BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gökte dolunay vardı

Gökte dolunay vardı

Elçibey Azerbaycan’da demokrasiye geçiş döneminin lideriydi. Olabildiğince demokrasiye, çok sesliliğe önem veriyordu.



Elçibey Azerbaycan’da demokrasiye geçiş döneminin lideriydi. Olabildiğince demokrasiye, çok sesliliğe önem veriyordu. Milliyetçiydi, Atatürkçüydü. Seçimle cumhurbaşkanı oldu, darbeyle uzaklaştırıldı: Erken kazandı, erken kaybetti. Azerbaycan için pek yeni olan bazı değerler yerli yerine oturmamışken işlerin sadece vatanseverlikle yürümeyeceği ortadaydı. Elçibey’in politikası biraz daha esnek olsaydı, daha geniş kitlelerce destek görebilirdi. Karabağ Azerbaycan için milli davalardan biri olduğu halde, bağımsızlığına yeni kavuşmuş, serbest piyasa ekonomisine geçiş sancıları içindeki Azerbaycan’ın Karabağ’daki savaşı sürdürmesi yararlı olmayacaktı elbette. Elçibey’in bir büyük hedefi vardı: Kuzey Azerbaycan’la, güney Azerbaycan’ın birleşmesi. Oysa önce Kuzey Azerbaycan sağlam sarsıntısız temeller üstünde yükselmeliydi. Cumhurbaşkanı olduktan sonra Karabağ savaşını sona erdirecek bir tutum izleyebilseydi, belki arkasındaki kitleyi bölünmeden elinde tutabilseydi apar topar yapılmış bir darbeyle karşı karşıya kalmayacaktı. Ama benim görebildiğim kadarıyla yetmiş yıl baskılı bir rejim altında kalan bir toplumun yeni sıkıntılara tahammülü olamazdı. Onlara idealler değil, gelecek için güven verebilecek yapıda birisi birileri gerekti. Bütün bunlar bir yana Elçibey Azerbaycan tarihinde ceditçilerden sonra yıldızı parlayan ve parlayacak olan bir dava adamı, bir büyük öncüdür. Fakat onu tarih içersinde sadece şu ifadeyle belirlemek yetersizdir bence. Elçibey bir duygu adamıydı aynı zamanda. Bu yazıya bir hatıramı almak istiyorum. Azerbaycan’a yine öyle kalabalık bir grupla gidişlerimizden birinde Hazar Deniziyle ilgili bir efsane anlatmışlardı. Rivayete göre Hazar Denizi eğer Türkler’in yıldızı dünya semalarında parlayacaksa kabarır yükselirmiş. Hatta bazı gençler suyun seviyesini ölçerlermiş zaman zaman. Elçibey bir akşam bizleri yemeğe davet etmişti. Karşılıklı sohbet ederken bir ara kendisine bu efsaneyi hatırlattım. Gülümsedi. Bir süre sonra “Haydi gidiyoruz!” dedi. Hepimiz şaşırmıştık. “Nereye?” diye soracak olduk. Elçibey “Hanımefendi siz Hazar’den söz etmediniz mi? Hazar’a gidiyoruz...” Eşim, ben, Turan Yazgan Hoca ve grubumuzdan bir kısım arkadaşımız Hazar Denizi’nin yolunu tuttuk. Tam da suların yükseliş zamanıydı. Gökte dolunay vardı; sular hışımlıydı fakat üşütmüyordu insanı. Dalgalardan nasibimizi alarak üstümüz başımızla sulara girdik, yarıya kadar ıslandık. Bir de gülme aldı bizi. Öyle gülerken bütün kaygıları bir yana atmışken fotoğraflar çektik. Şiirler söyledik, sohbetler ettik. Hazar’ın suları içimize ruhumuza işledi. Sonra kıyıya çıktık; hep birlikte oradaki çayhanede oturduk. Elçibey garsonu çağırdı. “Ne var oğlum?” diye sordu. Çocuk “itburnu...” dedi. İtburnu meğer kuşburnuymuş... Neyse bir sürahiye koymuş getirdi. İçtikçe üstümüzün başımızın ıslaklığını unuttuk. Elçibey’le yine o gece itburnu içerek bir mülakat yaptım. Onu yeniden rahmetle anıyorum. Bütün bunlar yaşandı... Unutulmasın diye yazdım. Çünkü tarih insanları belli hükümlerle kalıplaştırıyor ne yazık ki. Oysa ister dava adamı olsun, ister mütefekkir herkes bir insandır..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT