BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biraz da ekonomi...

Biraz da ekonomi...

Enflasyonun Temmuz ayında beklenen oranların çok üzerinde seyretmesi hükümete hayli sıkıntılı günler geçirtti. Umarız Ağustos ayı Temmuz’u aratmaz!



Enflasyonun Temmuz ayında beklenen oranların çok üzerinde seyretmesi hükümete hayli sıkıntılı günler geçirtti. Umarız Ağustos ayı Temmuz’u aratmaz! Zaten ağustos ve eylüldeki oranlar da hükûmeti yanıltırsa, o takdirde; “Yandı gülüm keten helva!..” Gizli maliye bakanımız Cottarelli ay sonunda “teftiş”e geliyor. Üç yıllık enflasyon programının ilk değerlendirmeleri bize çok şeyler fısıldayacaktır. Hele ikibinbir yılının bütçe çalışmaları da gündeme geldiğinde Ankara toz duman olacakmış gibi bir his var içimizde. Bu yıl mahsul fena değildi. Turist desen; rekor üstüne rekor kırıyoruz. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın dövizlerinde de kayda değer bir artış olduğuna göre; bize “karada ölüm yok!” demektir. Nükleer denizaltımız olmadığına ve Ege adalarını da Yunan’a verdiğimize göre denizden korkmamıza gerek yok. Siz öyle bilin. Ancak “kazın ayağı” sizin bildiğiniz gibi değil. Açıklar zannedildiğinin çok üzerinde, kara delikler ise kapanması güç ölçülerde seyrediyor. Hal böyle olunca da bu gidişe çare bulabilmek için bir “günah keçisi” gerekiyordu... “Terör”ü çok önceleri kullandık, o bitti. “Deprem”i kullandık, onun da üzerinden bir yıl geçti. “İrtica” desen neredeyse suyunu çıkarttık. Kala kala elimizde yıpranmamış bir “özel sektör” kaldı... Öyleyse vur “abalı”ya. Soruyorum! Sizce özel sektör “yaş tahtaya basar” mı? Adı üstünde özel ve kâr gayesi ile kurulmuş işletmelerin enflasyonu azdırması mümkün müdür? Bizce değildir. Kaldı ki özel sektör serbest rekabet ilkelerine göre “kâr” edebilmek için, bütün sabit giderlerini sık sık gözden geçirip kısmasını becerebilen sektördür. Söz kamu sektörüne gelince, bu alanda serbest rekabet ve hür teşebbüs gibi “çağdışı hurafeler(!)”e yer verilmez. Kâr zarar hesabı yapılmaz. Adı üstünde kamuya hizmet esastır. Kamuya kamu tarafından sunulan mal ve hizmetlerin maliyetini hesaplamaya bile gerek duyulmaz. Hâl böyle olunca da; enflasyon da bürokrasi de, insanlar da azar!.. Koalisyon hükümeti dövizin boynuna kemendi takıp kazığa bağladı. Şu andaki faizlerin de fren sesi kulakları sağır edecek ölçülerdedir. Şayet döviz, ipini kopartır, faizlerin de freni patlarsa siz asıl o zaman “seyredin gümbürtü”yü... Biz enflasyonun düşmesini istemiyor değiliz. Ancak uygulanan programın “kuş” mu, “deve” mi olduğunun anlaşılmadığını vurguluyoruz. Diğer taraftan enflasyonla mücadele programını sadece ekonomik bir hadise olarak ele alıp; fakir fukaranın, işçi, memur ve dargelirlilerin sırtına yüklemekle başarılı olunmaz. Bu mücadele topyekun bir sosyal hastalık olarak ele alınmadıkça başarı çok zor bile değil, hayaldir, hayal!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT