BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Arka bahçe!..”

“Arka bahçe!..”

Doğrusu bu tabire bayılıyorum. Betonarme binalar arasında nefes almakta güçlük çektiğimiz mevcut çarpık şehirleşmede; “bahçe”nin lâfı bile bizleri rahatlatıyor. Ön, yan ve hatta arka “bahçe” olması bizler için farketmiyor.



Doğrusu bu tabire bayılıyorum. Betonarme binalar arasında nefes almakta güçlük çektiğimiz mevcut çarpık şehirleşmede; “bahçe”nin lâfı bile bizleri rahatlatıyor. Ön, yan ve hatta arka “bahçe” olması bizler için farketmiyor. “Bahçe” olsun da nerede ve nasıl olursa olsun!.. “Arka bahçe” tabiri, bize ferahlık ve rahatlık vermekle birlikte; bu tabire muhatap olanlar açısından durum farklıdır. Farklıdır çünkü bu tabiri ilk defa ABD Dışişleri yetkilileri, Güney Amerika ülkeleri için kullandılar. Kavga gürültü içinde yaşamaya çalışan Güney Amerika ülkeleri, patırtıyı biraz yükselttiklerinde; ABD zılgıt çekerek onları sükunete davet etmeyi itiyat haline getirmişti... Bu uluorta zılgıtlara karşı tek tük de olsa yükselen çatlak seslere karşı ABD yetkililerinin tavrı kesin ve sert olmuştu... “ABD’nin arka bahçesi olan Güney Amarika ülkeleri ABD’den sorulur.” denilerek tartışmalara nokta konulmuştu. Daha sonra “arka bahçe” tabirini dış politika arenalarında çok duyduk. Hatta bir ara Kafkaslar ve Balkanlar için biz de benzer tabirleri kullanmaya kalktık. Ancak her nedense bizim ağzımıza tıktılar. Bu defa “arka bahçe” tabirine “Kızılay” skandalında tanık olduk. Meğer “Kızılay” neymiş de bizim haberimiz yokmuş!.. Evet harçlıklarımızla oluşturduğumuz “Kızılay” imajı kırkbeş saniyede tuzla buz oldu... 17 Ağustos depremine kadar “burnundan kıl aldırmayan” bir mütegallibe ekip; Alikıran başkesen olmuş, astığı astık kestiği kestik milletin kanını emiyordu... “Har vurulup, harman savrulan” imkân ve kaynaklar ortaya çıktıkça, en ateşli “Kızılay” taraftarları bile sus pus oldular. Hatta yıllarca milletin acıma duygularını sömüren ve çarçur eden, çocuklarımızın mini mini tasarruflarını meze yapanlar kuyrularını kısıp sırra kadem bastılar. Her şeyin bir “iyisi”, bir de “kötüsü” vardır. Ancak iyinin “iyisi” olduğu gibi kötünün de, daha “kötü”sü vardır. İşte bizim nadide bir çiçek gibi büyütüp beslediğimiz “Kızılay”ımızı talan edenler; kötünün de “kötü”süne en güzel örnektir. Aslında “Kızılay”da yaşanan skandallar sosyal bilimcileri alarma geçirecek dehşettedir. Çünkü hortumlanan fakir fukura”zede”lerin haklarıdır. En gerekli olduğu anda, hayat ve ölüm arasında gidip gelen insanların haklarıdır meze yapılan!.. Meclis Araştırma Komisyonu üyelerinin ittifakla onayladıkları komisyon raporu; 305 sayfalık “ana” doküman ve bunu açıklayan 15.715 sayfalık “ek”lerden oluşmaktadır. Böyle hacimli bir çalışmanın hiçbir muhalefet şerhi olmaksızın ittifakla hazırlanması; “Kızılay”ın yolsuzluk ve usulsüzlüklerdeki pervasızlığının isbatıdır. Sağa sola çamur atarak toplumda yer bulmaya çalışanlar, hayırseverleri çeşitli sınıflamalara tabi tutarak hayır ve hasenattan mahrum edenler; bu sonuçtan utanırlar mı bilinmez! “Amme menfaatini hâdim” bir kurum olma hak ve yetkilerini kullanan “Kızılay”ımız demek ki siyasilerin “arka bahçe”si imiş... “Vah benim köse sakalım. Vah!” Koca ülke ve millet kimlere bel bağlamış? Bel bağladığımız, medet umduğumuz kara gün dostu diyerek sarıldığmız “Kızılay”; meğer ne kadar da yardıma, desteğe ve hatta kurtarılmaya muhtaçmış. Türkiye sermayeyi kediye yüklemiş de haberimiz yok! Hoş şimdi oldu da, ne olacak?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT