralardaki akarsular donarak buz mağaralarını meydana getirdi. Bu mağaralardaki buzdan sarkıt ve dikitler sanki kristalden yapılmış gibi göz alıcı bir şekilde izleyenlerde hayranlık uyandırmaktadır. Ülkemizde de buz mağaraları mevcut olup, en önemlileri Afyon-Konya arasında, Sultandağlarında bulunan Buzluk Mağarası ve Bayburt’taki Helva Köyü ve Çimağıl Buz Mağaralarıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT