BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şu köşe yazarları

Şu köşe yazarları

ADINI unuttum... Yabancı bir köşe yazarına: “Ha bire politikadan, ekonomiden söz ediyorsun. Kolaysa siyâsete atıl da görelim” deyiverdiklerinde, yazardan bir müthiş cevap yetişiyor ki, duyanı okuyanı şakkadanak yerine oturtur:



ADINI unuttum... Yabancı bir köşe yazarına: “Ha bire politikadan, ekonomiden söz ediyorsun. Kolaysa siyâsete atıl da görelim” deyiverdiklerinde, yazardan bir müthiş cevap yetişiyor ki, duyanı okuyanı şakkadanak yerine oturtur: “Ben biley taşıyım. Kesemem fakat, kılıçları yaman bilerim” Unutulacağa benzemez sözlerden en boncuklusu bu olsa gerek. Köşe yazarlarını yere göğe komayın demeğe dilim varmıyor ama, sanırım sütun sahipliği hiç de önemsiz değil. * * * Yazar, bir konunun otoritesi olma iddiasını taşımaz. Ama o, yaygın bir kültüre sahiptir. Ardında sıradağlar gibi yorgunluklar bırakan bu taşkın ve aceleci karakter, olaylara ve kurumlara herkesten biraz daha yukarıdan bakabilir. Tepeden değil, yukarıdan. Tepeden bakarsa ossaat sevimsizleşir zaten. Mesleğin ince ve nazik sırrı da bu olsa gerek. * * * 60’lı yıllarda bir gün Nurullah Ataç’a takılmışlar: “Üstad” demişler, “Yermediğin şair kalmadı. Hiç şiir yazmadığın halde iyi şiiri, kötü şiiri nasıl ayırd edebilirsin? Bırak artık şu sevimsizliği” Ataç, mâlûm öfkesiyle (ballar gibi hatırlarım) Ulus gazetesindeki köşesinde unutulmaz bir cevap döktürmüştü: “Ben hayatta hiç yumurtlamadım arkadaş. Fakat, çarşıdaki yumurta taze mi bayat mı saniyede anlarım” * * * İşte böyle. Köşe yazarı da bir çeşit sarraf. Mevkî ve karar sahibi olmasa da; siyâsetin tadına varmada, “Adam olacak çocukları” farketmede, ülkenin hasretlerini sezmede, kader onlara dikkate alınma ve öncülük hakkı tanımıştır. Kolay iş değil. Kendi adıma, bu mesleği seçenlerde azıcık sanatkârlık boyası buluyorum. Köşe yazarı da tıpkı bir ressam, bestekâr, mîmar gibi, hatta bir mühendis ve matematikçi ayarında ölçülü ve kreatördür. * * * Haa, şöyle derseniz haklısınız: “Madem köşe sahibidirler; vıdıvıdı, dedikodu aktarma yerine fikir îmal etsinler, yeni birşey söylesinler” İtiraz etmem. Hatta böylece sağa sola uyarı fırsatım doğar: Yazarlık giderek zorlaşıyor. Çünki okuyucu zorlaştı hem de seviyelendi. Fikir fakirliği çekenler bu işe uzak durmalı. Limon satmalı sözgelimi. Yeterince dolmadan taşmaya kalkışanların bundan böyle vay hâline. * * * Neymiş? Yazar kısmı biley taşıymış, kesmezmiş amma kılıçları yaman bilermiş... Sürüm sürüm sürünsek bile bu söz bizlere kasım kasım kasılma zenginliği bağışlıyor. Varsın, “Şıracının dostu bozacı” desin şom ağızlılar. Kılım kıpırdamaz, keyfim bir gram eksilmez.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT