BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ömrü, lüzumlu yerde kullanmalıdır

Ömrü, lüzumlu yerde kullanmalıdır

Bu kısa ömrü, en lüzumlu yerde, en lüzumlu şeyde kullanmak gerekir. En lüzumlu şey de, devamlı Allahü teâlâyı hatırlayanların yanında bulunmaktır...



Önceki ümmetlere verilen ömre göre, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine verilen ömür, çok azdır. Bu sebeple bu ümmet için, önceki ümmetlere göre dünyâ hayâtı, pek kısadır. Bu kısa ömrü de, en lüzumlu yerde, en lüzumlu şeyde kullanmak gerekir. Bu en lüzûmlu şey de, kalbini toparlamış olanların yani devamlı Allahü teâlâyı hatırlayanların yanında bulunmaktır. Hiçbir şey Allahü teâlâdan, Onun sevdiklerinden ve dininden bahsedilen sohbet gibi faydalı değildir. Resûlullah efendimizin eshâbı, sohbet ile, başkalarından dahâ üstün oldular. Peygamberlerden başka herkesten, hattâ Veysel Karânî ve Ömer bin Abdül’azîz hazretlerinden dahâ üstün oldular. Hâlbuki Veysel Karânî ile Ömer bin Abdül’azîz hazretleri evliyâlıkta son dereceye yükselmiş ve sohbetten başka kemâlâtın hepsine varmışlardı. Bunun için, Peygamber efendimizin eshâbından birinin yanılması, Resûlullah efendimizin sohbeti bereketi ile, o ikisinin doğru işlerinden dahâ hayırlı oldu. Çünkü eshâb-ı kirâm, Resûlullah efendimizi görmekle, melekle birlikte bulunmakla, vahyi ve mu’cizeleri görmekle, îmânları görerek inanmak oldu. Bu üstünlükler, bütün başka üstünlüklerin temelidir, kaynağıdır. Eshâb-ı kirâmdan başkası bunlara kavuşamamıştır. SOHBETİN ÜSTÜNLÜĞÜ... Veysel Karânî hazretleri, sohbetin bu üstünlüklerini bilseydi, hiçbir şey onu Peygamber efendimizin sohbetinden alıkoyamaz, bu üstünlüğe kavuşmak için her şeyi bırakırdı. Bunun için İbrâhîm bin Edhem hazretlerinin talebesi olan Huzeyfe-i Mer’aşî hazretleri, dünyâ ehlinin sohbetinden kaçınır ve sevdiklerine sık sık; (Sohbet az da olsa, tesir eder) hadîs-i şerîfini okurlardı. Din câhilleri ile, dünyâya düşkün olanlarla ve mezhebsizlerle görüşmemeli, sohbet etmemelidir. Bunlarla görüşmek, insanın bâtınını, kalbini, rûhunu harâb eder. Evliyânın, sâlihlerin sohbetinde bulunmak ise, zikirden ve diğer nâfile ibâdetlerden dahâ faydalıdır. Ahmed bin Ebü’l-Havârî hazretleri sevdiklerine; “Kalbinde bir katılaşma gördüğünde, sâlihlerle sohbet et, onlarla bulun, yemeği azalt, nefsinin isteklerini yapma ve onu sıkıntılara alıştır” buyururdu. Sâlihlerin sohbetini aramalı, onlarla beraber olmaya çalışmalıdır. Ancak sohbet, dünyâ için olup, âhiret düşünülmezse, dünyâ ve âhıret için hüsrân olur. İmâm-ı Rabbânî hazretleri; “Ehl-i sünnet îtikâdından hardal tânesi kadar ayrılanla sohbet etmek, arkadaşlık kurmak, öldürücü zehirdir” buyurmuştur. Ahmet Siyâhî hazretleri, oğluna nasihat ederek buyuruyor ki: “Ey oğul! Dünyâya sarılmış, ona gönül vermiş olanlarla bulunma. Onlarla sohbet ve berâberlik, gam, keder ve üzüntü getirir. Bu tecrübe ile sâbittir. Onlar senden faydalanırlar ise de, sen onlardan faydalanamazsın.” Sohbet lâzımdır ve başka çâresi de yoktur. Bunun için sâlihlerin sohbetine ve ahkâm-ı islâmiyyeye uygun olan şeylere rağbet etmeli, İslâmiyete muhâlif, aykırı iş görenlerden ve böyle yerlerden uzak durmalıdır. Ehlullahın yani Allah adamlarının sohbeti, kemâlin, olgunlaşmanın ele geçmesi için mutlaka lâzımdır. Evliyânın sohbeti faydalıdır. Zira onların sohbetinin bir sâati, kırk günlük mücâhedelerden dahâ üstündür. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki: “Evliyâ ile dünyâ menfati için sohbet eden, bereketlerine kavuşamaz. Sohbet, insanı nefîs ve şeytân şerrinden korur. Sohbetten istifâde etmek için, inanmak, muhabbet ve teslîm olmak lâzımdır.” HAKÎKÎ ÂLİM BULUNMAZSA! Netice olarak, hakîkî âlim, evliyâ bulunmadığı zamânlarda, mürşid geçinen câhillere aldanmayıp, vefât etmiş âlim ve evliyânın rûhlarından feyiz almaya çalışmalıdır. Buna kavuşmak için, Ehl-i sünnet itikâdında olmak, ahkâm-ı islâmiyyeye uymak, hakîkî âlimlerin kitâplarını okumak ve okuyan ile sohbet etmek şarttır. Küçük çocuk, en çok anasını sever ve ona sığınır. Aklı başına gelince, babasına dahâ çok güvenir, buna sığınır ve bundan faydalanır. Mektebe veyâ sanata başlayınca, hocasına, ustasına sarılır. Bunlardan faydalanır. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Rûhun kazançları da, bunun gibi, önce ana, baba ve âlim, sonra Resûlullah efendimiz vâsıtası ile alınıyor. Şu beyitte ifâde edildiği gibi: Erenlerin sohbeti, ele giresi değil. Sohbete kavuşanlar, mahrûm kalası değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT