BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzkarası halimiz

Yüzkarası halimiz

Yaşlılarımızın bir tespiti var ki, katılmamak mümkün değil: Vaktiyle, İnönü’nün Halk Partisi, insanımızdan Allah korkusunu kaldırdı ...



Yaşlılarımızın bir tespiti var ki, katılmamak mümkün değil: Vaktiyle, İnönü’nün Halk Partisi, insanımızdan Allah korkusunu kaldırdı; o, alaşağı edildikten sonra gelen Demokrat Parti de milletten kanun korkusunu kaldırmıştır! Bu görüşe ister katılın ister katılmayın ama; görünen o ki, günümüz insanında ne Allah korkusu ve ne de kanun korkusu kalmıştır. Gün, üç kağıtçıların, gözbağcıların, vurguncuların, soyguncuların, yağmacıların, kundakçıların, kaçakçıların tek kelime ile hırsızların günüdür. Ve bu, bu günün meselesi değildir. Bugün, hangi taşı kaldırırsanız altından çıkmaları, illetin umuma şamil olmasındandır! Bu, neden böyledir? Bu coğrafyadaki insanların kafaları hep hinliğe mi çalışıyor? Bunun birinci ve en önemli sebebi eğitimdir. Ne ekersek onu biçiyoruz. Bakınız; Ahmet Kabaklı Hocamız, eğitimde onulmaz bir yaramıza günlerdir parmak basıyor. Yetkili ve yetkisiz bir Allah’ın kulundan çıt çıkmıyor. Türk çocukları, öz dillerini öğrenmeden, milli kimliklerini edinmeden yabancı dil eğitimine tabi tutuluyor. Bu anlaşılmaz hal, sömürge zihniyetiyle teslimiyetçilik değil de nedir? Bırakın Avrupa’yı, Amerika’yı, içimizdeki Türk maarif sistemine göre kurulmuş ve bu şekilde tedrisatlarına devam eden yabancıların eğitim müesseselerine bakın: (-ki, bu okullara Türk çocukları da alınıyor) Fransız’ı, Alman’ı İngiliz’i, Avusturyalı’sı.. nasıl bir eğitimden geçiriliyorlar? Türkiye’de bile din derslerini tatbiki olarak kiliselerde görüyorlar. Türk çocuklarının ise, ilköğretim çağında camiye gitmeleri ve Kur’an-ı Kerim dersi almaları sakıncalı! Bir kısım ne idüğü belirsiz kişiler; bu çocuklar henüz reşit değil, dolayısıyla bunlara Kur’an-ı Kerim öğretmek, belirli bir dinin gereklerini belletmek, bir baskı ve dayatma unsurudur diyor. Çocuk bir kemale gelsin; 15-16 yaşından sonra, kendisi karar verecek duruma gelince, istediği dinin dersini alsın hezeyanındalar. Çocuk bu; menfaati veya kabahati olan yerde, yalan söyleyebilme ihtiyacı duyabilir! Çocuk da olsa, bilirse ki, benim her anım, bizi yoktan var eden tarafından gözetilmekte, dolayısıyla benim yalanımı da görüyor ve işitiyor. Ve ben O’nun sevmediği bir kişi oluyorum. Der ve çocuk kalbiyle bir muhasebe yapar. O kötü fiilinden vazgeçer. Kendine, ailesine, devlet ve milletine ve her şeyden önemlisi Rabbine karşı hayırlı yetiştirilmeyen nesillerden ne beklenilebilir? İkinci ve önemli bir sebep de, cari olan kanunların yalnızca güçsüzlere işletilmesidir. Güçlü, haksız da olsa kanunun kendisi olduğundan, diğer bir deyişle kanunlara o hükmettiğinden, meydana gelen toplumun özeti, (altta kalanın canı çıksın)dır. Devleti ve milleti soyanlar yakalandıkça; Türk cemiyeti bağırsaklarını temizliyor diye seviniyoruz. Ama, devleti ve milleti soyanların çokluğu karşısında hayretten hayrete düşüyor ve; cemiyet, neredeyse tümüyle bağırsak oldu demekten kendimizi alamıyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT