BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünden Bugüne Su Medeniyeti - 4 -

Dünden Bugüne Su Medeniyeti - 4 -

Suların getirilmesi, çeşme ve sebillerden akması, içenin yaptırana rahmet dilemesi, hep hayır işleridir. (Hadis-i Şerif) ile de su dağıtmanın veya çeşme yaptırmanın önemi ortaya çıkıyor. “Günahı çok olan su dağıtsın” Sebiller de bu hayır işlerinin başını çekerler. Sebillerde ayrıca bayram ve kandil gibi önemli günlerde buzlu şerbetler akıtılmıştır.



Su gibi aziz ol Günümüzde her eve su tesisatı bağlanması sonucu meydan çeşmelerine gereken önem verilmediğinden, kullanabilir olanların sayısı yok denecek kadar azalmıştır. Ancak, dinimizin suya verdiği önemi bilen ve susamış bir kimsenin, “Su gibi aziz ol” duasına kavuşmak isteyen birçok hayırsever hayır için çeşmeler yaptırmıştır. Mesela gazetemiz, İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun birçok vilayetinde 65 çeşme, 1 şadırvanıyla bu hayır hizmetinde örnek davranış göstermiştir. Çeşmeler son devir Osmanlı Mimari üslubunda inşa edildiği için şehrin meydan ve parklarında güzellik timsali olarak dikkati çekmektedir. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında işlek yollar üzerinde gelip geçenlerin ve diğer canlıların su ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için bu hayır hizmetine çok büyük önem verilmiştir. “Allah rızası için” bir tas su Bu rica, hiçbir Müslüman’ın geri çevirmeye cesaret edemediği bir anlam taşır ve hemen yerine getirilir. Çünkü su, hayat hakkıdır, canlı olan her şey sudan yaratılmıştır. Allah rızası için bir yabancıdan istenen su, her yudumu besmeleyle açılıp, şükürle noktalamak üzere üç solukta ve oturarak içilmesi vücuda faydalı olduğu, kitaplarda yer almaktadır. Hasıl olan sevabı da “geçmişlerin ruhu için” diye dua edilir. Suyu ikram eden genç biri ise, “Su gibi aziz ol, su gibi mübarek olasın” denir. Şehir kültüründe su, zaruri ihtiyaç maddesi olmanın da ötesinde, temizliğin ve ruh berraklığının ayrılmaz unsuru ve timsali olarak yer tutar. Şüphesiz ki su, bütün dünyada şehir hayatının ana ihtiyaçlarından biridir. Su kültürdür Osmanlı şehirlerinde su fikrine bağlı düzenlemeler, kendi başına mimari bir tarz meydana getirecek derecede hayatla kaynaşmıştı. Bilhassa İstanbul, çeşme ve sebilleriyle; suyu uzak yerlerden şehre taşıyan su şebekesi ve müştemilatıyla; Türk Su Kültürü’nün ve bu kültür etrafında halkalanmış mimari elemanlarla, hayranlık uyandıran nice eserin bugün bile ayakta kalabildiği bir cazibe merkezidir. İstanbul kemerler ve sarnıçlar manzumesidir. Hele şehrin ötesine berisine dağılan çeşme ve sebiller medeniyet çiçekleridir. Fetihten kısa bir süre sonra başlayıp yakın tarihimize kadar üretilen mermer ve taştan örülmüş güzellik abideleri sebil ve çeşmeler insanlara billur gibi su akıtıyordu. İslamla şereflenen Türkler’in de yayıldıkları ve yerleşerek imar ettikleri her yerde, vücuda getirdikleri kültür ve medeniyet eserleri arasında suyla ilgili yapılar büyük bir yekûn tutmaktadır. İlgi gösterilsin Vakıf yoluyla meydana getirilen bu tesisler, gerek çok sayıda ve birbirinden farklı hizmetlere uygun sanatkarane biçimleri; gerekse bunların yapım ve kullanımıyla ilgili düşünce ve inançları, örf ve adetleriyle yüzyıllar boyunca zenginleşen muhteşem bir su medeniyetine vücut vermiştir. Bu benzersiz yapıları gelecek nesillere aktarmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü başta olmak üzere kamu ve sivil kurum örgütleri, işadamları topyekûn seferber olmalı. Büyük sevap Tarih içinde su, Müslüman Türk’ün hayatında, bir ihtiyaç maddesi olmaktan çıkmış, edebiyattan mimariye, hatta musikiye kadar, günlük hayatlarında en mutena yeri almıştır. Padişahtan sade vatandaşına kadar, susayanlara su vermenin sadakanın en üstünü olduğu inancından hareketle zamanlarının imkan, şart ve usulleri çerçevesinde bulundukları her yerleşim merkezinde ve gittikleri her yerde kuyu, bent, köprü, suyolu, şadırvan, çeşme, sebil, hamam gibi sayısız su tesisleri kurmuşlardır. İçene rahmet Suyun insanların hizmetine sunulduğu yapılar olan çeşme, şadırvan ve sebil arasında özellikle sebil dikkat çekmekte. Zira sebillerde su, tesise kadar getirilmekle kalmayıp, burada bir vazifeli tarafından, isteyenlere taslarla takdim edilmektedir. Ayrıca sebilde verilen suyun “iyi su” olması esas tutulmuştur. “Sebil” kelimesi yaygın olarak, yollar üzerinde gelip geçenlere hayır için parasız su ikram etmek maksadıyla yaptırılan binalar, sebilhaneler ve hayrat çeşmeler için kullanılır. Yolculuğu kolaylaştırmak, yolcular için özellikle kurak yerlerde hayrat kuyular açtırmak, sarnıçlar, çeşmeler yaptırmak, İslam Dini’nde ve Türk ananesinde en büyük hayırlardan sayılmış. Hayır için, parasız dağıtılan soğuk su ve şerbetlere sebil denir. Hayır sahipleri, Ramazan akşamlarında, bayramlarda, kandillerde veya kendileri için manalı saydıkları diğer günlerde, sebilhanelerde veya köşe başlarında, soğuk şerbet dağıttırırlardı. Süslü yapılardı Sebili dağıtanlara da sebilci denir. Sebil veya sebilhane denilen binalar, umumiyetle yuvarlak, üzeri genişçe saçaklı bir küçük kubbeyle örtülü küçük odalar, odacıklar şeklinde olurdu. Türk mimarisinin çok sevilen bu güzel yapılarından, sanat değeri taşıyanlar pek çoktur. Bel hizasına kadar çıkan köşeli veya yuvarlak, umumiyetle mermer kaplı, etek denilen bir duvar, bu duvarın üstünde büyük Nük percereler teşkil edecek şekilde yükselen sütunlar ve küçücük bir kubbeyle süslü tavan. İşte sebil veya sebilhane denilen yapının temel elemanları. Sütunların arası şebeke denilen gayet süslü demir veya pirinç parmaklıklarla kapatılır. Şebekenin alt kısmında aralıklar bırakılır, her aralığa bir tas konur ve bu taslar zincirle şebekeye bağlı olur. Sebilhane bardağı da denilen taslar ki, içerdeki görevli tarafından devamlı dolu olarak bulundurulur ve gelip geçen bunlardan içerdi. (Sebilhane bardağı gibi sıra sıra durmak deyimi de buradan çıkmış olsa gerek) Bir kısım sebiller fıskiyeli ve fıskiyesiz havuz şeklinde veya oluklu da olabilirdi, bunların çeşmeden farkı, çatılı binalar (odalar) şeklinde yapılmış olmalarıdır. Türkiye Çeşmeleri Güzel Türkiye’mizin birçok ilinde park ve meydanları süsleyen Türkiye Gazetesi Çeşmeleri, insanlara hayırlı hizmet yapmanın haklı gururunu taşıyor. Birçok konuda öncü olan Türkiye Gazetesi tarafından yurdun çeşitli yerlerinde yaptırılan toplam 65 çeşme bir de şadırvan bulunuyor. Bunların 24 çeşme ve 1 şadırvanı İstanbul’da yer alırken, Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinde 41 çeşme bulunmaktadır. Mermer ve Hamidiye tipi olan çeşmeleri İstanbul’da hemen her ilçede görmek mümkün. Takdire şayan olan bu çeşmelerin günlük bakımları da yine İhlas Holding tarafından yapılmaktadır. Ancak İstanbul’un bazı bölgelerinde park ve yol çalışmaları öne sürülerek böyle güzel eserlerin yıkılmak istenmesi utanç verici. Oysa toplumun faydası için yapılan bu eserleri korumak ve sahiplenmek yerel yöneticilerimize düşmektedir. DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96384
    % 1.04
  • 5.7414
    % -0.36
  • 6.3618
    % -0.39
  • 7.0428
    % -0.39
  • 279.903
    % 0.73
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT