BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyadan başka yaşanacak yer yok

Dünyadan başka yaşanacak yer yok

İNSANOĞLU, dünya dışında hayat olup olmadığını hep merak etmiştir. Yıllardır uydu ve gezegenleri gözlemlemiş, yaşam için umut aramıştır. MERKÜR, Venüs ve Mars konumları itibariyle dünyamıza en yakın gezegenler olup yüzyıllardır insanoğlunun ilgi odağını oluşturuyorlar



Sevgili okurlar, Bu hafta size yakınımızda bulunan diğer gezegenleri tanıtmak istiyorum. Bu güzel dünyamızda yaşamımızı mutlulukla devam ettirme gayreti içinde olmalıyız, çünkü gidebileceğimiz başka yaşanabilir bir dünya bulabilmemiz ne yazık ki mümkün gözükmüyor. Bu üç gezegenin özelliklerini tanıtabilmek için, yeryüzünün de bazı bilgilerini vermek yerinde olacaktır diye düşünüyorum. MERKÜR Çok eskilerden itibaren tanınan, Güneş’e en yakın ve en içte bulunan gezegen. Koruyucu bir atmosfere sahip değil. Aşırı güneş ışınlarına maruz yüzeyi taşlık bir kütle. Mariner 10 ve Messenger uzay araçları bu gezegen hakkında dünyamıza çok değerli bilgiler gönderdiler. Yüzey bölümü tamamen krater çukurlarıyla kaplanmış, görünüşü bizim uydumuz olan Ay'ı andırıyor. Hayat şartlarının oluşması için hiçbir düzene sahip değil. Gezegenle ilgili elde edilen bilgilerden milyonlarca yıl önce Güneş Sisteminin dışından gelen büyük bir Asteroid veya Kuyruklu Yıldızın Merkür'e çarptığı tahmin ediliyor ve bunun delili olarak büyük bir krater olan "Caloris Çukuru" ve kenarındaki 1300 km'lik sıradağlar dizisi gösteriliyor. Bu derece olumsuz koşulları olan bir gezegene insanoğlunun bir gün ayak basması mümkün gözükmüyor. VENÜS Bu gezegen de asırlardır Astronom'ların ilgi odağını oluşturmuştur. Sabah ve akşamları gökyüzünde parlayan yıldız birçokları için ilham kaynağı teşkil etmiştir. Çok yoğun bir atmosferi mevcut olup, çoğunluğu karbondioksitten oluşmuştur. Büyüklüğü de aşağı yukarı yeryüzüne yakındır. Güneşe fazla uzak olmayışı bir zamanlar Venüs'te hayat olduğuna dair inancın gelişmesine imkan sağlamıştır. Ancak çevresine gönderilen birçok uzay aracı yüzeyin devamlı +480 derece sıcaklıkta olduğunu ve bu durumda hiçbir canlının yaşamasına imkan bulunamayacağını ortaya çıkarmıştır. Yüzey şekillerini uzaktan resimlemek veya dünyadan teleskoplarla gezegeni izlemek ne yazık ki aşırı kalın ve devamlı bir sis örtüsüyle kaplı atmosferi sebebiyle mümkün olamamıştır. Sadece o zamanki Sovyet Uzay Sondası Venera yüzeyden birkaç resim gönderebilmiştir. Venüs'ün yüzey şekilleri radar ölçümleriyle sağlanabilmiştir. En önemli yüzey detayları Amerikan Uzay Sondası Pioneer 1 tarafından tanımlanabilmiştir. Yüzeyden 10.000 metre yüksekliğe ulaşan kıtalar ve çok derin vadiler tespit edilebilmiştir. Çok uzun zaman önce Venüs yüzeyinde büyük alanları kapsayan okyanusların mevcudiyeti düşünülmekte ancak sonraları bu denizlerin buharlaşarak yok oldukları sanılmaktadır. En önemli Radar görüntülerini Magellan Uzay Sondası göndermiş ve çeşitli volkan aktiviteleri bu şekilde resimlenebilmiştir. Şu anda Avrupa menşeli uzay sondası Ekspres Venüs atmosferi ve yanardağ faaliyetlerini araştırmaktadır. Filmlere bile konu olan Dünya dışında yaşam için Ay ve Mars’ta koloniler hayal edilmişti. MARS Kırmızı gezegen Mars, geçmişte dünya dışı canlıların var olabileceğine neredeyse kesin gözle bakılan komşumuzdu. 1877 senesinde İtalyan Astronom Schiaparelli Mars yüzeyinde gezegen sakinlerinin yaptığı su kanalları gördüğünü iddia etmişti. Ancak daha sonraları bunun bir göz aldanması olduğu anlaşıldı. Mars'ın çok ince bir karbondioksit tabakasından oluşmuş atmosferi bulunduğu biliniyor. Bu nedenle uzaydan gelen tehlikeli ışınlar için bir korunak mevcut değil. Hava basıncının azlığı sıvı haldeki suya imkan vermiyor, sadece kutup bölgelerinde buz ve su buharı oluşabiliyor. Ortalama sıcaklığı eksi 23 santigrad, fakat eksi 100 santigradın altında da sıcaklıklar ölçülüyor. Uzay araçları Mariner 4 ve 7 Mars'tan çok net resimleri Dünya'ya ulaştırdılar. Mariner 9 ise ilk Mars Sateliti olarak gezegenin tam haritasını çıkardı. Bugün bu kırmızı gezegende 25 km. yüksekliğe ulaşan volkanlar, çok derin uçurumlar ve kurumuş nehir yatakları olduğunun bilgisine sahibiz. Geçmişte uygun atmosfer koşullarında su kaynaklarının bulunmuş olabileceği var sayılıyor. Kutup bölgelerindeki donmuş alan kış aylarında büyümekte, yaz gelince de azalarak buz ve karbonik asit birikimleri, erimeden buharlaşmaktadır. Mars gezegeni de Dünyamız gibi eğik bir açıyla güneş etrafında dönmekte ve mevsimler oluşmaktadır. En önemli aşama Gezegenin yüzeyine Viking 1 ve 2 Sonda'larının iniş yapmalarıyla gerçekleşmiştir. Alınan toprak nümunelerinde ne yazık ki hiçbir hayat izine ve organik maddeye rastlanılmamıştır. Sadece yüzeyin yüksek miktarda demir cevheri içerdiği, demiroksit'in ince bir toz tabakası hâlinde gezegeni kapladığı ve bundan dolayı tipik kırmızı yüzey görüntülerinin meydana geldiği anlaşılmıştır. Araştırmalar geçmişte atmosferinin çok daha kalın olduğunu gösteriyor olması sebebiyle sera- efektinin o zamanlar daha sıcak bir ortam oluşturduğunu, nehir ve göllerin mevcut bulunabileceği, bu durumda yaşam koşullarının gelişmiş olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ancak,günümüzde kırmızı Planet Mars sadece yaşam mevcut olmayan bir taş ve toz dünyasıdır. Gezegenin iki küçük uydusu bulunmaktadır. Phobos 27 km. uzunluğunda olup Mars etrafındaki dönüşünü 7.5 saatte, ikinci Uydu Deimos ise 15 km. uzunluğunda olup, turunu 30 saatte tamamlamaktadır. Değerli Okurlar, Görüldüğü üzere, güneşe yakın hayatın oluştuğu, yaşam koşullarının elverişli bulunduğu tek gezegenin dünyamız olduğu bir gerçektir. Biz insanlar ise, en mükemmel varlıklar olmamıza rağmen birbirimizi yok etme çabasını sürdürmekteyiz. Uzaydan bakıldığında küçücük bir mavi top olarak görünen dünyamızda bugün yedi milyarı aşmış bulunan insan nüfusu sonu gelmez üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla yaşam mücadelesi içinde bulunmaktadır. Biraz gayretle, sevgi ve saygıyla birbirimizi kucaklayıp, sorunlarımızı hoşgörüyle çözümlemeye çalışmalıyız. Mutluluğu tatmanın yegane yolu onu paylaşmaktır. Bu duygular içinde, hepinize sağlıklı, güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum. UZMANLAR UYARDI Tarım ilaçları Eğirdir Gölü'nü kirletiyor! Isparta İl Genel Meclisi'nin hazırlattığı raporda "Zirai mücadele ilaçları ve kimyasal gübrelerin tehdidi altındaki Eğirdir Gölü'nde kısa zamanda radikal kararlar alınmazsa göl suyunun içme suyu olarak kullanımı imkansız hâle gelecektir" denildi. Süleyman Demirel Üniversitesi'nden uzmanların hazırladığı raporda, göl çevresindeki tarımsal alanlarda kullanılan zirai mücadele ilaçları ve kimyasal gübrelerin suyu kirlettiğine dikkat çekildi. Raporda "Eğirdir Gölü sadece Isparta'ya değil gelecekte Türkiye'ye lazım olan bir göldür. O yüzden göl, ülkesel bir proje ile tedbirler paketi hazırlanarak korunmalıdır" denildi. AA Çalışmayı Sinop Şube Müdürü Fatma Karahan tanıttı. ÇALIŞMA 4 YIL SÜRDÜ Sinop'ta 289 kuş türü tespit edildi 2007-2010 yılları arasında Sinop’ta yapılan gözlemlerde tespit edilen kuş türleri “Sinop Kuşları” adlı kitapta toplandı Orman ve Su İşleri Bakanlığı Sinop İl Şube Müdürlüğü tarafından 2007-2010 yılları arasında yapılan gözlemler sonucunda bölgede 289 kuş türü tespit edildi. Belirlenen kuş türleri "Sinop Kuşları" adlı bir kitapta toplandı. Orman ve Su İşleri Sinop Şube Müdürü Fatma Karahan, kitap ve yürüttükleri çalışma hakkında bilgi verdi. Türkiye genelinde yaklaşık 466 kuş türü olduğuna işaret eden Fatma Karahan, Türkiye'deki türlerin yarısından fazlasının Sinop'ta bulunduğuna dikkat çekti. Boyabat ilçesinde görülen ve "Küçük Akbaba" olarak da bilinen "Beyaz Akbaba"yı tanıtmak için eğitim çalışmaları başlattıklarını söyleyen Karahan, "Afişler ve broşürler hazırlayıp bölgede Beyaz Akbaba’nın sahiplenilmesini sağlayacağız. Böylece zengin kuş türüne sahip olan Sinop, kuş turizmi açısından da önemli bir bölge konumuna gelecek" dedi. AA Proje kapsamında okullara 100 bin atık kutusu dağıtıldı. ÇEVRECİ ÖĞRENCİLER Miniklerden 12 bin ağacı kesilmekten kurtaracak proje Osmaniye Hoşgörü Eğitim Kurumları ile Zambak Yayın Grubu tarafından okullarda "Atık Kâğıtları Toplama ve Değerlendirme Projesi"ne önemli katkı sağlayarak 12 bin ağacın kesilmemesi için kampanya başlattı. Proje kapsamında 100 bin "Atık Kâğıt Toplama Kutusu" Türkiye genelindeki okullara ücretsiz olarak dağıtıldı. Toplanan bir ton kağıdın yaklaşık olarak 35 yaşındaki 17 tane ağaçtan üretilen kağıt miktarına eşit olduğuna dikkati çeken Zambak Yayın Grubu Genel Müdürü Bayram Murat "Bir ofis çalışanı, bir yılda ortalama, 80 kilo birinci kalite kâğıdı çöpe atıyor. 4 ofis çalışanı bir yıl boyunca kâğıt atıklarını ayrı toplayıp, geri dönüşüm sistemine kazandırdığında, 5 adet yetişkin ağacın kesilmesini önlüyor. Yetişkin bir ağaç, 72 kişinin günlük oksijen ihtiyacını karşılıyor. Geri dönüşen 1 ton kâğıt, 2 bin 110 litre benzin, 4 bin 120 kwh elektrik ve 25 bin 900 litre su tasarrufu sağlıyor" dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106926
    % -0.06
  • 3.6758
    % -0.01
  • 4.3265
    % 0.16
  • 4.846
    % 0.22
  • 151.398
    % -0.04
 
 
 
 
 
KAPAT