BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Turist kafilesi gibi

Turist kafilesi gibi

Seneler önce Tekel fabrikasında çalışan işçiye büyük ikramiye çıkmıştı. Her büyük ikramiyeye kavuşan yoksul gibi o da bir müddet sonra dağıttı, perişan oldu, ona buna muhtaç hale geldi.



Seneler önce Tekel fabrikasında çalışan işçiye büyük ikramiye çıkmıştı. Her büyük ikramiyeye kavuşan yoksul gibi o da bir müddet sonra dağıttı, perişan oldu, ona buna muhtaç hale geldi. Olacağı buydu. 35 sene yokluk içinde yaşayan adamın eline bugünün parasıyla 5-10 milyonu tutuşturursan o yükü kaldıramaz. Bu, hemen her iş için böyle.. Köyde doğup büyüyen adamı şehrin ortasına bırakırsan o da dağıtır. Dağıtırdı. Şimdi şehirler köylülerin istilası altında olduğu için sıkıntı çekmiyorlar. 60 sene örtülü diktatörlükle idare edilen bir ülkede doğan, büyüyen, okuyan, işe giren adamın ipini gevşetirsen o da dağıtır. Tek kanal televizyonla büyüyen ve hatta onu da belli bir yaştan sonra gören adamın önüne 80 tane kanalı koyarsan o da dağıtır. Altmış yaşında sosyal medyayla tanışan adam da dağıtır. Hiç geçiş süreci yaşayamadık. 80'li yıllarda Alman İçişleri Bakanı, Almanya'daki Türk nüfusunun (birinci neslin) köylerden gitme olduğunu, hiç şehir görmemiş insanlar olduğunu, Ankara İstanbul gibi büyük şehirlerimizde üç beş yıl yaşamış insanlara itirazlarının olmadığını söylemişti. Ben adamın derdini 10-15 yıl sonra anladım. Bizim ilk nesil göçmenler alabora oldular. Hatta aynı yıllarda, 60'lı yıllarda, Polonya ve İtalya, Almanya'ya gönderdiği işçileri bizim hac kafileleri gibi gruplandırmış, hepsinin başına dil bilen birer mihmandar koymuş. Onlara orada yol göstersin, yardımcı olsun diye.. Bizimkiler onu da akıl edememişler. O günler geldi geçti. Bugün turlarla bir yabancı ülkeye gittiğiniz zaman bir rehber size eşlik ediyor, gezdiriyor, anlatıyor.. Akşam olunca eksiksiz otele dönmek için herkesi tek tek koyun sayar gibi sayıyor veya kibarlık edip yanındaki arkadaşı gelmeyen var mı, diyor. Bende takıntı haline geldi.. Tıpkı turlarla yabancı ülkeye giden turistler gibi keşke diyorum içeride yaşayanlar da gruplandırılsa.. Başlarında bir rehber olsa, o rehber eşliğinde haber dinleseler.. dizi seyretseler.. alışveriş yapsalar.. ev alsalar.. işe girseler.. O rehber onlara lazım olduğu kadarıyla günlük haberleri özetlese.. O rehber sadece rehberlik değil, vasilik etse.. Hani mahkeme kararıyla bazıları malını tasarruf hakkından men ediliyor, mahcur sayılıyor.. Niye akla ilk gelen mal oluyor ki.. Tercih etmek de tasarrufta bulunmaktır. Reddetmek, desteklemek.. Karşı gelmek.. Bu uyaranlarla sağlıklı tercih imkânı yoktur. Olup biteni anlamak bile mümkün değil. Bizim hangi etkiye nasıl tepki vereceğimizi bizden iyi bilenler var.. Mihmandarlık örtülü yapılıyor. Herkes başka sebeplerle ve güya kendi iradesi ile birilerinin peşine takılıyor. Bu iş aleni olunca yatın/kalkın/ gelin/gidin/yasak/serbest diyen biri olunca diktatörlük diyorlar. Emir ve talimatlar örtülü -veya dolambaçlı- olunca demokrasi diyorlar. Aslında ithal demokrasi diktatörlüklerden daha acımasız...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT