BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Yarın yine geleceğim...”

“Yarın yine geleceğim...”

Selda içecek siparişlerini hazırlayan ablasının yanına geldi heyecan içinde. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Yan gözle babasına baktı, hafifçe eğilip fısıldadı Hülya’nın kulağına ...



Selda içecek siparişlerini hazırlayan ablasının yanına geldi heyecan içinde. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Yan gözle babasına baktı, hafifçe eğilip fısıldadı Hülya’nın kulağına: - Haydi iyisin yine, çocuğun gözü hep sende... - Amaaan! Git başımdan be! Bana ne... Alaylı bir şekilde güldü küçük kız: - Hakan ağabey duymasın... Hülya sinirli bir şekilde elindeki tepsiyi kuruladı: - Bana ne duyarsa duysun. Hem Hakan da kim oluyormuş... Selda buzdolabından kola şişelerini çıkartırken aynı müstehzi tavırla devam etti konuşmasına: - Bilemem... Dün akşam sen erken gittin ama senden sonra geldi buraya. Babamla bir muhabbet, görme... Babama kalsa hiç beklemeyecek verecek seni Hakan ağabeye... Aslan gibi de çocuk, ne diye istemezsin bilmem ki... Hülya bir şey söylemeden tepsiyi kucakladığı gibi tezgahın altından çıktı. Kibar olmaya gayret ederek içecekleri dağıttı masaya. Tarık hâlâ kendisine bakıyordu dikkatli gözlerle. Masadan ayrılmak üzereyken hafifçe gülümsedi genç adama. Selda ise ocağın arka tarafında kıkırdayıp duruyordu bu manzaraya bakarak. Bir saate yakın oturdu gençler. Bu arada daha birçok kişi gelip gitti. Hülya tezgahın arkasına geçmemeye gayret etti onlar gidene kadar. Hep ortalarda dolaşıp servis yaptı. Bir saat boyunca ne zaman kafasını gençlerin oturduğu masaya çevirse Tarık’ı kendisine bakarken buluyordu. İlk defa sıkılmadan servis yapıyordu. Mahmut ise ter içinde kalmıştı ocağın başında. Dolabı açıp eğildi. Kaşar peyniri az kalmıştı. Alnındaki terleri kolunun tersiyle silerek seslendi: - Kızım, Selda! Haydi bebeğim, bir koşu evden kaşar al da gel. Hem annene de söyle, işini bitirdiyse gelsin, yetişemiyorum tek başıma... Gelirken de benim ilacımı getirsin. Midem yine kaynayıp duruyor. Unutmuşum yanıma almayı... Selda yüzünü buruşturdu sıkıntıyla. Suratı asılmıştı. Mahmut fark etti onun halini: - Haydi sallanma bakayım! İşe yaradın mı tam yaramalısın... Küçük kız masaların arasından dolanarak yola çıktı. Koşar adımlarla yürüdü cadde boyunca. İki sokak arkadaydı evleri. Babadan kalmaydı arsa. Bundan üç sene önce müteahhide vermişler, bir daire almışlardı yerine. Bütün herkes Mahmut’a kandırıldığını söylemişti ama tok gözlü adamdı Mahmut: - Boş ver! Bundan önce de başımızı sokuyorduk içinde, şimdi de sokuyoruz işte. Ne yapacağım fazlasını. Haydi oğlum olsa düşünürüm ama kızların ikisi de el evine gidecek. Nemika’yla bana yeter de artar bu ev! Diyerek susturmuştu insanları. Küçük bir arsaydı zaten. Tek katlı bir konduydu o güne kadar oturdukları yer. Müteahhit beş katlı bir apartman çıkmıştı tek daireli. En alt katı vermişti Mahmutlara. Diğerlerini de yazlıkçılar satın almıştı. Kışın kimse olmazdı apartmanda. Kilitleyip giderlerdi okullar açılacağı zaman. Arada bir sömestr tatilinde gelen de olurdu ama tek tük. Selda hızla girdi kapıdan, yumruklayarak çaldı. Nemika hanım telaşla koşturup açtı. - Kızım ne yapıyorsun? Hiç yakışıyor mu senin gibi genç bir kıza? - Babam çağırıyor anne! Kaşar bitmiş, hem de annen gelip yardım etsin dedi. - Çok mu kalabalık? Genç kız bu arada şişenin başına geçmiş, kana kana su içiyordu. Derin bir nefes alarak elinin tersiyle kuruladı ağzını: - Öfff! Hem de nasıl, bir görsen. Ablam bile serviste... Nemika hanım hemen hazırlandı. Sıkılmıştı zaten evde oturmaktan. Ana kız hızlı adımlarla çıktılar. Bu arada Tarıkların bulunduğu grup sandviçlerini yiyip kalkmışlardı. Hesabı Tarık ödedi. Paranın üstünü getiren Hülya’ya yavaşça fısıldadı: - Yarın yine geleceğim... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT