BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Prof. Dr. Afet İnan’ın Atatürk’ten bir anısı

Prof. Dr. Afet İnan’ın Atatürk’ten bir anısı

Prof. Afet İnan anne tarafından büyük lider Atatürk’ün akrabası idi. Genç bir ilkokul öğretmeni iken onu Atatürk İsviçre’ye yollayarak orada Tarih doktorası yapmasını sağladı.



Prof. Afet İnan anne tarafından büyük lider Atatürk’ün akrabası idi. Genç bir ilkokul öğretmeni iken onu Atatürk İsviçre’ye yollayarak orada Tarih doktorası yapmasını sağladı. Afet hoca Türkiye’ye dönünce de senelerce Ankara’da Tarih profesörlüğü yaptı. Atatürk bir çok konudaki görüşlerini nutuklarında, konuşmalarında söylediği gibi Afet Hocaya dikte de ettirirdi. Türk Tarih Kurumunun da değerli bir üyesi olan Profesör Afet Hocayla tanışmış ve bir çok ilmi konferanslar, kongreler sebebiyle bir araya gelmiştik. Derin bilgisinden her zaman yararlanmışımdır, nur içinde yatsın. (Atatürk zamanındaki Dış Politika) konulu bir kongrede ben bir tebliğ sunmuştum. Muhterem hocam Ordinaryüs Profesör Reşat Kaynar bunu çok beğendi hatta kongre zabıtlarına aynen şunları geçirtti “Herşeyden önce bize hazırladığınız çok toplu, çok yararlı tebliğinizden dolayı sizi tebrik eder teşekkürlerimi ve minnetlerimi arzetmeyi bir borç bilirim.” Daha sonra söz alan Prof. Dr. Afet İnan aynen: “Bir anımı anlatmak istiyorum” diye söze başladı ve devam etti: “Montreux Anlaşması görüşülürken Montrö’deydim. Açılışa ve bazı toplantılara katıldım. Benim bir vazifem yoktu, ama tarihçi olarak takip ediyordum. 15 Temmuzda imtihanlarım bitti ve Türkiye’ye dönecektim. Atatürk’ün isteği ile Tevfik Rüştü Bey ile görüştük. Bazı meselelerde anlaşma olmadığını bana anlattı. Türkiye’ye döndüğümde duyduklarımı Atatürk’e aktaracaktım. Trenle ancak 20 Temmuz’da İstanbul’a gelebildim. Atatürk de İstanbul’daydı. Ben iyi haber getiremediğim için üzülüyordum, ama Atatürk gayet neşeliydi, ve; - Ne oldu? dedi Anlatayım... - Yok, mesele bitti. 20 Temmuzda istediğimiz gibi imzalandı. O zaman çok ferahladım ve dedim ki: - O halde başka bir meselemiz kalmadı. - Nasıl olur? Şimdi İskenderun meselemiz var. İskenderun’u alacağız.” Bu konuşma bize büyük Atatürk’ün mütemadiyen memleket meseleleri ile meşgul olduğunu, devamlı teyakkuz içinde bulunduğunu çok güzel anlatmaktadır. Nitekim Afet İnan hoca konuşmasına şöyle devam etmişti: Ondan sonra da eylül ayında Hatay meselesi ele alınmıştı. 1939’a kadar devam etti. Hatay ismini Atatürk koymuştu. Atatürk bazı meleleri zamanına göre ve fırsat buldukça ele almayı ön görmüştür. Onu da belirtmek istedim.” Atatürk’ün “İskenderun meselemiz var” dediği tarih 1936 ve kati olarak da “İskenderun’u alacağız” şeklindeki sözü onun çok önceden Hatay meselesini enine boyuna düşündüğünü göstermektedir. Nitekim Hatay’ı hayatı pahasına karnı hastalığından şiş olup ceketi kapanmaz durumda iken saatlerce kahraman Mehmetçiği ayakta selamlamıştı. Nur içinde yatsın. Şair onun için “Biz uyurduk o bizleri beklerdi” “Uyudu nöbeti bizlere verdi” diyor. Aman nöbeti iyi tutalım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT